Üniversiteye yeni girdiğim 70''li yılların başındaydı. İmtihanlarda gözcülük yapmak, kâğıt okumak, uygulamalarda hoca edasına bürünüp öğrencilere hava atmakla günler geçiyordu. Bir gün Dr. Asistan denilen âbilerimizden biri bir görev verdi.
Operational Research" konusunda bir İngilizce makaleyi tercüme edecektim. Sonraları "Harekât Araştırması" ve "Yöneylem Araştırması" denilen bu planlama tekniği Amerikalıların Normandiya çıkartmasında, harekâtın lojistik problemlerinin çözülmesinde bilgisayarların ilk defa kullanılmasına imkân vermişti.
Bu derece karışık bir konuyu anlayamama yanında, makaledeki birçok deyimi yerli yerince tercüme etmede de hayli zorlanmıştım.
Kulüp mü? Takım mı? Bu deyimlerden biri de "Team approach" idi. "Takım yaklaşımı" diye kelime-kelime tercüme ettiğim bu deyimi o günlerde kime sorduysam tam bir açıklama alamamıştım. Yönetim konusunun çok sınırlı kaynaklarla ve angarya ders olarak anlatıldığı o günleri yaşayan bilir.
Ayrıca o zamanlar futbol takımlarına da kulüp derdik. Takım değil kulüp taraftarı idik. Ve bizi kulüplerden daha ziyade yıldız futbolcuları ilgilendirirdi. Can, Metin, Lefter, Turgay ne yapmış ne etmiş daha çok ilgimizi çekerdi.
Bu yüzden "Takım nedir?", "Takım ruhu nedir?" hele "Takım lideri ne demektir?" gibi şeylerden pek haberdar değildik.
Ama bugün herkes "takım olmak"tan bahsediyor. Yönetim dünyasında takım halinde öğrenme ve kendi kendini yöneten takımlar en çok kafa yorulan konular. Başarının paylaşılan bir vizyona sahip takımlarla mümkün olduğu biliniyor. Takım anlayışının en küçük birimlerden şirket bütününe kadar paylaşılması herkesçe kabul edilmekte.
Şimdiki aklım olsaydı! Bugünkü bilgilere sahip olsaydım, bilgisayarlarla yönetilen, en ufak ayrıntının dikkate alındığı muazzam operasyonların "takım anlayışı" olmadan başarılı olamayacağının anlatıldığı o makaleden kim bilir ne güzel sonuçlar çıkarır ve hayatıma yön vermede bu sonuçlardan ne güzel yararlanırdım. Çünkü, ne yaptığının bilincinde olan bir takımın üyesi olmak kadar insanı rahatlatan ve verimli kılan bir başka uygulamaya rastlamadım bugüne kadar. Sizin de "Birbirinden fiziki ve ruhi bakımdan haberdar, birbirini seven ve birlikte oluşturulan hedefe samimiyetle kilitlenmiş bir takımınız var mı?"
O zaman dünyanın en mutlu ve şanslı insanısınız.
İyi haftalar efendim.

