Siz siz olun şu globalleşme dedikleri küreselleşme işine fazla bel bağlamayın. Çünkü Stalin de globalleşmeyi amaçlıyordu, Hitler de. Hatta Napolyon da aynı hayalin peşinde koşup durmuştu... Dünyaya hakim olacaklardı.
Şimdi sıra Amerika''da..
Ne var ki Amerika küreselleşme konusunda ötekiler gibi vur-kır metoduyla işe başlamıyor.. Aksine insan hakları, özgürlük ve katıksız bir demokrasi ile işi yürütmeye çalışıyor.
Çalışıyor ama, Rusya Kafkaslar''daki iddiasını kaybetmemek için Çeçenistan''ı yeniden işgal etmek gibi kör bir dövüşe girmiş..
Rusya "Ben büyük bir devletim" diyor.. Türkiye de "ben senden aşağı kalmam" diyor.. Kaldı ki Kafkasya Türk ve İslam kumaşı üzerine kurulmuş bir bölge.. Osmanlı kültürünün o yörelerdeki etkilerini kim inkar edebilir..
Votka ve isimlerin sonundaki "of" veya "ov" hariç Ruslar''ın hiçbir eseri kalmamış Kafkasya''da. Kahrolası şu votka.. Yıllardır, nasıl da uyuşturmuş insanlarımızı...
Bakın Osmanlı''nın çekilmesinden sonra Kafkaslar''da olduğu gibi Balkanlar''da da, Arabistan''da da halk huzursuz.. Kavga, dövüş bitmiyor.. Ortodoks odaklar Balkanlar''da ve Kafkasya''da rahat durmuyorlar..
Biz ne kadar laik olalım, din ve dünya işlerini birbirinden ayıralım (nasıl ayıracağız o da belli değil ya) demeye devam etsek de onların Ortodoks dünyasını birleştirmek için savaş da dahil göze almayacakları iş yok..
Balkanlar''da Müslümanlar''ı öldüren Sırplar da Ortodoks, Kafkaslar''da, Çeçenler''i öldüren Ruslar da Ortodoks.. Yunanistan''ın da bize karşı tavrı aynı kaynak..
Buna rağmen dünyadaki küreselleşme iddiası ve arzusu devam ediyor..
Küreselleşip küreselleşmeyeceğimizi bilemem. Ancak yer yüzünde ancak bir defa böyle bir hadise ile karşılaştık. O da tam değil yarı küreselleşme idi. Adına da "Osmanlı" diyorlardı.
Osmanlı denilen bu imparatorluk, şimdiki 29 Arap ülkesini, Balkanlar''daki bütün devletleri, Karadeniz''in çevresindeki toprakları, Kafkasya''daki toplulukları, Orta Asya memalikini Afrika''daki siyahi kavimleri, kısacası bugün sayıları 50''ye varan dünya devletlerini içine alan, yani küreselleştiren emperyal bir devletti.
Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin insanları bir araya getirmiş, tıpkı bugün Amerika''nın düşündüğü gibi insan haklarına, üstüne basa basa söylüyorum özgürlüklere ve eşitlik ilkelerine riayet etmiş bir küresel imparatorluktu Osmanlı...
Amerikalıların kızıl derilileri öldürdükleri, Afrika yerlilerini köle muamelesine tabi tuttukları, İspanyolların Yahudilere işkence yaptıkları, sürgüne gönderdikleri, Avrupalıların mezhep kavgaları, din savaşlarıyla birbirlerini öldürdükleri bir devirde, değişik unsurlardan ibaret halkları aynı adalet ve özgürlük çatısı altında barındıran bir imparatorluk: İşte Osmanlı...
Hakim unsur Türk olduğu halde Başbakanların, bakanların ve paşaların bir çoğu öteki unsurlardan oluşan bir devlet yapısı.
Bu yapı öyle sağlam bir mantıkla anlatılmış ki Clinton''ın konuşmalarının her cümlesinde tarihimize hayranlığı seziliyordu. Hatta eğer bir küreselleşme, olgusu yaşanacaksa bunun yine bu topraklardan doğacağı işaretini verir gibiydi...

