Kaydet
a- | +A

Bu da yetmemiş, çıplak kollarında dövmeler cirit atıyor..

Kim bu diyorsunuz? Meğer çok meşhurmuş.. Bilmemek ayıp gibi bir şey.. Bütün bunlar Güner Ümit''in show programından bir enstantane..Konuk sanatçı.. Konukluğu batsın diyor seyircilerden biri.. Konukluğun batması şöyle dursun, tek tük alkış bile alıyor, şarkıcı hanım.. Bu arada aklı başında seyirciler laf atmaya başlıyorlar..Bu arada Güner Ümit şarkıcı dazlak hanıma soruyor; pardon sormuyor, hayretle bakıyor ve ne anlama geldiği belli bakışlar fırlatıyor..

"Peki eşiniz ne diyor bu halinize" diye soruluyor.. Dazlak hanım yine sırıtarak cevap veriyor: -O halinden memnun.. Davetli seyirciler arasında oturan komedyen Yalçın "Ama olmamış" diye masumâne bir eleştiride bulunuyor..

"Sen misin beni eleştiren" açıyor ağzını yumuyor gözünü dazlak şarkıcı: "Siz de bu kafa oldukça çağdaşlaşmamız, dünyaya ayak uydurmamız mümkün değil" diye çıkışıyor ve şarkısına başlıyor..

İşte beni en çok ilgilendiren söz bu son cümlesi oldu.. "Sizde bu kafa varken çağdaşlaşmamız, dünyaya ayak uydurmamız mümkün değil." Dazlak hanım aslında boş konuşmuyor, entel takılıyor ve bizim eğitimimizdeki çağdaşlaşmanın nasıl anlaşıldığını, daha doğrusu nasıl öğretildiğini ortaya koyuyor.. Bir yandan taklitçiliğin çağdaşlaşma anlamına

geldiğini anlatırken bir yandan da Batılılaşmak için kendi kültürümüzü bırakıp Avrupa kültürüne girmemizi, Avrupa kültürünün ise sahnede Orta Çağ zihniyetine özenmeden ibâret olduğunu anlatmış oluyor..

Ben kalıbımı basarım ki, bu şarkıcı dazlak hanım bu düşüncelerle kafasını kazıtmış, dövme yaptırmış.. Siz şu hale bakın ki, bir komedyen sanatçımızdan başka seyircilerde hiçbir tepki uyandırmıyor bu maskaralık Yalnız bir kişi.. Tıpkı Cem Özer''in, 700. yılını kutladığımız Osmanlı devletine ve hânedânına saldırdığı sırada seyircilerden bir kişi hariç hiç tepki almaması gibi bir durum.. Cem Özer keratasına da bir kişi

karşı çıkmıştı..

Toplumun refleks damarları dumura mı uğradı ne.. Vaktiyle 1950''lerde Talebe Birliklerinin toplantılarında konuşan hatiplerin millî ve kültürel değerlerimize dair en masum eleştirileri bile feveranla protesto edilirdi. Şimdi bakıyorum herkes herşeye boş veriyor ve bu yönden isteyen istediği gibi milletçe benimsediğimiz değerlere hücum edebiliyor.

Bunların en terbiyelileri birbirleriyle yalaklaşıyorlar.. Ben iyi bir televizyon seyircisi değilim, ama anlatılanları dinlediğim zaman millî değerlerimize kadar dil uzatan demokratik (!) aşırılıklara tahammül edemiyorum..

Cumartesi annelerine karşı yürüyüş yapan bir sivil örgütün şehit analarına karşı aynı duyarlılığı göstermeyişi hiçbir tepkiyle karşılanmıyorsa içimizde bazı yabancı unsurlar var demektir. Hülasa cahillerle başetmek çok zor.. Hele bu cahillik şu veya bu rastlantıyla bazı mevkiler kapmışlarsa daha da zor..