İkinci Cihan Harbi''nden sonraki kültür ve edebiyat dünyamızın müstesna yıldızı Ahmet Kabaklı ağabeyimizin bu toprağa bağlı nesiller üzerindeki etkisi hiçbir zaman inkar edilemez. Devrimizin dehâ çapında bir ansiklopedistidir.. Ben haddim olmayarak ona "Sultân-ı Üdebâ" Edipler Sultanı sıfatını bile az görürüm.. Şahsen Cumhuriyet tarihimizin devleri Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Peyami Safa''dan ne kadar etkilenmişsem, 1960 sonrası kültür hayatımızda en az belki onlardan da fazla Kabaklı hocamızdan etkilenmiş bir insanım.. Edebiyat tarihimizi şerha şerha ondan öğrendik.. Yalnız tarihimizi değil, Yunus Emre''den Fuzûlî''den bu yana bütün şair ve ediplerimizin eserlerini onun tahlilleriyle besledik.. Yunus Emre''yi de onun üslup tahlilleriyle öğrendik, şiirin estetiği ve üslubunu da ondan..Yayınladığı eserlerle Türk şiirini, hikaye ve romanımızı, nakış nakış işleyen ve bize bir sanat hazinesi hazırlayan Ahmet Kabaklı hocamız, yalnız millî edebiyatımızı tanıtmakla kalmamış, bütün devirlere renk veren düşünce ve san''at akımlarını da öğretmiştir.. Son 50 yılımızın genç kuşakları, eğer sosyalist Rus cehennemine düşmemişlerse, bunu Kabaklı Hoca''nın yazılarına ve kitaplarına borçludur.. 1960 sonrası milliyetçilik hareketini yazılarıyla kitaplarıyla besleyen de odur.. Türk basınında sırası gelmiş tek başına, bütün muarızlarına karşı, kalemiyle mücadele eden de odur.. Birçoklarının köşe bucak kaçtığı günlerde "biz de varız" demiş ve bir aydın olarak muhafazakâr Türk toplumuna moral kazandırmıştır.. Hocamıza uzun ömürler diliyorum..ve bu vesileyle seneler önce onun için yazdığım bir yazıyı genç nesillere duyurmak için tekrarlıyorum..
Kabaklı Türkiye''dir Zengin kültür tarihimizle, geçmiş sanat ve edebiyat varlığımızla bizi tanıştıran, ömürler boyu tanıştıracak olan ve besleyen bir Türkiye''dir Ahmet Kabaklı.. 50 yıllık yazarlık hayatı bir yana, ciltler dolusu eserleriyle edebiyat ve sanat tarihimizi didik didik etmiş ve o kendine has üslup ve estetikle yalnız benim kuşağımı değil, benden sonraki kuşakları da beslemiştir.. Türk-İslam sentezi onun şahsında ve estetiğinde müşahhaslaşan ve gelecek nesillere bırakılan bir miras olarak nitelenecektir.. Türk edebiyat tarihini onun kadar dört başı mamur, efradını cami'' bir şekilde anlatan ikinci bir edebiyatçımız yok.. Eski ve yeni edebiyatımızı, ikinci yeniler de dahil, onun kadar vukufla anlatan başka bir eser bulamazsınız.. Günlük yazılarına gelince, o inandığı bir davanın sözcülüğünü yapmış, acıya ve zulme maruz kalan inanmış insanların savunucusu olmuştur.. Yalnız günlük yazıları ve kitaplarıyla değil, yıllardır çıkardığı Türk Edebiyatı dergisiyle sanat ve düşünce hayatımıza da yön vermiştir.. Düşünürü az olan bir toplumuz.. Bu kıtlıkta, bu kuraklıkta yetişen bir Ahmet Kabaklı''ya Şeyhül Muharririn unvanı az gelir.. Gönül ister ki bir başka törenle ona "Şeyhül mütefekkirin unvanı verilsin.. Fikir hayatımızda, sanat ve edebiyat maceramızda, demokratik hayatımızın mücadeleli serüveninde onun etkisini görmemek imkansız.. O, hep hakkı tuttu ve mazlumların yanında durdu.. Yıllarca aydın geçinen ön yargılı, düşünce kalıplarıyla ve klişe sloganlarla yazıp çizenlere karşı kalemini konuşturdu ve haksızlıklara karşı geldi.. Ben Kabaklı Türkiye''dir derken boşuna söylemiyorum.. Ayrıca Kabaklı yalnız Türkiye değildir; sevgili hocamız Balkanlar''da ve Orta Asya''da açılan kolejler ve üniversiteler sayesinde artık Türk dünyasına mal olmuş bir aziz varlıktır.. Eserleri şimdi bütün Avrasya''yı kapsıyor: 200 milyona hitap ediyor.. Sana uzun ömürler diliyorum büyük insan aziz dost.. (1996''da yayınlanmış bir yazımdan)

