Şimdii... Lütfen gözlerinizi kapayın. Arkanıza yaslanın! Uzuuun okul yıllarını hayal edin! Bu arada o günlerde öğrendiğiniz, daha doğrusu size zorla öğretilmeye çalışılan bilgilerden ne kadarını hatırladığınızı ve de bu bilgilerden iş hayatınızda ne kadarını kullandığınızı düşünün. Haa... bir de size bu bilgileri öğretmeye çalışan bütün öğretmenlerinizi (ilkokuldan tahsil hayatınızın sonuna kadar) gözünüzün önüne getirin ve içlerinden kaç tanesinin güleryüzlü olduğunu hatırlamaya çalışın. Çoğunuzun, hayatınızda pek de işinize yaramayacak birçok bilgiyi sizlere asık suratla öğretmeye çalışan öğretmenleri hatırladığınızı tahmin ediyorum. Nereden mi? Bendeniz 17 yılını öğrenci, 20 yılını da öğreten olarak geçirmiş biriyim. Ayrıca pek işinize yaramasa da daha ziyade güleryüzlü, tatlı dilli öğretmenlerden öğrendiklerinizi hatırlıyor olmalısınız. Geçen hafta 2 gün boyunca katıldığımız "Eğitimciler Zirvesinde" özetle bu konu gündemdeydi.
İşte Human Resources dergisi tarafından başarıyla gerçekleştirilen zirveden -eğer şirketinizde eğitime kafa yoruyorsanız ve önemine inanıyorsanız.- türk iş dünyasına yıllardır eğitim veren ustalardan sizler için derlediğimiz altın sözler: "Eğitimler içinde bulunan toplumun ve şirketin kültürüne uygun olarak tasarlanmalı ve sunulmalıdır." "Görselliğe, pratik, hayata dönük muhtevaya ve interaktif olmaya özen gösteren eğitim tasarımları..." "Eğitime üst yönetimin inanması, desteklemesi, desteğini devam ettirmesi ve uygulamalarda da öncülük etmesi en önemli husustur." "Eğitim mümkünse şirket dışında, rahat bir ortamda verilmelidir, katılımcıların kalben, ruhen ve bedenen hazır olmaları sağlanmalıdır." "Mizaha, eğlenceye, espriye yer vermeyen seminerlerin hiç faydası olmaz." "Eğitimcinin kibirli ve kendini beğenmiş olması eğitimi başlamadan, bitirir." "İşini, şirketini ve öğrenmeyi sevmeyen kişilere hiçbir eğitim fayda vermez." "Şirketin eğitim ihtiyacı önceden ve ciddiyetle tespit edilmelidir." "Eğitimin uzun ve orta vadede geri dönüşü olan bir yatırım olduğu bilinmelidir." "Çok zor olmakla beraber eğitim alan ve veren kuruluşun katılımıyla eğitim sonuçlarının ölçülmeye çalışılması gerekir." "Bilginin ışık hızıyla yayıldığı bir ortamda hayatımızı, işimizi ve öğrenmemizi temelinden etkilemeye başlayan internet ihtilalinin üstesinden ancak öğrenen bir organizasyona doğru yolculuğa başlamak ve bu yolda azimle yürümekle gelebileceğimizi idrak etmek ..." Son cümleyi bir türlü tamamlayamadım. Onun için yazının başlığını buraya da yazayım, ne demek istediğimi herhalde daha özlü bir şekilde ifade etmiş olacağım. "Öğreniyorum, öyleyse varım!" Descartes günümüzde yaşasaydı meşhur cümlesinin bu şekilde değiştirilmesine kızar mıydı? Ne dersiniz? İyi haftalar, etkili eğitimler efendim.

