Kaydet
a- | +A

Zihnî tembellik ön yargılarla başlar.. Ön yargı konforuna alışmış kafaları doğru düşünme ortamına çekmek, daha doğrusu düşündürmek öyle bizim eğitim sistemimizle gerçekleştirilebilecek bir konu değil.. Hatta bizim eğitim sistemimizdir ki, daha ilköğretim sıralarında gençlerimizi ön yargılarla donatır ve bunu bir başarı gibi gösterir..

Ne analitik düşünceye açığız, ne de sentetik.. Düşünceyi ön yargıların emrine vermiş bir toplumuz.. Batı dünyasının kültür şoku bize düşünmeme lüksünü aşılamış.. Batıdan ithal edilen her fikir bizde ön yargıya dönüşür.. Felsefe, mantık, epistemoloji çarkları bizde işlemez.. Çoğu aydınlarımız Aristo mantığına bile nüfuz edememişlerdir. Batı''nın bütün aydın kafalarının isimlerini bilirler, ama onların nasıl düşündüklerini, ön yargılardan nasıl arındıklarını merak etmezler.. Düşünce fukarasıdır bizim çoğu ilerici aydınlarımız..

Düşünce sistemini ön yargılar üstüne bina etmiş aydınların lüksüne diyecek yoktur.. Nereden gelirse gelsin eğer bir yeni düşünce onların kafalarındaki kalıplara tıpatıp uymuyorsa yanlış, uyuyorsa doğrudur.. Doğru ve yanlışı ön yargılarının terâzisinden geçirmeyi aydın (!) bir çaba olarak görüyorlar..

75 yıl önce kurulmuş Cumhuriyet''imizin ilk yıllarındaki düşüncelerle, geçmişimize ve geleceğimize bakışımızla bugünkü değerlendirmelerimiz hep aynı kalsaydı CHP''nin bugün birinci parti olması gerekirdi.. Oysa bu partinin ve altı okun işaret ettiği düşüncelerde bu partinin aydınlarının anlamadığı pek çok değişmeler olmuş ve topluma hakim olan düşüncelerde farklılıklar belirmiştir.

Oysa CHP''li veya CHP taraftarı aydınlar, bizim onlar gibi düşünmediğimizi kabullenemiyorlar.. Yani onlar yüzde 8.5 oylarıyla aydın, geri kalan yüzde 90 insanımız yanlış düşünüyor.. Başörtü giyersen gerici, giymezsen ilerici oluyorsun.. Bir ülkede 50 yıl bunun tartışması yapılırsa "Aydın insan" kavramında bir yanlışlık var demektir.. Bu ön yargı bizim en az 50 yılımızı heba etmiştir..

Aramızda Max Weber''in ve Sabri Ülgener''in düşüncelerini en iyi yorumlayan Taha Akyol, bu serpuş veya türban yaygınlığının köylerden şehirlere hücum eden insanlarımızın modernleşme arzularından ileri geldiğini, bugün türban giyerek üniversitelere gitmek isteyen gençlerimizin yarınki çocukları daha modernleşmek için belki de türban yerine daha şık ve modern bir giyim ve örtü tarzına yöneleceklerine işaret ediyor..

Şimdi gelin de bu işin içinden nasıl çıkacağımızı düşünelim.. Bir kısım aydınımız türbanı gerici bir eğilim olarak görürken, bir kesim aydınımız da bunu şehirleşmeye başlayan insanlarımızın modernleşme eğilimine bağlıyor.. Yani bazı ön yargılar türbanı gerici ve rejim aleyhtarı bir giyim tarzı olarak görürken, bilimsel düşünceyi ön şart olarak algılayan aydınlarımız bunu şehirleşmenin bir işareti gibi yorumluyor.. * * *

Cumhuriyet öncesi tarihimizi hâlâ kötüleyen ön yargı hammalı kafalara karşılık, Mim Kemal Öke gibi bilim adamlarımız "Türk''ün yarını için Osmanlı laboratuarını hizmete sokmamız gerekir" diyor..

Çünkü bilim ön yargılardan arınmayı, düşünce kalıplarıyla düşünceyi karartmamayı öngörür.. Dün ön yargılı kafalara bir gün gelecek Osmanlı imparatorluğunun 700. yıldönümünü anacağız, devlet olarak bunun hazırlıklarına katılacağız ve en çok satan gazetelerimiz bu geçmişimize dair okuyucularına ciltlerle kitap hediye edecek deseydiniz, kalıpçı kafalar üzerinize gelir, gerici ve yobaz olarak damgalanırdınız.

Tarihimiz ve bugünkü Türk Dünyası''ndaki hareketlilik maalesef sapık ilericiliğin ön yargılı görüşlerini desteklemiyor.. İnsan tarih fukarası, metafizik ürperti yoksunu ve Türk varlığının dünya üzerindeki gerçek varlığına inanmasa da solcu olabilir.. Ama ön yargılarla yola çıkılınca işin rengi değişiyor..

Rahmetli hocam Ahmet Hamdi Tanpınar, "Birşeyi mazisiyle tasarruf edemiyorsanız taklitten kurtulamazsınız" diyordu.. İşte bunun için geçmişimizi iyi ve kötü taraflarıyla tasarruf etmek, incelemek ve bilinçlenmek zorundayız.." Ön yargılardan, aşılanan sloganlardan ve düşünce kalıplarından kurtulmuş olarak..