Bir genç işadamıyla söyleşimizle başlayalım mı bu hafta. Buyurun!
- Bu seminere gelmek nereden aklınıza geldi?
- Resul Bey biz iki-üç kişilik bir esnaf dükkânı iken, çok kısa zamanda kendimizi 50-60 kişinin çalıştığı bir şirkette buluverdik. Teknolojiyi yakaladık. Şu anda bizdeki makineden Türkiye''de sadece 2 tane daha var. Sermaye birikimimiz de fena sayılmaz. Ancak büyük şirket olduk da, takım olamadık.
- Takım olamamak probleminiz varsa takım çalışmasıyla ilgili seminerlere gitmeliydiniz. Şirket kültürü seminerine neden ilgi duydunuz?
- Son günlerde iş hayatında çok tecrübe sahibi olan bir değerli ağabeyimizi danışman koordinatör olarak aramıza aldık. Bizi bu seminere o yönlendirdi. "Sizinle bu yolculuğa çıkarken şirket kültürü konusunda temel bilgiler edinmeniz gerekir. Bu seminere katılmanız iyi olur" dedi. Biz de atladık geldik.
- Sabahki oturumu dinledikten sonra neler düşünüyorsunuz?
- Bizim memlekette çok büyük şirketler var. Ancak bunlardan dev boyutlara ulaşmış birçoğunun kurucusunun vefatından sonra maalesef kapandığını gördük. Milyonlarca dolarlık ihracat yapan bu şirketler de ülkemizin servetidir. Bu şirketlerin bu şekilde yok olması milli ekonomimize de darbe oluyor.
- Bu olayları nasıl yorumluyorsunuz?
- Her şeyin tek bir şahsa bağlandığı, sizin de sabahki oturumda belirttiğiniz gibi misyon ve vizyonun herkesçe paylaşılmadığı şirketlerde sonuç farklı olamaz. Bu yüzden ileride bu sıkıntıları yaşamamak için şimdiden tedbir almak gereğini hissediyoruz; ve ağaç yaşken eğilir misali, genç şirketimizin şekil budamasını seminerinizde anlattığınız tarzda yapmaya ve kültürümüzü şimdiden oluşturmaya çalışacağız."
İş dünyamızın en önemli problemlerinden birinin bu konuşmada ele alındığını söylersem lütfen abarttığımı düşünmeyin.
Geçen haftaki buzdağı motifimizi hatırlamış olmalısınız. Buzdağının üstünü ciro, satış, performans ve kâr oluşturmaktaydı. Buzdağının su altındaki ana kütlesi ise öğrenme, kültür (misyon, vizyon, strateji), müşteri odaklılık, motivasyon, liderlik gibi şirket olmanın olmazsa olmazları idi.
Şimdi size bu hafta, yine İstanbul''da dinleyicilerine "aykırı düşünün, aykırı düşüncelerini kışkırtın" diyen Edward de Bono''nun tavsiyesine uyun, herkes gibi buzdağının üstüne değil altına kafa yorun diyorum.
Olmaz demeyin, ne faydası olur deyin. Faydasını görürsünüz. O genç işadamı nereden mi gelmişti? Hadi biraz çıtlatalım. O beldenin horozları meşhurdur.
İyi haftalar efendim.

