Kaydet
a- | +A

Ben bugünkü sütunumu, sayın İhsan Doğramacı''nın yeni yayınladığı "Günümüzde Rektör Seçimi ve Atama Krizi" adlı kitabından aldığım şu satırlara ayırıyorum: "Çağdaş üniversitelerin temelleri 11. ve 12. yüzyıllarda Avrupa''da kurulan Bologna, Paris ve Oxford Üniversiteleri ile atılmıştır. 1088 yılında eğitime başlayan Bologna Üniversitesi, öğrenciler tarafından kurulmuştur. Bu üniversitelerde öğretmenlerin maaşları, öğrenciler tarafından ödenmekte ve öğretmenleri, öğrenci denetimine tabi tutulmakta idi. Rektör, bir öğrenciydi ve öğrenciler tarafından seçiliyordu. Öğrencilerin, üniversite yönetiminde ve rektörlerin seçimindeki rolleri, günümüze kadar devam edegelmiştir. Nitekim Türkiye dışında rektör adaylarının belirlenmesinin yalnızca öğretim üyelerinin tekelinde olduğu başka bir ülke bulmak kolay değildir. Bugün İskoçya''nın en başta gelen üniversitelerinde rektörü, sadece öğrenciler seçmektedir. Dünyaca ünlü Edinburgh Üniversitesi öğrencileri, 46. rektörlerini bu yılın başlarında seçtiler. Seçilen Rektör Robin Harper, 3 Mart 2000 günü, Reid Concert Hall''da düzenlenen törenle göreve başladı. Glasgow Üniversitesi''nin rektörü ise, yine öğrenciler tarafından seçilen Ross Kemp''tir. Aktör ve yönetmen Peter Üstinov, 1968-1974 yılları arasında iki dönem öğrenciler tarafından Dundee Üniversitesi rektörlüğüne seçilmiştir. İskoçya Üniversitelerinde Rektör, kayıtlı tüm öğrencilerin oylarıyla 3 yıllık bir süre için seçilir. Üniversitenin akademik ve idarî personeli ile öğrenciler rektörlük için aday olamazlar ve rektör daima üniversite dışından seçilir. Bu üniversitelerde rektörün yetkileri çok kısıtlı olup, başlıca görevi Court''a (Üst Kurul) başkanlık etmektir. İskoçya''da yetkili yönetici Court tarafından atanan Vice-Chancellor''dır. İngiltere''de ise Yetkili yönetici, Council tarafından Üniversite dışından atanan Vice-Chancellor''dır. Bu üniversitelerde kimin Vice-Chancellor olacağı atanma gerçekleşinceye kadar üniversite çevrelerinde bilinmez. Öte yandan Orta Çağ''da kurulmuş üniversiteler olan Oxford ve Cambridge''de üniversite yöneticisi, geleneksel olarak üniversiteyi oluşturan kolejlerin yöneticileri arasından Regent House tarafından seçilir. ABD''de üniversite yöneticisi (president veya Chancellor), ister devlet üniversitelerinde, ister özel üniversitelerde olsun daima mütevelli heyetler tarafından, büyük çoğunlukla üniversite dışından atanır. Bu ülkede mütevelli heyet, President''in kim olabileceği konusunda bir aday arama komisyonu (Search Committe) oluşturur. Bu komisyonda üniversitenin sınırlı sayıda profesörüne yer verilmesi de gelenek haline gelmiştir. Birleşik Krallık ve ABD üniversitelerinde yetkilerle donatılmış yöneticilerin (President, Vice-Chancellor, Principal) öğretim üyeleri tarafından seçilmesine bu ülkelerin tarihinde hiç rastlanmamıştır. Almanya''da 1960''lı yıllara kadar, birer veya ikişer yıllık sürelerle göreve getirilen yöneticilere rektör ünvanı verilmekteydi. Birçok üniversite President ünvanı ile değiştirilmiştir. Bu ülkede üniversitenin yönetici adayı (yerine göre President veya rektör), öğretim üyeleri, öğrenciler, asistan ve idârî personel temsilcilerinden oluşan küçük bir heyet tarafından seçilir. Onay ve atama için Eyalet Eğitim Bakanı''na sunulur. Bakanın seçilen adayı veto etme yetkisi vardır. Örneğin, Trier Üniversitesi''nde yönetici olan President, 18''i öğretim üyesi, 7''si öğrenci, 7''si asistan ve 3''ü de idari personelden oluşan 35 kişilik bir konsey tarafından 6 yıl için seçilir. Seçilen aday, Eyalet Eğitim Bakanı tarafından atanarak göreve başlar. Almanya''da her üniversiteye Eyalet Eğitim Bakan''ı bir Kanzler tayin eder. Kanzler, üniversite bütçesini üniversitenin bölümlerine dağıtır, denetler. Bir profesör kadrosu boşaldığında, bu kadro Almanya sathında ilan edilir. Daha sonra üniversite organlarının seçtiği 3 aday Kanzler aracılığı ile Eğitim Bakanı''nın onayına sunulur. Bakan, adayları beğenmez ise yeni adaylar isteyebilir. Kıta Avrupası ülkelerinde üniversitelerin hemen hepsinde, rektör, President veya president dışında doğrudan Eğitim Bakanınca atanan Kanzler eşdeğerinde ve genellikle idarî ve malî konulardan sorumlu bir yönetici bulunur. Bu yöneticilere İtalya''da Diretore Administratiy, Avusturya''da Üniversitatsdrektör, Belçika''da Regierunges Commissaris veya Administratour, Danimarka''da Administration Chef, Finlandiya''da Förvaltur gsdrektör. İsviçre''de Kanton Üniversitesi''nde Administratör veya verwaltungs ve direktör ünvanları verilir. Bu yönetici, ilgili bakan tarafından atanır. İsveç''te ve Norveç''te ise üniversitetsdirektör Bakanlar Kurulunca atanır. Fransa''da üniversitelerin Şansölyesi olan Rekteur de l''Academie, Eğitim Bakanı tarafından; Japonya''da ise Jinkyokucho, Eğitim, Bilim ve Kültür Bakanı, Vali veya Belediye başkanınca atanır. Görüldüğü gibi, yalnız Birleşik Krallık''ta veya ABD''de değil, Kıta Avrupası ülkelerinde de malî ve idarî sorumlulukları büyük ölçüde tamamen dışarıdan atanan yöneticiler üstlenmektedir.

Bu ülkede demokrasi yok mudur? Hiç şüphsiz vardır ama, halktan toplanan vergilerle finanse edilen üniversiteler, ileri ülkelerdeki demokrasi anlayaşının gereği olarak, bakanlıklar, Yüksek Öğretim Kurulu gibi merkezi veya mütevellî heyetler gibi yönetim kurulu niteliğindeki ara kuruluşlar aracılığı ile toplumun denetimine tabidirler. Öte yandan üniversitenin başlıca amacı, öğrencileri yetiştirmek olduğuna göre, öğrencileri üniversitenin sahipleri arasında görmemek doğru mudur?" Sayın Doğramacı''nın bu sözlerine artık kulak verme zamanı gelmiştir.. İhsan bey''in kitabını sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim.