-İstanbul 2008 Olimpiyat Oyunları, dün Taksim Meydanı''nda yapılan muhteşem bir törenle açıldı... -Olimpiyat Ateşi''ni "Ateş Hattı"nın Reha Muhtar''ı yaktı ve Taksim Meydanı''ndan koşmaya başladı. Muhtar, Tarlabaşı''ndan aşağıya inerken, "Kesildim; Selahattin biraz da sen taşı" diyerek meşaleyi ateş olmayan yerden duman çıkaran Selahattin Duman''a verdi... O da verecek birini arıyor... -Törenler sırasında tinerci çocukların arkadan şişlediği iki ABD''li bisikletçi, yarışlara katılmayacaklarını açıkladı... Amerikalı sporcular, "Başka bir spor yapsaydık çıkabilirdik ama bisiklet sporu seleye oturarak yapılan bir spor" dedi... Sporcular geceyi ayakta uyuyarak geçirdi... Uyumaya devam ediyor... -Açılışın sunuculuğunu yapan şovmen Beyaz, özellikle Afrikalı sporcuları gülmekten kırıp geçirdi. Afrikalı sporculara, "Sizde ağır siklet güreş ve sumo güreşi var mı" diye espri yapan ünlü şovmen, büyük alkış aldı... Hala almaya devam ediyor... -Beyaz''ın arkasından sahneye çıkan Mehmet Ali Erbil de esprileri ile bütün dünya sporcularına keyifli anlar yaşattı. Olimpiyat 5 halkaydı, Türkiye''de Fatih Ürek''le altı halka oldu diyen Erbil, davetlilerin beğenisini kazandı. Hala kazanmaya devam ediyor. -Törenlere konu mankeni olarak katılan Demet Şener, bizim sporcularımızı hiçbir dünya sporcusuna tercih etmeyeceğini gülerek söylerken, "Bunların hiçbirinin dediği anlaşılmıyor. Ben Türk sporcuları ile daha iyi anlaşıyorum" dedi... Gülmeye devam ediyor... -Açılışta Halit Kıvanç bütün sporcuları mikrofonla tek tek anons edince, tanıtma töreni 5 gün sürdü. Ardından daha önceki olimpiyatlarda ölen umutlarımız için 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı ve oyunlar 5 gün 1 dakika geç başladı... Kapanış töreninden endişe ediliyor... -Olimpiyatlarda şampiyon olan ülkelerin marşlarını Banu Alkan, Levent Oran, Kahtalı Mıçı, Hakan Taşıyan ve Müslüm Kaşıyan''dan oluşan "Grup Kadifeses Senfoni Orkestrası" söyledi... Hâlâ söylemeye devam ediyor... -Oyunlarda futbol maçları Şükrü Saraçoğlu Stadı''nda yapıldı. Daha önce seyircilerle futbolcular arasındaki demirleri 3 kez sökülüp, kaynak yapılan stada birçok sporsever "Ölmeye ölmeye ölmeye geldik" diye akın etti. -Final maçı Camerun-İngiltere arasında oynandı. İngiltere''ye Taksim''deki olaylardan dolayı uyuz olan seyircilerimiz, Camerun''un maçı alması ile kutlamalarda balkondaki 3 Türk''ü vurdu. O sırada sayımı tamamlayan memurlar, ölen isimleri son anda silebildi. Nüfusun tahmin edilenden az çıkmasından endişe ediliyor... -Televizyonlar bütün sporculara mikrofonu uzatıp, "Maraba Televole", "İbo Şhov reklamlardan sonra devam edecek" ve "Ali Kırca ile Siyaset Meydanı az sonra" dedirtmeyi başardı. Türk televizyonları bir ilke daha imza attı...
-Olimpiyat Köyü''nün çeşitli yerlerine koyulan "Kendir Pişir Kendin Ye" tesislerinde kendilerine yiyecek birşeyler yapmaya uğraşan İsveç kafilesi, koşucular hariç yandı... Yangın büyümeye, koşucular kaçmaya devam ediyor... -Olimpiyat Köyü''nde bazı vatandaşların toplanıp, "Burayı il yapın" diye gösteri yapması bir başka talihsizlikti. Bir vatandaş, bıçağı küçük oğlunun boynuna dayayarak "Olimpiyat Köyü''nü il yapmazsanız çocuğumu keserim" diye tehditler savurdu. Zabıtaların üzerine gülleler atılıyor... -Belediye yıkım ekiplerinin, kafileler için yaptığı geçici konutları "kaçak" diye yıkmaya çalışması pek fazla yadırganmadı ama, golf müsabakalarında bekçinin "Çimlere basmayın kardeşim" diyerek sporcuları kovması biraz ayıp oldu. Ama çevreciliğimizle övündük... -Oyunları yüzümüzün akı ile tamamladık... Ancak kapanış töreninde küçük bir aksilik oldu. Olimpiyat meşalesinin kaybolması skandal olacaktı ki; "Çayda çıra ekipleri"ni koşturarak Taksim''e getirdik ve kimse farketmeden oyunları kapattık. Ohhhh...
İbibik * Zenginin özel yaşamı, züğürdün televizyonunu yorar... * Vakit çalmalara karşı bir ALARM var mı abiler?... * Şişmanlar gösteri yaptı... "TOPLU" gösteri... * Güzel ama randevularına sadık değil... Ç-EKİCİ bir kız.. * Geçen hafta bu köşede çıkan "Sefiller" oyununun yazarı Victor Hugo yerine Goethe olarak çıkmıştır... İddiaya girip kaybeden okuyuculardan özür dileriz.... (İbrahim Ormancı)
İnternet''ten önce... İnternet''ten sonra... İ.Ö. - Apartmanda her akşam bir komşuda toplanır, keyifli sohbetlere dalardık... İ.S. - Her akşam bir chat odasında toplanıp, geyik muhabbeti yapıyoruz... İ.Ö. - "Yine yakmış yar mektubun ucunu" türünden şarkılar söylerdik... İ.S. - Oysa aynı yar mail''in ucuna hiçbir şey yapamıyor... İ.Ö. - Uzay filmleri belleğimizde esrarengiz aletlerle doluydu... İ.S. - Hiçbir filmin büyüsü kalmadı. İsteyen bilgisayarda hepsini yapabiliyor... İ.Ö. - Bilgisayar koyulan masaların üstünde plastik çiçekler dururdu... İ.S. - Şimdi klavye, mause, monitor gibi bir sürü saçma-sapan şey... İ.Ö. - Atari salonları vardı, içerden uzay mekii gibi sürüyle ses gelirdi... İ.S. - Yanyana 50 kişinin oturup, tek kelime etmediği İnternet cafeler var...
İ.Ö. - İki ciltlik "Altın Rehber" diye telefon rehberleri vardı. Akraba, eş, dost, aranıp bulunurdu... İ.S. - Cins cins harflerin bulunduğu ( @ / :))) # < ) İnternet adresleri var... İ.Ö. - Tanışmalar muhallebi salonunda başlar, ilk buluşmaya yakada kırmızı çiçekle gidilirdi... İ.S. - a/s/l ile direk konuya giriliyor, e-card yollanıyor... İ.Ö. - Alo Mutluluk Hattı... İ.S. - Alo Bilgisayar Destek...
Mermi manyağı Kurşun atan cep telefonu üretilmiş... Biz buna "cep manyağı" diyoruz... Nasıl?... Hoş olmadı mı?...
BİZİMKİLER * Engin Abi, biri yakında askere gidecek olan 4 çocuğuna da henüz kimlik çıkarmamış... Çocukları okula elektrik faturası ile kaydetmiş... * Yılmaz Abi taş düşürmek için serviste seksek oynuyor. Alişirin Abi tavsiyede bulundu; "Titreşimli bir telefon al, kendini ara..." * Halit, arkadaşının arabası ile gezerken sormuş; "Bu araba doğalgazlı mı?..." * ?...
TEMEL''İN YERİ Temel elindeki son para ile bir piyango bileti almış ve 3 trilyon kazanmış. Hemen bir otelin kral dairesine yerleşip karısına telefon etmiş; "-Hayatım evde misin?..." -Evet kocacığım... "-İyi. Hemen hazırlan o zaman. Çabuk bavulunu hazırla. Piyangodan tam 3 trilyon kazandım..." -Ayyy... Harikasın... Hemen hazırlanıyorum. Peki ama nereye? Paris, Karayipler, Acapulco, Güney Amerika?..." "-Umurumda değil. Sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol..."

