Hem iç hem dış politikada hem de ekonomi, finans ve bankacılık alanlarında çok zor bir haftadan geçmekteyiz. Gündem, çoğu can sıkıcı konularla, ağzına kadar tıkabasa doludur. Genel af konusu hapishaneleri karıştırmış, bankalar skandalı ekonomiyi ve borsayı allak bullak etmiştir. Af konusu kamuoyunu karıştırmış. Düzen düşmanlarını büsbütün azdırmış, halkın düzen ve güvenlik güçlerine olan güvenini tehlikeli boyutlarda sarsmıştır. Alexandra Dumas''ın "Paris Kabadayıları" adındaki eserinde yazdığı gibi "Güvenilir polisi, jandarması olmayan bir ülke pusulasız ve dümensiz kocaman bir tekneye benzer!.." Bu yazımız yayıma girdiğinde AB''ye Katılım Ortaklığı Belgesi''nin içeriği tam olarak öğrenilecek ve AB''ye giriş maceramızda 15''lerin şapkaları teker teker düşecek, kimin saçları ak, kara olduğu görülecektir. İşte biz tam böyle bir ortamda kafamız karışık, etrafımız böylesine kalabalık iken bir başka ve çok önemli bir olayın yine gözlerden kaçabileceği endişesine kapıldım. Zira tam bu sırada komşu Suriye''den güvenilir bir adam: Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Abdülhalim Haddam, ülkesinin yeni ve genç Devlet Başkanı göz tabibi Beşşar Esad''ın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''e gönderdiği bir mesajla çıktı geldi. Bence böylesi bir ziyaret, hem zamanlaması, hem de çerçeve ve içeriği bakımından siyasi aktüalitenin en önüne geçip oturmaya değerdi. Hoşgeldi, umarım sefalar getirdi!.. Suriye Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Abdülhalim Haddam''ı şahsen ve yakından tanımak ve onun akıllı bir devlet adamı olmak vasıflarını yıllarca önceleri değerlendirebilmiş bir eski diplomat ve büyükelçi olarak inanınız, bu ziyaretten en çok mutluluk duyanlardan biriyim. Benden önce tabii sevgili Haluk Bayülken gelir. 1970''li yılların başlarında Dışişleri Bakanı iken onun başkanlığında üç kişilik bir heyetle bazı Arap ülkelerini ziyaret etmiştik. Bu ziyaretin sonuncu durağı Suriye idi. O tarihlerde Suriye Dışişleri Bakanlığı koltuğunda sayın Abdülhalim Haddam oturuyordu. Bizlerle çok yakından ilgilendi idi. Nasıl ilgilenmesindi ki akıllı ve ileriyi gören bir devlet adamı idi. Suriye''nin tam istiklalini kazanmasından bugünlere kadar sürekli politikanın ve aktüalitenin içinde idi. Kâh bugünkü gibi Başkan Yardımcısı kâh bakanlık koltuğunda bulunurdu. Bizlere çok yakın ve içten bir ilgi göstermişti. Bizimle beraber kalkmış Halep''e kadar gelmiş, Fırat kenarındaki Süleyman Şah türbesini birlikte ziyaret etmiş, anlaşmalar gereği Türk askerleri tarafından korunan bu türbede birlikte resimler çektirmiştik. Sonra da karayolundan sınıra kadar bizleri uğurlamıştı. Sınırda Adana Valisi ve diğer ilgililer tarafından karşılanmıştık. O gün öğle yemeğini Adana valisi misafiri olarak yiyecek, oradan uçakla Ankara''ya dönecektik. Dışişleri Bakanımız ve Vali bey kendisini Adana''ya ve yemeğe davette ısrarlı oldular. Sayın Haddam''ın bizlere bir bakışı vardı ki, sayfalar dolusu anlatıma bedeldi. O da bizlerle bir Adana kebabı yemeği çok istiyordu ama ne yapabilir ki? İlişkilerimiz bizi birkaç defa savaşın eşiğine getirecek kadar kötü idi. Komşularından çok Sovyet Rusya''nın yakınlığına bel bağlamışlar onlarla rahmetli Menderes''in ünlü deyimi ile üzerimizden çelik-çomak oynamaya başlamışlardı. Bunda bizim ihmalimizin de dahli olabileceğini kabul etmemiz gerekir!.. *** Türkiye''nin komşuları ile kara sınırlarının uzunluğu 3000 km''ye yakındır. Bunun yaklaşık üçte biri, yani 880 km''sini Suriye ile sınırımız oluşturur. Osmanlı İmparatorluğunun tasfiyesinden önce asırlarca bir arada yaşamış, aynı dinden bu iki millet şimdilerde, çoğu yerde sadece demir yolu raylarının belirlediği bir uzun sınırda mayın tarlaları ve tel örgüleri ardında sırt sırta vermiş yaşamaktadırlar. Böyle bir sınır bu iki milleti işbirliğine, dostluğa, kardeşliğe zorlamalı idi. Bunun aksi, hele hele düşmanlıklar, sadece aklın, politikanın değil bizzat eşyanın da tabiatına aykırı düşerdi.
Hafız Esad vefat etti. Biz Türkler bütün ölenleri hayırla yad eden bir inancın sahipleriyiz. Öyle yaptık. Devlet Başkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer kalktı bizzat Hafız''ın cenaze merasimine katıldı. Bunu içimizden tenkit edenler de oldu. PKK ve Öcalan yüzünden gücenikliğimiz vardı. Ama bakınız Cumhurbaşkanı Sezer''in bu jesti ne kadar faydalı olmuş... Suriye''nin yeni ve genç lideri Beşşar Esad, birinci yardımcısı ve bizce en güvenilir adam olan Haddam''ı Ankara''ya göndererek hem teşekkürde hem de aramızdaki tüm ilişkilerde bir işbirliği önerisinde bulundu. "Gelin aramızda bir beyaz sayfa açalım!.." diyor... Umarım bu öneri Ankara''da beklenilen olumlu yankı ve zemini bulmuştur. Zira bu, her iki ülke ve millet için de asla kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Şu sıralarda iç ve dış meselelerle aklımız ne kadar karışık, başımız ne kadar kalabalık olursa, ABD Başkanının ismi ister Al Gore, ister Bush olsun, AB''ye katılım ortaklığı belgesinin içeriğini ne kadar mayhoş, iç politikadaki ekonomik-kriminal maceralarımızı ne kadar nahoş bulursak bulalım, Suriye ile ilişkilerimizi kuşaklar boyu düzeltecek bu fırsatı kaçırmayalım. Suriye Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Sayın Abdülhalim Haddam''ı bu düşüncelerle ve 1975''teki buluşmamızın anıları ile selamlıyorum.

