Troyka, günümüzde hiç olmazsa ismi ile yeniden moda oldu!.. Eskiden Moskova''nın, St. Petersburg''un karlı buzlu yollarında çarları, çariçeleri, rasputini, kadınlı erkekli asilzadeleri, gözde zenginleri gezdiren ve üç atla çekilen troyka faytonlarının kendisi değilse bile ünü, şöhreti hemen her alanda her mekanda ortalara çıkar oldu. İsminin Latince kökenindeki "üçlü-tre" oluşumundan kinaye, özellikle siyasette üçlü ne varsa adından troyka diye söz ediliyor. Tarihte üçlü yönetimlere de "Triyumvira" denilirdi. Batı ülkelerinde örnekleri çoktur. Başarılı olabilenleri ise pek yoktur. Ama şimdilerde bizdeki bir başkadır!.. Gözlerimizin önünde geçen yılın Nisan seçimlerinden bu yana siyasetçilerimizin en kıdemlisi Bülent Ecevit''in Meclis''te temsil edilebilen beş partiden en uyumlu bulduğu ikisini yanına alarak başarı ile oluşturduğu hükümet modeli hem bizde hem de bizi izleyen partönerlerimizde "Umut Troykası" diye tanımlanır oldu!.. Bu troyka, kim ne derse desin tam bir yıldır, Allah nazardan saklasın, sağa sola çarpmadan, şarampole yuvarlanmadan başarı ile yoluna devam ediyor!..
Troyka, tarifi itibarı ile, üç atla çekilen bir kızak veya arabadır. Arabayı asıl çeken iki at, iki yanda dört nala giderler.. Sağdaki sağa, soldaki sola bakar.. Ortadaki, ikisinin de önünde gider ne sağa ne sola bakmadan önüne, ileriye bakarak tırıs gider ve istikameti dengeler... Zira bizde, iki yanda koşanların ikisi de hep sağa bakar.. İşte bu yüzden olacak bizdeki "Umut Troykası"nda umut hep bu önde gidende ve en çok bilendedir!..
Avrupa Birliği de bu troyka modelinden esinlenmiş olmalı.. Bir süredir hep üçlü gidiyor. Aslında Avrupa Birliği''ni kim yahut kimler yönetiyor, diye soranlar çok, bilenler pek yoktur!.. Bilindiği gibi AB''de Konsey başkanlığı altışar aylık dönemler için sıra ile bir üye ülke tarafından yürütülür. Dönem Başkanı olan ülke, daha demokratik olsun veya varsa eğer, sorumluluğu onlar da paylaşsın diye. Önemli konularda bir önceki dönem ile bir yönetmeye çalışır. AB''nin siyasi dilinde ve lugatinde bu sisteme de "Troyka" diyorlar!..
Bu, "üçlü yönetim" eskiden de vardı. Tarihte örnekleri çoktur. Pek başarılı olanı yoktur. Buna rağmen günümüzün dünyasında neden ise giderek yaygınlaşan bir usul oldu. Rusya''da Putin de işe resmen başladığı ilk gün kendisinden daha genç, 36 yaşındaki Maliye Bakanını Başbakan olarak atadı. Söylendiğine göre şimdi "Troyka"sını tamamlamak için kendileri gibi genç ve güçlü bir isim arayışındadır. Dünyayı yönetenler arasında ikinci dünya savaşını yaşamış, hatta görebilmiş olanlar artık hemen hemen kalmadı gibi.. En kıdemlileri bizde idi. Ne de olsa eski toprak bir milletiz. Siyasetçi her yerde zor yetişir, ama bizde bir yetişti mi pir yetişir!.. Siyasette en kıdemli ve deneyimli olanımız Süleyman Demirel ve sonra da Bülent Ecevit idi. İkisi gerçekten de çok iyi ve güvenilir bir "tandem" ikili oluşturuyorlardı. Ama kısmetten ziyade olmuyor. Sayın Demirel''i hiç olmazsa birkaç yıl daha Çankaya''da tutabilecek şu ünlü 5 artı 5 formülü Parlamento tarafından reddedilince ikilinin hesabı bozuldu..
Bu görüş köşesinde birkaç defa üst üste yazdık, hatırlayanlar mutlaka olacaktır. Cumhurbaşkanlığı görevinin halef-selef arasında görkemli bir devir teslim töreni ile gerçekleştirilmesi ve bu usulün diğer demokrasilerde olduğu gibi gelenekselleştirilmesini dile getirmeye çalıştık. Gök kapıları açıkmış!. Yarım asırlık siyasi hayatında siyaset merdivenlerinden altı defa inmiş, yedi defa çıkmış olan Süleyman Demirel, zirvedeki sonuncu görevini de muhteşem ve müthiş bir "finiş"le bitirdi. Görevdeki nöbetini, uzun zaman hatırlanacak bir merasimle halefine devir ve teslim ederek Çankaya''dan "izzet-i ikbal" ile ayrıldı!.. Görev süresinin son saniyesine kadar hakkını vererek çalıştı. Ayrılırken de bir "Türkiye raporu" yazarak yaptıklarını, isteyip de yapamadıklarını, daha neler yapılması hakkındaki düşüncelerini bir bir sayarak yazdı. Hazırladığı "Türkiye" raporu, umarım herkesin faydalanabileceği bir şekilde yayımlanır. İnşallah bu bizde yer eder, bir gelenek halinde yerleşir!.. Bundan böyle Çankaya''ya çıkışlar da, Çankaya''dan inişler de böylesine demokratik, ferahlı ve sevinçli koşullarda gerçekleşir!..
"Umut Troykası"na gelince, bir yıl içinde neler getirip, neler götürdüğü hep olumlu olumsuz yanları yönleri ile tartılacak ve tartışılacaktır. Ama en olumlusu kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın, bu sonuncusudur!.. Doğru veya yanlış, sevelim veya sevmeyelim. Ecevit''in adı umut kavramı ve sözcüğü ile yıllar boyu özdeşleşmiş bir tutku gibidir. Bu yaşında ve bu halinde bile umudunu kaybetmeyerek çalışan Başbakanı ve bu yaşında devletin zirvesindeki görevini son saniyesine kadar sürdürerek bu müthiş finişi gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''i bu başarılarından dolayı kutlamak gerekir. Bunu da seve seve yapıyoruz!..

