Aşağıdaki maniler Akbank''ın ATM dekontlarının arkasında yazıyormuş...
Şimdi açık konuşayım; ben hiç rastlamadım... Ama fena fikir değil gibi geldi;
Yağmur yağar şakır şakır
Bankanın içi fıkır fıkır
Havaleni yap internetten
Hem de çok kolay tıkır tıkır ... Beyoğlunda gezersin
Gözlerini süzersin
Kredi kartlarını telefonla öde
Daha da çok gezersin
... Gitsene sen de kıra
Ne güzel kokar çıra
Faturanı akbank.com ödesin
Bankada bekleme sıra
... Başından aşkın işin
Bir de şubeye gelmişin
Yatırım fonunu telefonla al
Zaman kazan peşin peşin ... En sevdiğim zar dübeş
Dışarıda var güneş
Kendini şubeye kapatma
Dört yüz kırk dört yirmi beş yirmi beş
bizimkiler
(Marmara Evleri sabah servisi konuşma metinleri...)
* Tahir (Gazete personelinden ayakta kalanlar olunca) "-Arkadaşlar bu servis gazeteye ait... Migros servisi birazdan gelecek..."
* Muharrem (Ayda yılda bir kez ayakta kalınca) "-Gıygıy servis sorumluluğu yapamayacaksan bırak... Her gün ayakta gidiyoruz..."
* Adnan Abi (Yanındaki koltuğa oturmak isteyen olunca) "-Bu koltuk bozuk... Oturunca çivileri fırlıyor, yine de siz bilirsiniz..."
* Ercan; (E-5''te 30 km. hızla giderken) "-Abi biraz basalım... Bir bisiklet daha solladı otobüsü..."
s Şifa Yemek Öğle Menüsü; Mercimek Çorba... Kadın budu köfte... Amerikan Salatası... Meşrubat...
itiraf reyonu...
(Adı: Sarı... Şehir: İstanbul...
Yaş: 27...) Dolmuşla Taksim''e gidiyorum... En önde oturuyorum, yanımda da bir adam var. Taksim''e varmamıza 10 dakîka filan var... Adamın telefonu çaldı. Açtı ve "Tamam 15-20 dakîka sonra geliyorum" dedi. Dolmuş şoförü arkaya döndü ve aynen şöyle dedi; "-Sürmeeez..." (Adı: Şefko... Şehir: İstanbul... Yaş: 34...)
Çok sevdim ama şimdi başka kişilerle evliyiz... O''nun bir oğlu oldu, benim adımı verdi... Benim de bir oğlum oldu doğal olarak onun ismini veremedim... Ama dürüst olmak gerekirse, sanırım bir kızım olsaydı da O''nun ismini veremezdim...
(Adı: Karayel... Şehir: Trabzon... Yaş: 31...)
Sabah gazete okuyorum... Eşim koştura koştura yanıma geldi. "Seni Memo diye biri arıyor" dedi. Olayın aslı şu: C-35 cep telefonu olanlar bilir. Alarm kurarken, "Çağrı, Buluşma, Doğum Günü ya da Memo" diye kategorilendiriyorsunuz... Beni arayan Memo, işte o Memo... (osoztutan@tg.com.tr ... itiraf edin, rezil edelim...)
temelin yeri
Küçük bir pastahanenin sahibi, gelen müşteriyi "Buyrun Efendim" diye karşıladı... Müşteri, "Adım Temel" dedi, "Doğum günüm için T şeklinde bir pasta istiyorum"... "Peki efendim" dedi pastacı, "T şeklindeki pastanız Pazartesi sabahı hazır olur"... Pazartesi günü pastacı gururla T şeklindeki pastayı getirdi... Temel; "-Ama siz bunu büyük T yapmışınız. Halbuki ben küçük t istemiştim" diye sızlanmaya başladı... Pastacı pastayı tekrar yapacağına söz verdi. Üç gün sonra Temel yine geldi.
"Evet görüyorum ki şekil doğru, ama üstündeki şeker kaplama yeşil olmuş. Ben pembe istemiştim" dedi... Pastacı müthiş derecede sabırlı davrandı, kızmadı ve bağırmadı, yeni bir pasta
için söz verdi. Üç gün sonra pasta hazırdı... "Buyrun efendim" dedi pastacı. "Bir buçuk kiloluk, pembe şekerli, küçük t şeklinde bir doğum günü pastası"... Temel pastaya hayran hayran baktı; "Harika olmuş" dedi, "Tam istediğim gibi... Tebrikler..." Dükkan sahibi rahatladı; -Paketliyorum öyleyse?... "Yok" dedi Temel, "Zahmet etmeyin... Burda yerim..."

