Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Manevi çöküntü!..
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bu acı ve korkutan gerçeği bir kere daha dile getirmeliyiz:
Farklı bir terörle başımız dertte… Çocuklar, gençler ve neticede aile tehlikede. Aile tehlikede olunca da hâliyle devlet bekamız ve millet varlığımız tehlikede!
Hemen her gün gazetelerin ilk sayfaları, TV’ler, sosyal medya, felâket haberleriyle dolu. Her türlü vahşetiyle cinayet, zina, fuhuş, kumar, sanal kumar, uyuşturucu, dolandırıcılık, sahtekârlık ve ilâhî nizâmın yasakladığı daha ne varsa almış başını gidiyor…
Bu suçlar, bu haram ve günahlar, artarak devam etmekte:
Uzmanların açıklamasına göre sanal kumar bağımlılığı denen kumara müptela olma ve uyuşturucuya müptela olma esrar, eroin, kokain vs.ye müptela olma yaşı, ilkokul çocuklarına kadar inmiş durumda. Dijital kumar, çocukların parmak uçlarında.
Vaziyet bu olunca şu konuya da mutlaka temas gerekir. Ergenlik bölgeye, iklime, cinsiyete ve kişiye göre değişmesine rağmen mâdemki kanun, rüşd yaşını, ergen olmayı, mevzuatla düzenleyip 18 yaşın ikmalini esas alıyor ve bu yaşın altındakileri çocuk kabul ediyor… öyle ise sosyal medyaya, internete, siber âleme girme yaşı da 15 vs. değil 18’in tamamlanmasıyla mümkün olmalıdır…
Medya, spor, film sektörü gibi alanlarda bir şekilde şöhret olmuşlarla nasılsa bir yere gelebilmiş fırsatçılar bu kumar ve uyuşturucuda başı çekmekteler.
Ahlâkın yerlerde sürünmesinden dolayı içine düşülen nefsâni esâret ise insafsızca cinâyetler işletebilmekte. O kadar ki artık, boğarak veya kafa keserek bir hayata kıyabilmekteler. Bu suç, sözde insanın canavar hâlidir. Dün "sensiz yaşayamam" dediği kimseyi, bugün böylesi bir akıbete uğratabilmekteler.
Şöhret-servet-şehvet üçlemesi, bütün zamanların bıçaksırtı değişmezidir…
Bu kirli ve yıkıcı gündemde, vahim manzarada ebeveynin, öğretmenin, imâmın, muhtarın, işverenin, medyanın, dizi filmlerin, kanaat önderinin vs. elbette mes’uliyeti var:
Ama… asıl sorumlu, her dönemiyle siyâsî irade, devlettir.
Bakınız, adı 4 harfle ifade edilen Sodom-Gomore neslinin propagandasını yapmak, 24 devlet tarafından yasaklanmıştır. 193 devletten sadece 24’ünün bu hassasiyeti göstermesi çok düşündürücü. 24 devlet ise vatandaşını korumanın hakkını verdiği için tebrike layıktır. Türkiye’nin bu 24 devlet arasında olmamasının ise izah edilir tarafı olamaz. Sadece orada değil, şunda da mâzeret gösterilemez.
O nedir?
Zinanın TCK’da suç sayılmaktan çıkarılması!
Mahkemeler bağımsızdır, öyle de olmalıdır ama bir mahkeme de isabetsiz bir kararla devlete-millete-istikbâlimize zarar vermemelidir:
Yüce Allah, zinayı, ağır, büyük suç saymıştır. Kur’ân-ı kerîm bunu şeksiz ve şüphesiz haber vermekte. Sevgili Peygamberimiz -aleyhi’s selâm- haber vermekte. Büyük İslâm âlimleri, 15 asırdır haber vermektedir. Zina, büyük suçtur ve cezası ağırdır.
Allahü teâlânın vaz ettiği, koyduğu ve Peygamberimiz ve Peygamberlerin tebliğ buyurdukları bu kanunlar kanunu şeriatın mutlak hükmünü, kim, nasıl değiştirebilir veya yürürlükten kaldırır?
Bu mümkün değildir.
Netice çatışma kültürüdür.
Böyle bir karar ve uygulamanın laiklik veya başka bir ideoloji adına savunulur tarafı olamaz. Unutmamalı ki mahkemeler, hüküm verirken cümleye "Türk milleti adına" diye başlarlar. Verilen karar, milletin vicdanının mahsulü, kabulünün tasvibi olmalıdır.
Gerçek bu iken AYM’nin şu tasarruflarıyla zina, mevzuatta suç olmaktan çıkarılmıştır:
Hâlâ üzerinden 27 Mayıs cunta zorbalığının vesâyetini atamamış o günkü AYM-Anayasa Mahkemesi, 23.09.1996 tarihinde verdiği bir kararla TCK-Türk Ceza Kanunu’nun 441. Maddesini Ana-Yasa’nın 10. Maddesine aykırı bularak iptal etti. Aynı Mahkeme, 23.07.1998’de de zina eden kadınlar ve kadının evli olduğunu bilerek zina eden erkeklerle alâkalı olarak da TCK’nın 440. Maddesini iptal etti. AYM, ayrı yaşayan çiftlerle ilgili çiftlerin zinasını suç sayan TCK 442. Maddesini de 13.07.1999’da iptal etti!
Oysa; yönetim değişikliğinden sonra şer’i hükümlerden ayrılma olsa bile 1926’da İtalya’dan iktibas edilen ceza kanununda zina, suç sayılmaktaydı. İslâm külliyatı, zaten suç saymaktaydı ve saymaktadır.
Buna rağmen:
İslâmî hayat bakımından 15 asır sonra, Cumhuriyet rejiminde de 1926’dan 70 sene sonra zina, suç sayılmaz oldu.
28 Şubat dönemlerindeki Cumhuriyet Mitingleri adlı gösteriler gibi aynı laikçi zihniyet mensupları, zinanın TCK’dan çıkarılması için de hayli miting tertiplediler.
Maalesef dedikleri oldu.
İktidar, 2004’te zinayı yeniden suç sayarak TCK’ya dahil etmeye teşebbüs ettiyse de o günlerde pek revaçta olan AB’ye girme isteği, buna engel oldu.
Sonuç:
Maddî kalkınma, gâyet iyi gitmekte.
Mânevî hayat ise çöküntü ve çürüyüşte.
Her işten ve her şeyden evvel ele alınması gereken, bu büyük tehlikeyi, bu saklı terörü yok etmektir...

Rahim Er'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR