Sahi, hızlı tren ne oldu.. Bir zamanlar dillerinden düşürmedikleri o hızlı tren projesi şimdi acaba hangi rafta? Ankara-İstanbul arasını 2.5 saate indirecektik. Böylece cefâkâr insanımız bu yolculuktan 7.5 saat tasarruf etmiş olacaktı.. Unutuldu gitti meret.. Hızlı tren kaça mal olacaktı, onu kimse düşünmüyordu.. Kaça mal olursa olsun, bu tren mutlaka yapılacaktı.. Bir tek şartla.. İktidara gelmek şartıyla.. İktidara geldiler ve hızlı tren unutuldu.. Onlara kalsaydı İstanbul''un tüp geçidi de şimdi işliyor olacaktı.. Böylece Asya ile Avrupa''yı denizin altından da birleştirecektik.. Peki neden yapılmadı o tüp tren.. Halbuki bir tek şartla, iktidara gelmeleri şartıyla hemen döşenecekti.. İstanbul''un trafiği nefes alacak, karşıya geçmek için saatlerce bekleyen TIR''lar cehennem azabından kurtulacaklardı.. Olmadı olamadı bir türlü. Biz de zaten unutmuştuk.. Ama başka bir proje vardı ki, onu asla unutamadık, hiçbir zaman da unutamayacağız. Şeffaf karakollar.. Bakın halkımız bu şeffaf karakollar meselesini öyle benimsemişti ki, bir an önce şu arkadaşları iktidar yapalım diye sokak sokak seçim propagandalarına çıkmıştı..
Sallayabildiğin kadar salla Şeffaf karakollar sözü heyecan veriyordu.. Çünkü bu söz, insan haklarını hukukun üstünlüğünü ve demokrasi özlemimizi dile getiriyordu.. Karakollar, yani dışarıdan bakınca içi görünen binalar.. Polislerin ve sorguya çekilen vatandaşlarımızın dışardan siluetlerini, hatta yüzlerini görebileceğimiz camdan karakollar.. Zaman geçti.. Şeffaf karakol vaadinde bulunanlar, kapalı kapılar arkasında kapanıp kaldılar ve camdan karakolları ağızlarına bile almadılar.. Daha dün bir hanım milletvekilimizin başında bulunduğu araştırma komisyonu karakollarımızda işkence yapıldığına kanaat getirmiş olacak ki, Meclis''in bu işe el koymasını istedi. Benim anladığım politikacılarımız halkımızın hafıza erozyonuna güveniyor.. Bu halk nasıl olsa unutacak, sallayabildiğin kadar salla.. Hatırlayabildiğim kadar taa 1980''lerden bu yana nükleer enerji santrali kuracağız.. Hemen hemen 20 yıl politikacılarımız bu projeyi dile getirmişler.. Bugün hâlâ tartışması yapılıyor: Kuralım mı, kurmayalım mı. Evet biz 20 yılda bir nükleer enerji santralini inşa edemezken, Alaska, önümüzdeki yıllarda Hidrojen enerjisini hangi ülkeye satacağını planlıyor. Adamlar ülkedeki esen rüzgarı, akan suyu ve arasıra çıkan güneşi hidrojen enerjisine çevireceğiz diye tutturmuşlar.. Japon kaçkınları ile Alman fıttırıkları daha bugünden Alaska''nın 30 yıl sonra üreteceği hidrojen enerjisine talipler. Daha birkaç yıl önce yapılan bir toplantıda üretilecek hidrojen enerjisini Almanya ve Japonya''ya taşıyacak gemilerin hacim ve modeli belirlendiydi.. Bazı sigorta şirketleri daha şimdiden bu taşıma işlerini sigorta etmeyi düşünüyor.. Bunları biraz gülesiniz diye anlatıyorum..
Çabuk unutuyoruz Gelelim hızlı trene.. Bunun ne zaman yapılacağını, yapılmayacaksa neden yapılmayacağını bizzat Ulaştırma Bakanımız Enis Öksüz Bey''den öğrenmek istedik.. Mümkün olamadı.. Ancak eğer çalışkanlığından hiç şüphe etmediğimiz bu bakan da hızlı treni gerçekleştiremezse unutun gitsin.. Ve eğer Sadettin Tantan da şeffaf karakollar konusunda kararlılığını yerine getirmezse onu da unutun gitsin.. Allah''tan bu vaadleri çabuk unutuyoruz, dert edinmiyoruz.. Millet ay başını zor getiriyor, hızlı treni mi düşünecek..

