Bu günlerde Osmanlı İmparatorluğunun 700''üncü yılı kutlanacaktı, ne oldu? Araya bir şeyler mi karıştı pek bilemiyorum? Bizim gazetede okudum. Ankara Belediyesi kutlama anısına 700 çiftin nikahını kıymış... Buna da şükredelim. Osmanlı tanımlamasından sanki korkar çekinir gibi bir halimiz var... Buna bir anlam veremiyorum. Halbuki Osmanlı denilince akla gelen, yüzlerce yıl dünyanın üç büyük kıtasında hükümferma olmuş, oralarını din, dil, nesep, mezhep farkı gözetmeden ve şimdilerde olduğu gibi henüz, insan hakları hukukun üstünlüğü, Demokrasi gibi kavramların ağızlarda çiğnenmediği dönemlerde oralarını insanca, hakca, adalet ve eşitlik üzere gül gibi yönetmiş bir millet ve Devlet akla gelir, bu düzene de Pax Ottomana denilirdi. Bunun yanlış anlaşılmaması için de parantez içinde eş anlama gelen Turcica tanımlaması eklenirdi. Tarihte 70 yıl dostun düşmanın indinde gözünde birbirleri ile özdeşleşmiş, aynı anlamda kullanılmış bu iki tanımlamanın bir arada hatırlanmasında acaba bizim bilmediğimiz bir sakınca mı keşfedildi? Gerçekten çok acaibime gidiyor!.. *** Amerika''dan tutunuz Avrupa Birliği diyerek Dünyaya yeni bir düzen vermeye çalışan Fransa-Almanya ikilisine, Rusya Federasyonu''na varıncaya kadar herkes Balkanlar''ın ve Orta Doğu''nun bugünkü acıklı haline bakarak bir zamanlar buralarını gül gibi yönetmiş bir Osmanlı tılsımını aramaktadır. Kosova''da iki yıldır hâlâ kan gövdeyi götürüyor. AB adına ahkam kesen bir Fransız sınır aşırı gezginci hekimi, Couchner, çaresiz bir kuş gibi gagası tüylerinin arasında kara kara düşünüyor. Amerika''da artık seçimlere dakikalar kala hâlâ Ortadoğu''da bir barış için Beyaz Saray varını yoğunu ortaya koymuş durumda. Gözleri Osmanlı terekesinde.. birşeyler bulabilir miyim? diye bakınıyor. Biz KHK diye Devlet zirvesinde birbirimizle didişirken Arafat geldi destek istedi. Ardından İsrail Dışişleri Bakanı geldi anlayış dedi. Bizimki atladı Ortadoğu''ya gitti. Bu satırları yazmakta olduğum sıralarda İsrail Başbakanı Barak da Ankara''da idi. Arabulucu resmen ABD''dir, ama hepsinin aradığı Osmanlı''nın "anahtarı"dır. Herkesin bildiğini ve yüksek sesle söylediğini biz de kendi kendimize soralım: Pax Ottomana döneminde, Balkanlar''da ve özellikle Kosova''da şimdi yaşanılan facia çıkabilir mi idi? Yazdım, fırsat düşerse bıkmadan yine de yazarım. Toprağı bol olsun Mareşal Tito bir gün o tarihlerde oralarda Büyükelçi olan bu satırların yazarına "Biz çeşitli dil, din ve kökenden bu 6 ayrı milleti bir arada yönetebilmeyi siz Osmanlılar''dan öğrendik!" demişti. Benzerini Macarlar hâlâ söyler: "Eğer Türkler gelmese idi biz Macarca konuşmayı bile unutmuş olacaktık!.." derler. Tarihi sevenler bilirler, Orta Macaristan Kralı kendi özel mührünü Türkçe olarak kazdırmıştı. Meali şöyle idi; "Muhibbi Devleti Al Osmanım; İtaat Üzreyim Emre.. kralı Orta Macar''ım, Namım Karoly İmre..!"
Yani, "Ben Osmanlı Devletinin dostuyum, onun emirlerine itaat ederim. Orta Macaristan Kralıyım adım da Karoly İmre!" diyor mühründe adam!.
Galatasaray Osmanlı''nın 700''üncü yılında bizim yapamadığımızı Galatasaray futbol takımı tek başına yaptı. Bundan 500 küsur yıl önceleri Osmanlı Padişahı II''nci Beyazıt''ın bir gün Galata ormanlarında avlanırken rastladığı Gül Baba''nın telkini üzerine yaptırdığı ve adına Galatasaray dediği mektep, 500 küsur yıldan beri Millet ve Devlet hizmetlerinin her dalında pekçok ünlü insan yetiştirmiştir. Osmanlı mülkündeki herkesin çocukları orada okuyabilirdi. Bizim zamanımızda hatırlarım sınıfımızda İranlı, Azerbaycanlı, Afganlı ve hatta Finlandiyalı arkadaşlarımızla yan yana otururduk. Ayrıca, Rum, Ermeni, Musevi Türk vatandaşı arkadaşlarımız da aynı sıralarda okurlardı. "Sağlam kafa sağlam bedende bulunur.." düşüncesinden hareketle okulda beden terbiyesine ve spora çok önem verilirdi. Günümüzde spor dalları arasında en yaygın ve revaçta olanı, futbol Türkiye''ye bu okuldan yayılmıştır. Okulun büyük avlusunda duvara çarptıra çarptıra birbirlerini çalımlayarak top oynayan çocuklar bugün Avrupa''nın en büyük şampiyonluk (UEFA) kupasını İngilizler''in pençesinden koparıp okullarına getirenler bu soydandırlar. Ardından daha iki ay geçmeden aynı çocuklar Avrupa Şampiyonlar Ligi''nin (Süper Kupa)sını da Real Madrid gibi bir dünya takımının elinden alıp okullarına, kulüplerine getirdiler. Bu maçı tam 37 TV kanalı ve yüzlerce radyo istasyonu canlı yayından direkt olarak bütün dünyaya bu olayı ve Türk adını müthiş bir heyecanla yayınladılar. Ekranlardan ay yıldızlı Türk bayrağı, ırmaklar gibi taşarak dünyaya yayıldı. Dillerden kulaklara, Türk ismi hiç eksik olmadı. Günümüzde Uluslararası siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkilerde "Tanıtım" kavramının önemini ve bu konuda bütün dünya milletleri gibi bizim sarfetmekte olduğumuz gayret ve masrafları düşününüz... sonra bir de kupayı kazandığımız günün heyecanını, iftiharını gözlerinizin önüne getiriniz! Bu nasıl elde edilebilirdi? Bizim yapamadığımızı Galatasaray''ın şahlanan milli ruhu yapmış ve millete ithaf etmiş oldu. Hepimiz, hangi kulübün mensubu veya sevdalısı olursak olalım bu zaferi millet olarak birlikte kutladık hepsine şükran borçluyuz.

