Kaydet
a- | +A

"Marifet iltifata tabidir talebi olmayan mal zayidir" Pazarlama işte bu talebi uyandırmak ve onu her şirketin kendi mal ve hizmetlerine yönlendirmesi çabaları olarak tanımlanabilir. Pazarlamanın bizim geçliğimizde 4 "P"sinden çok bahsedilirdi. Price (fiyat), place (yer), promotion (tanıtım, tutundurma) ve de Production (ürün ya da hizmet). Şimdi ise "C" lerinden bahsediliyor. Pazarlamanın önemli bir "P"si de benim aklıma geldi. Yaşı bendeniz gibi altmışa merdiven dayayanlar, bir zamanların "Sümerbank mağazaları"nı hatırlarlar. İnsanlar birkaç metre pazen, basma, Amerikan bezi ya da patiska alabilmek için saatlerce kuyruklarda beklerlerdi. Tabii sıranız geldiğinde bir şeyler kaldı ise. Renk, motif hatta kalite konusunda hiçbir tercihiniz olamazdı. Bu arada öfkeli bir memura çatıp azarlanmamak için de dikkatli olmalıydınız. Zira ters bir hareket memurlara pazarlamanın en önemli "P"lerinden bir diğeri olan kelimenin başındaki "P"yi unutturur, "Pazarlama", "azarlama"ya dönüşüverir, gönlünüze göre bir şeyler bulamamak acısını, elinizde paranızla azarlanmak çilesi bastırırdı. Şimdilerde de bu tür davranışlara rastlanıyor olabilir. Bu tür işyerlerinin akıbeti de devletin Sümerbank mağazalarından farklı olmaz. Hepsi kapanır, silinir gider. Bu şimdi daha da hızlı olur. Günümüzde müşteriler çok daha hassaslaştılar. ''Hava''dan nem kapıyorlar''. Onların ihtiyaçlarını çok iyi analiz etmeden, kaliteli mal ve hizmet üretmeden, mal ve hizmetinize samimi duygularınızı kattığınızı onlara hissettirmeden, onlara bir değer oluşturmadan, e-ticaretle onlara ulaşmadan, dahası her müşteriyi "nev-i şahsına münhasır kıymetli bir şirket varlığı" olarak kabul etmeden onlarla temas ettiğinizde, kendilerini azarlanmıştan beter hissediyorlar ve bir daha semtinize bile uğramıyorlar. İşler gittikçe karmaşıklaşıyor? Sadık müşteri portföyünüz dolup taşsın.

İyi haftalar.