Kaydet
a- | +A

Bu ülkeyi kim idare ediyor ve edecekse şunu düşünsün: Vaktiyle dünya sürgünü Musevîler, Hıristiyanlar ve bilumum yabancılar Osmanlı Devleti''nin çatısı altında yaşamaya koşuyorlardı da, şimdi neden bizim bazı insanlarımız bu güzelim Türkiye''yi bırakıp Amerika''ya, Avrupa''ya koşuyor, orada yerleşmeye can atıyor? Çünkü Musevi''si de, Süryani''si de, Arnavut''u, Rum''u, Ortodoksu ve Katoliği de, çeşit çeşit dinlere ve dillere mensup insanlar Osmanlı çatısı altında din, dil farkı gözetilmeden, inançlarında hür, ticaretlerinde serbest bir iklimde yaşıyorlardı.. Türk unsuru ve Türk bayrağı hakim olduğu halde çeşitli dinlere ve ırklara mensup bu insanları adâlet, hürriyet, hak ve hukuk unsurları biraraya getiriyordu.. Tıpkı bugünkü Amerika gibi.. Sağdan soldan birçok insanımızın son yıllarda "kapağı Amerika''ya atalım" gibi bir düşünceye sahip olması da Amerika''nın hak ve hürriyetlere, serbestliğe verdiği önemden kaynaklanıyor.

Osmanlı''dan ABD''ye Amerika Osmanlı devletinin yerine geçmiştir bugün.. Son yıllarda yalnız Florida kıyılarına binlerce Türk ailesi yerleşti. Çünkü Amerika tıpkı Mevlânâ''nın dediği gibi Mecusî''ye de gel diyor, Müslüman''a da... Sakın bazı görgüsüzler bizim Osmanlı devrine dönme arzusunda olduğumuzu zannetmesin.. Bizim bugün Osmanlı, hatta Amerika''dan da daha ileri bir konumda olmamız gerekiyor..Çünkü cihan devleti olmaya mahkum bir coğrafyada yaşıyoruz. Er geç böyle olacak.. Türkiye bugün yeraltı servetlerini kullanamayan pekaz bâkir kalmış ülkelerden biri.. Gelir dağılımındaki perişanlığa rağmen açlık çekmeyen 70 milyon nüfusa sahip bir memleket.. Nedir alıp veremediğimiz lütfen bir düşünün..Yarım çorba edebiyatı yapanlara inanmayın. İrtica deyip ülkeyi ayağa kaldırmayın lütfen. Mürteci dediğiniz insanlar iş başına geldiler, Başbakan oldular da ne oldu sanki; "höt" dediniz çekip gittiler işte.. İrtica eğer bir geriye dönüş özlemi, bir dinî devlet kurma arzusu ise, 70 milyon arasından buna parmak kaldıracak pek az insan bulursunuz.

Kendiliğinden değişiyor Ama siz insanların başörtüsüne, kaymakamlarınızın, kamu görevlilerinin cuma namazlarına karışırsanız, çoğunluğu tedirgin edersiniz.. Hiç lüzumu yokken başörtülü gençlerinizi sokağa düşürür, demokratik ülkelere kötü fotoğraflar göndermiş olursunuz.. Bakın şapka bir zaruretti, ortadan kalktı.. Çarşaf da bir zaruretti, ortadan kalktı.. Şapka zaruretti, çünkü eskiden insanlar, bugünkü nakil vasıtaları olmadığı için kendilerini yağmurdan, kardan korumak için fes ve şapka giyerlerdi.. Bugün nakil vasıtaları o kadar çoğalmış kapalı alanlar o denli büyümüş ki, şapkayı Süleyman Bey''den başka kullanan yok. Çünkü ihtiyaç yok. Eski şapkalı mafya filmleri benim komiğime gidiyor.. Çarşaf da öyle.. Halkımız çarşafı dinî bir giysi olduğu için değil, fakirliğini dışa vurmamak, yıllarca bir tek giysiyle idare etmek için giyiyorlardı. Şimdi ikisini de bıraktık..Artık hiç kimseye zorla ne çarşaf giydirebilirsiniz ne de şapka..

Vitrin bozulur Siz 5 bin kişilik bir kongrede objektifinizi birkaç çarşaflıya tutar, ertesi gün beş bin kişiyi değil de o birkaç çarşaflıyı gazetenizde çarşaf çarşaf vermeye kalkarsanız hem kendinizi, hem de milleti aldatmış olur, Türkiye''nin vitrinini bozarsınız. Türkiye''yi korkularla yaşayan insanların ülkesi haline getirmeye kimsenin hakkı yok.. Gece yatarken irtica, sabah kalkarken irtica korkusuyla yaşamaya devam edersek, hem içerde huzurumuz hem de iki günde bir Lord''lar Kont''lar, Baronlar gelir bize nasihat vermeye kalkarlar.. İrtica ile mücadele edelim, ama dozunda.. Başörtüsünü bir irtica bayrağı olarak görmeyelim. Profesyonellere, tezgahtar politikacılara ve "evet efendimcilere" değil, âkil adamlara, ilmiyle kalkıp oturanlara, başkalarının emrinde olmayanlara danışın.. Onları arayıp bulun, onlarla kalkın, onlarla oturun..

Yolunuzdan çevirmeyin Devlet işlerini mahalle kavgalarına dönüştüren, astığı astık, kestiği kestik bir zihniyete değil, hele hele, baskıcı, dayatmacı ve kabadayı tavırlarla ortaya atılan yöneticilere hiç değil, itidalli, uzlaşmacı ve korkutmaktan çok, sevdiren halkını düşünen, toprağını tanıyan insanlara danışın.. Öyle bir yönetime kavuşalım ki, hiç kimse bu ülkeyi ben senden daha fazla seviyorum diyemesin.

Lütfen beyler, lütfen! Sağın solla, dinsizin dindarla barış içinde yaşadığı bu çıtayı göğüsleyebilmişken, bu huzuru yakalayabilmişken Avrupa Birliği''nin eşiğine gelmişken bizi yolumuzdan çevirmeyin.. Son olarak önemli bir gerçeği de açıkça ortaya koyalım.. Son KHK konusunu yüzüne gözüne bulaştıran bu koalisyon hükûmetinin bütün başarısızlıkları, her türlü kötü icraâtı aynı koalisyon partilerinin kaygan politikacıları tarafından da 28 Şubat sürecine mal edilmek isteniyor.. Aman dikkat..