Hekimlik bir Anglo-sakson sanatıdır diyordu Andre Maurois.. Gerçekten de İngiltere ve Amerika Birinci Dünya Savaşı''ndan bu yana dağıtılan Nobel Ödüllerinin hemen hemen tümünü kendi aralarında paylaştılar.. Tıp dünyası bu başarılarından ötürü her iki ülkenin bilim adamlarına çok şey borçlu...
Çarlık döneminin son 25 yılında tıp dalında 7 Nobel alan Rusya''nın, daha sonraki 70 yıllık komünizm rejiminde bir tek Nobel almamış olması son derece de dikkat çekici bir gerilemedir...
Milletlerin bilim dalında aldıkları Nobel sayısı şüphesiz o milletlerin bilimsel ve sanatsal seviyelerini gösterdiği gibi, gelişmişliklerinin de bir ölçüsü olarak değerlendirilebilir.. Bu açıdan bakıldığında komünizmin Rusya''daki tahribatı daha kolay anlaşılır.
Bize gelince, bırakın hekimlik dalını, herhangi bir bilim dalında neden bir Nobel ödülü alamadığımızı hiç düşündünüz mü..
Nobel ödülünün dağıtıldığı 1889''dan bu yana hemen hemen yüz yıllık zaman zarfında, Nobel almak şöyle dursun, herhangi bir bilim adamımızın bu ödüle aday olarak dahi gösterildiğini maalesef duyamadık..
İddialı olduğumuz edebiyat dalında dahi, sun''î zorlamalara ve her yıl aynı adayı ileri sürmemize rağmen Nobel alamayışımızın mutlaka bir sebebi olmalıdır.. Yunanlılar, Hintliler, Mısırlılar ve birkaç Afrika ülkesi Nobel alırken bizim alamayışımızın mutlaka, ama mutlaka bir sebebi olmalı..
Bir değil, birçok sebebi var: Herşeyden önce bilim ve sanat dünyasını millet ve devlet olarak gerçek anlamda takip edemeyişimiz ve her konuda olduğu gibi bu konuda da ön yargılara ve düşünce kalıplarına esir oluşumuz gelir.. Bu yüzdendir ki, bilimsel yatırımlara, bilimsel araştırmalara gereken önem gösterilmemiş, ekonomik kalkınmanın ve gelişmiş ülke olmanın ancak bilimle gerçekleşebileceği düşüncesine itibar edilmemiş. San''atı ise iki üç yazarla bir iki fırçaya indirgeyen bir kısır döngü içine hapsetmişiz.. Orhan Pamuk en büyük sanatkârımız, varın kıyas edin..
200 yıldan beri süregelen Batılılaşma ve çağdaşlaşma gayretlerimize rağmen, olumlu bir sonuca varılamamış olması gereken bilimsel zihniyet ortamının oluşamamasındandır..
Bu kadar uzun bir süre zarfında çarpık politikalar üretilmiş, fırsat bulup bir bilim seferberliğine girilememiş.. Bütün heveslere rağmen, yakın tarihimizde de bilimin ön plana alındığı, bilimsel araştırmalara ağırlık verildiği bir döneme rastlayamıyoruz.. Yakın târihimiz, doktrin ve ideoloji tartışmaları, ekonomik model arayışları ve politik çekişmelerle geçti, bilim ve gerçek sanat hep arka planda kaldı.
Yakın tarihimizin bir başka özelliği de hep teknokrat idarelerin işbaşında olmasıdır.. Teknokratlarımızın bilim ve teknolojiye bakışları ise çok hatalı olmuş, bilimsel araştırmalardan teknolojiye geçmek gibi uzun vadeli bir programla işe başlamak yerine, politik faktörlerin etkisiyle teknoloji ithaliyle işe başlamışlardır.. Bu yüzden Türkiye her yıl değişen yabancı teknolojileri ithal eden ülke durumunda kalmış, bilim ve bilimsel araştırmalar ise üniversitelerimizin sınırlı çevrelerine terkedilmiştir..
Nobel almanın kolay bir iş olmadığı şimdi daha iyi anlaşılıyor değil mi..
Karar verme mevkiindeki siyasî kadrolar bilimsel araştırmalara öncelik vermedikçe, sanatı ve bilim adamlarını layık olduğu yere oturtmadıkça, daha uzun yıllar Nobel Ödülü''nü göremeyiz.
Keşki Yaşar Kemal bu ödülü alabilseydi.. Ancak bu konuda ideolojik faktörlerin dışına çıkamadığımız için isabetli aday gösterme şansını yakalayamamış olduk.. Oysa Türkiye''de Sezaî Karakoç gibi gerçekten bu ödüle layık adaylarımız da olabilirdi.. Mezopotamya ve Osmanlı dünyasını kucaklayan kültür çevrelerini dile getiren Sezaî çapında olmasa bile daha birçok şair ve edibimiz vardı.. Bunlara ideolojik bahanelerle yer verilmedi..
Aydın kafalar Türkiye''de ideolojik kalıplara teslim oldu.. Tarafsız bakış rahmetli Özal''a kadar resmî görüşün ipoteği altındaydı.. Dolayısıyla Türkiye uzun yıllar "izm"lerle uğraştı ve terörizmle mücadele etmek mecburiyetinde kaldı..
Nobel''e gelinceye kadar kayıplarımızı dile getirsek ciltlerle kitap tutar..
Düşünün ki, ilim yuvası olmak durumunda olan üniversitemiz ve YÖK, iki Kemal''e teslim edilmiş.. Bu konuda Demirel''in az mı günahı var..
Yeni bir geleceğe açılacağımızı söylüyorlar.. İnşallah yeni Cumhurbaşkanımızın ayağı uğurlu gelir...

