Kaydet
a- | +A

Fizik dünyamızı araştıran müsbet bilimler, metafiziğin sınırlarını zorluyor.. Aralarında bir hesaplaşma döneminin başladığı artık kaçınılmaz bir gerçek.. Atom parçacıklarının aynı zamanda iki ayrı yerde görünmeleri, asırlardır pozitif bilimler yoluyla kafamızda oluşan postülaları ve mantık kurallarını çürüttü: "Bir şey ne ise odur aynı zamanda başka bir şey olamaz" kuralının atomaltında ve nebülozların ötesinde geçerliliğini koruyamadığı da ortada.. Atomaltı parçacıkların bilim dünyasının başına açtığı iş yetmiyormuş gibi, şimdi bir de bilinen ışık hızının saniyede 300 bin kilometreden 300 defa daha süratli hareket ettiği ortaya çıktı.. Princeton Üniversitesi''nin NEC Enstitüsü bilim adamlarından Dr. Lijun Wang, (isminden uzak Doğulu olduğu anlaşılıyor) fizik kurallarını altüst eden bu buluşuyla, bir olgunun başlamadan önce bitmesinin mümkün olabileceğini, yani bir olgunun sonunun başlamadan önce meydana gelebileceğini ve bilinen zaman kavramının çökeceğini ispatlıyor.. Al sana yeni bir belâ.. Uzay ve zaman ayrımı artık tarihe karşıyor.. Bugüne kadar bilim dünyasının bize kazandırdığını zannettiğimiz bilgiler belki de yarınlarımızın mitolojisi haline gelecek. Bilim kurallarının dışında bize kendisini açıklayan bu buluşlar çoğaldıkça, bilimperestlerin vaad ettikleri ''cennet'' de tarihin çöplüğüne atılacak.. Sonuç olarak bilimsel mantığın dayandığı nedensellik kuralı (illiyet bağı), sebep-sonuç ilkesi (buna saplantı da diyebiliriz) artık yürürlükten kalkıyor..

Gayba inanma Kalkıyor diyorsak bunun öyle kolay kolay gerçekleşeceğini düşünmeyin.. Einstein bile, "bir dogmayı ortadan kaldırmak, atomu parçalamaktan daha zordur" diyor.. Yüce Allah, binlerce yıl önce bu nedensellik ilkesinin, sebep-sonuç bağının Mutlak Varlık''ta geçerli olmadığını, İhlas Suresinde, "Lem yelid ve lem yuled" (O ne doğurmuş, ne de doğurulmuştur) âyetiyle anlatmış ve anlamamızı istemiştir.. Bugünden tezi yok, bilimsel yasaların dayandığı temelleri kesin çizgilerle sınırlandırmalıyız.. Bu yasaların metafizik sınırlarda geçerliliklerini koruyamadığı artık gün gibi âşikâr.. Aklın yeni bilgi kaynaklarına muhtaç olduğu kesin.. Yüce Allah gayba inanmamızı boşuna emretmiyor.. Bugün haklarında pek az şey bildiğimiz "zaman ve mekan"ın gayb aleminde varlığı bile meçhulümüz.. Atomaltı parçacıklar bizden daha akıllı.. Gıyaben tanıdığımız bu en küçük varlıklar, kendilerini ve bizi, bizim onları ve kendimizi tanıdığımızdan daha iyi tanıyorlar.. Ruh akıl ve sezgi ilişkilerinde, bizi fizik dünyanın dar kalıplarına hapseden bugünkü anlayıştan metafizik açılımlara, metafizik boyutlara (belki de boyutsuzluklara) sıçratabilecek köklü bir inanç ve düşünce yapısına ihtiyacımız var.. Büyük fizikçi David Bohm''un çok boyutlu holografik Kâinat görüşüyle, Dr. Wang''ın deneylerle ortaya koyduğu Uzay-zaman kavramı arasında yakın gelecekte bir ilişki kurulacağına inanıyorum.. Belki de çok kısa bir zamanda uzay ve zaman bağımlısı insan varlığını, tıpkı eski mutasavvıflarımızın anlattıkları gibi "vahdet-i vücud" veya vahdet-i şühud" açılımlarıyla yorumlayacağız.. Tıpkı o mutasavvıflarımız ve filozof Berkley gibi maddenin bir vehim olduğunu düşünmemize hiçbir engel kalmayacak.

Yeni yorumlara muhtacız Kozmoloji her an kendilerini yenileyen mutasavvıflarımızın çizgisinde yeni Rabbanî''lerini, yeni İbn-il Arabî''lerini bekliyor.. Yeni müceddidlere, yeni yorumlara muhtacız.. Holistik nur perdelerinin tasavvuf yoluyla daha çabuk açılacağına inanıyorum.. Gayb âleminde kim bilir daha neler neler var.. Bilim dünyasının, aklın ötesinde bir bilgi alanının varlığına inanması gerekiyor.. Artık bir Einstein beklememize lüzum yok..