Kaydet
a- | +A

NATO''nun 50. yaş günü Washington''da bütün üye devletlerin başkanlarının katılımı ile kutlandı. 50. yıl, böylesi kurum ve kuruluşlarda da Altın Yıl olarak görkemli etkinlikler ile kutlanır. Washington Zirvesi görkemli olmasına görkemli idi ama ne var ki, tuhaf bir Kosova savaşının endişeli rüzgarlarının altında ve akordsuz bir diplomatik senfoni havası içinde cereyan etti. Dağılan Yugoslavya''nın Kosova özerk bölgesinde Sırplar tarihte eşi emsali görülmemiş bir katliama ve etnik temizleme hareketine giriştiler. Miloşeviç, Hitler''in tüm günahlarını unutturan ona taş çıkartan bir vahşet içinde ortalığı kasıp kavurmakta devam ediyor. Buna karşı uluslararası toplumun elbette karşı harekete geçmesi gerekiyordu. Ama bunu kim yapacaktı? Birleşmiş Milletlerde Rusların Veto hakkı vardı. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı henüz kundaktan çıkamamıştı. Avrupa Birliği ve onun uydusu Batı Avrupa Savunma Birliği (BAB)''nin ordusu, gücü yoktu. NATO nöbete koşuldu. İş yine Amerika''ya düşüyordu. XX. yüzyılda üçüncü defadır Avrupa''nın imdadına koşmak durumunda kaldı. * * *

ABD içinde de askerler ile sivil diplomatlar ve yöneticiler arasında görüş ayrılığı vardı. Başkan Clinton ve yardımcıları havadan yapılacak müdahale ve bombalamalar ile Sırpların cinayetlerinin önüne geçilebileceğini sanıyorlardı. Bu işi asıl yapacak olan askerler ise bunun yeterli ve başarılı olamayacağı görüşünü savunuyorlardı. Aradan bir aydan fazla bir zaman geçti. Binlerce on binlerce ton bomba ve füze atıldı. Ortada değişen pek birşey yoktur. XXI. asra aylar değil haftalar kala bu insanlık ayıbını düzeltmek için daha neler yapılabilir? Bundan sonra artık Miloşeviç ile bir masaya oturmak, bırakınız NATO gibi bir kurum kuruluşu veya devleti, en basit bir insan için bile mümkün değildir. Üstelik NATO içerisinde çatlak sesler yer yer yükseliyor. Fransızlar kendilerini elli yıl içinde iki defa içine düştüğü mağlubiyetten kurtaran ABD''ye karşı bırakınız vefayı, en küçük bir yakınlık dahi göstermiyor. ABD''nin Avrupa''da mevcudiyetini kendince bir vesayet olarak değerlendirip bundan kurtulmak istiyor. Ekonomik açıdan dünya devleri arasına giriveren Almanları askeri ve savunma alanında da kullanarak sözüm ona liderlik yarışına hazırlanıyor. Tabii bermutad yine hata ediyor. De Gaulle-Adenauer gibi iki kişilik bir bisiklette Fransa dümende, Almanya pedalda Avrupa''yı yönetebileceklerini zannediyorlar. Halbuki pedaldaki kendine bir başka partner aramak için Manş denizinin ötesine, İngilizlere bakıyor!.. Bereket İngilizlerin burnu iyi koku alır ve kolay aldanmaz!.. * * *

Kosova meselesinin halli ve göçmenlerin evlerine yerlerine, yurtlarına dönebilmeleri için kimilerince çeşitli senaryolar hazırlanıyor. Kosova''yı müstakil bir devlet haline getirebilmek için burasının Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya ve ABD askerleri tarafından bir süre askeri işgal altında bulundurulması düşünülüyor. Bizim mahut Sevr senaryolarına ne kadar da benziyor değil mi? Bunun pek kabul görmeyebileceği düşünülerek, bir başka alternatif olarak da İtalyan işgal bölgesine İspanya ve Portekiz, İngiltere bölgesine Kanada ile Norveç, Fransa bölgesine Danimarka ile Türkiye ve nihayet Almanya işgal bölgesine de Yunanistan''dan sembolik birliklerin katılabileceği tasarlanıyor. Bir yangın yerine dönmüş olan Kosova''nın geleceği hakkında üretilen ve daha da üretilebilecek senaryolar ne olursa olsun Vashington''daki Zirve toplantısı NATO''nun geleceği hakkında Amerika''nın kimlere güvenebileceği, kimlerden çekinebileceği hakkında sanırım yeterli bir fikir verebilmiştir. Fransa, NATO''nun Avrupa bölgesinde gerekli görebileceği müdahaleler için BM Güvenlik Konseyi''nin görevlendirmesini veya hiç olmazsa yeşil ışık yakmasını şart koşarken ABD daha büyük düşünerek "Alanı Genişletilmiş-Macro-regional" "bir NATO öngörmektedir. Fransa NATO''nun Avrupa''daki askeri gücü üzerinde komuta sorumluluğunu talep etmekte ve örgütün Avrupa''daki birliklerine Amerikalı değil bir Avrupalı, tercihan üst düzey bir Fransız generalinin komuta etmesini açıkça talep etmektedir. * * *

Vashington zirvesinde Fransa Türkiye ile karşı karşıya kalmıştır. Türkiye''nin bir türlü alınmamak istendiği Batı Avrupa Savunma Birliği''nin NATO Kuvvetlerinden bir taşeron gibi faydalanması konusunda ısrarlı olmuş ve kısmen de olsa şimdilik bu amacında başarılı olmuştur. Gerçi bu husus NATO konseyinin onayına vabeste olacaktır. Bu arada da Türkiye''nin kabul etmeyeceği bir kararın çıkması mümkün olamayacaktır ama şimdilerde görünen durum budur. Vashington Deklarasyonu metnini henüz tam olarak göremedik. Ancak bunun fazla bir değişiklik getireceğini sanmıyorum. Türkiye''de son seçimlerin iktidara getireceği bir yeni hükümet beklentisi vardır. Hükümeti oluşturacak partilerden en azından iki ve hatta üçünün Avrupa Birliği ve BAB''ın Türkiye''yi dışlama tavır ve gayretlerine karşı alabilecekleri tutum da muhataplarımızca düşünülmesi ve hesaba katılması gerekecek faktörler arasında olmalıdır. Her milletin kendine göre bir efsanesi vardır. Balkanlarda Türklerin dışarda bırakılacağı hiçbir senaryonun en ufak bir başarı şansı yoktur. Tam tersine bu genişlemiş bir Balkan savaşına kadar yol açabilir. "MAİANNE"ın kafasındaki kırmızı kukuletasını önüne koyup iyice düşünmesinde sayılamayacak kadar çok faydalar vardır.