Kaydet
a- | +A

2000''li yıllar, siyaset alanında kısmeti ile bereketi ile birlikte geldi. Ülkemize gelenleri karşılamaktan, gidenleri uğurlamaktan iş yapacak hatta süresi dolanın yerine yeni bir cumhurbaşkanı seçebilmek için ne Meclis''in, ne de Hükümeti oluşturan siyaset üçlüsü ile muhalefet ikilisinin başını kaşıyacak vakti bile kalmamıştı. Siyasette kısmet ve bereketten şikayet olmaz. Elbette isteyenler gelecekler, görecekler, söyleyecekler, dinleyecekler ve tekrar ülkelerine döneceklerdi!.. Onlara "durun şu sıralarda başımız biraz karışık, yapacak çok işlerimiz var!" denilemezdi. Sonra kendiliklerinden bile gelmiş olsalar geleni misafir etmek bizim şanımızdan sayılırdı...

* * *

Yeni Zelanda ve Avustralya Başbakanları birer gün ara ile geldiler. Birincisi kadın, yanında kocası, ikincisi erkek, yanında karısı ve arkalarında bundan tam 85 yıl önceleri kimlerin akıllarına uydularsa, okyanuslara yelken açarak onbinlerce mil uzaklıktaki bizim topraklarımıza gelen Anzak askerlerinin ahfadı, hısım akrabaları her yıl nisan sonlarında olduğu gibi çıkıp yine İstanbul''a ve Çanakkale''ye geldiler. Bu sefer sayıları 10.000''den fazla imiş!.. Allah bereketlerini artırsın. Önceleri bu, bir nevi Hac ziyareti sayılıyordu. Şimdilerde turizm ve eğlence de eklendi. İşler karıştı. Yeni Zelanda''nın hanım Başbakanı Ecevit''e itiraf etmiş; "Avustralya ve Yeni Zelanda halkı hâlâ dedelerinin ne için buralara kadar gelmiş ve sizlerle savaşmış olduklarını bir türlü anlayamıyor, bu konuda kendilerini sorguluyor!" Besbelli bilmiyorlar, biz anlatalım, Lloyd Georges''un oyununa gelmişlerdi. Sonradan öğrendiler. Aynı İngiliz Başbakanı iki yıl sonra yine onlara "Türklerle yeniden savaşmak için kaç tümen asker verebileceklerini" sorunca aldığı cevap hem de gazeteler aracılığı ile koskoca bir "nanik!" olmuştu. Anzaklar bir defa aldanırlardı!

* * *

Umarım ilgili makamlarımız ve özellikle mahalli makamlar bundan faydalanmasını bilirler..yapılacak akıllı bir programla her sene hem Anzaklar''ın ahfadını aydınlatır, hem de Çanakkale''nin Antik dönemleri ve bu arada Boğazın karşılıklı iki sahilinden Çoban Leandro ile güzeller güzeli rahibe Hero''nun facia ile sonuçlanan sevdalarını, Çanakkale''ye "Hellespont" ve Dardanelles" adını veren Thebes kralı Athamas''ın dünyalar güzeli kızı Prenses Helle''nin küçük kardeşi ile beraber zalim üvey anasından kaçarak, altın postlu bir koçun sırtında boğazı geçerken nasıl boğularak öldüğünü anlatırlar! Bilgiler, belgeler, küçük hatıra eşyalar satarlar!.. Anzaklar''ın ahfadı şimdilerde dedelerinin Çanakkale''de kumsala çıkartma menkıbelerini hatırlamaktan ziyade gönüllerince eğlenmeyi tercih ettikleri anlaşılıyor. Şühedanın ruhlarını rahatsız edebilecek aşırılıklara kaçmadıkları sürece buna da bir itirazımız olmaz. Biz konuksever ve doyumlu, iyi huylu bir milletiz gerisine. Tahammül ederiz.

* * *

Ecevit bir taraftan Tagor anıları ile avunur ve bu arada yabancı konukları ile konuşurken aklındaki Cumhurbaşkanı adaylarını Devlet Bahçeli''ninkiler ile hassas bir değer terazisinde gizliden tartmaya ve bir sonuca varmaya çalışıyordu. Nasıl olsa ne onun ne de kendisinin adayları başarılı olamayacaklarını daha başından biliyordu. Aklı "sıra dışı" alışılmışın ötesinde bir arayışta idi. Zaten Sayın Ecevit''in siyasi kariyerini izlemek fırsatını bulabilenler onun politika uygulama çizgisinde "Spectacularisme" özelliğini yakından bilirler. Çankaya''ya Anayasa Mahkemesi Başkanı''nı oturtmak fikri bu gerçeğin sonuncu örneğidir. TBMM''de temsil edilen beş siyasi partinin şimdilik hiç olmazsa liderlerini kameralar ve kamuoyu huzurunda beşibirlik ve Osmanlı altını gibi bir araya getirebilmiş olması büyük başarıdır!..

* * *

Misafirlerinin ikisi de zaten 1915''te Çanakkale''de şimdilerde Anzak Koyu diye tanımlanan kumsala yapılan çıkarmanın anısına yapılacak ayin ve törene katılmak için gelmişlerdi.

Çin imparatoruna gelince yakın zamanlara kadar dünyanın yarısına yakın bir nüfusu oluşturan çekik gözlü insanların yaşadıkları toprakları hiç terketmemiş olan Çin imparatorları dünyanın giderek daha yuvarlaştığını gördüklerinden bu yana sağa sola kımıldar olmuşlardı. Eskiden som altından mamul iki tekerlekli bir puspus arabası ile kendi mülkünü dolaşmakla yetinirdi. İnsanlar da altın tekerleklerin toprakta bıraktığı izleri dünyanın sınırı zannederlerdi. Çin imparatorunun şimdiki modeli, saray gibi uçağına atlayınca dünyanın dört bir tarafına gider gelir oldu. Süleyman Demirel''in Cumhurbaşkanı olarak belki sonuncu ama muhteşem bir konuğu idi. Sanki kendisini Çankaya''dan Kavaklıdere''ye uğurlamaya gelmiş gibi bir hali vardı. Süleyman Bey sanırım bu ziyaretten çok mutlu olmuştur. Ev sahibi Sayın Demirel''in yorgun ve pek de keyifli olmadığı TV ekranlarına yansımakta idi. Günümüzün cin gibi Çin Cumhurbaşkanı sanki bunu hissetmiş gibi yüzyılların geleneklerini yıktı. Kendi onuruna verilen resmi bir yemekte SCALA operasının baritonlarına taş çıkartacak bir ustalıkla aryalar söyledi. Bunu yaparken kimbilir belki de Doğu Türkistan konusunda kendisine yapılan tenkit ve serzenişleri hafifletmek istedi!..

Bu haftaki yazımı bitirirken Parlamentoda temsil edilen beş partinin ortaklaşa önerdikleri Cumhurbaşkanı adayının silueti, yapılan ilk oylamada ayan beyan belirlendi sayılır. Ülkemize, devletimize hayırlı olmasını diliyoruz!..