Okuyucularımdan gelen e-mail ve fakslardan onların, hallerinden ne kadar şikayetçi; toplumun gidişatından ne kadar rahatsız olduklarını anlıyorum. Pazar günkü (Kırcalar''ı konu alan) yazım üzerine bir okuyucum, "Oya Başar, Olacak O kadar da oynasa ne olur, oynamasa ne olur. Konu sıkıntısı mı çekiyorsunuz? Ele alacağınız bunca sorun varken..." gibilerden sitem etmiş. Bir başkası birbirlerine sarılmış kahkahalarla gülen iki politikacının resmini fakslayıp bir köşesine: "Sayın Sabahat Emir, biz ne zaman güleceğiz?" diye yazmış. Ne yandan bakarsanız bakın ayyuka çıkan toplum kirliliği, sosyal patlamalar, bütçeleri zorlayan ekonomik darboğaz, yöneticilerin vurdumduymazlığı, yığınlar aç sefil dolaşırken birilerinin olağanüstü harcamalarla gerçekleştirdikleri şaşaalı düğünler, vur patlasın çal oynasın takımının azgın eğlence tutkusu tahammül sınırlarımızı zorluyor. Hoşgörüsüzlük ve umutsuzluk içimizde gittikçe ağdalaşıyor. Öfke, diz boyu... Öfke deyince Hz. Mevlana''nın Mesnevi''sinde okuduğum bir pasaj aklıma gelir. Hz. İsa''ya "İnsana en zor gelen şey nedir?" diye sormuşlar. "İnsanın öfkesini yenebilmesi" diye cevap vermiş. "Peki" demişler, "Allah''ın rahmetine nasıl erişilir?" "Öfkeyi yenebilmekle" diye karşılık vermiş Hz. İsa. Evet dostlarım, ilk adımda, içinde bulunduğumuz durumlar ne kadar kötü olursa olsun, kendimizi öfkeye kaptırıp enerji ve umudumuzu boşu boşuna tüketmeyelim. Toplum olarak çok zorlu bir devreden geçiyoruz. Temizlik, adalet ve esenlik diliyorsak, bunları hep başkalarından beklemeyelim. Ya ne yapalım? Kendimizden başlayalım.. İnsan olarak gücümüze inanalım ve sorumluluklarımızın idraki içinde olalım. Örnek insanı ilk önce kendimizde oluşturalım. Toplumun selameti ve kalkınması herkesin kendi işini en iyi biçimde yapmasına dayanıyor. Başkalarının kaytarıcılığı, nemelazımcılığı bize asla örnek olmamalı. İnatla inandığımız yolda yürüyelim. Öz değerlerin hallaç pamuğu gibi savrulduğu ortamlarda değerlerimize sahip çıkma mücadelesini sürdürelim.
"Kolay mı?" dediğinizi duyar gibiyim. Kolay değil elbette. Ölesiye zor. Ama insanlık tarihi hep "iyi" ile "kötü"nün çekişmesine dayanmıyor mu? "İyi"nin kazanması insanlık sorumluluğunu taşıyanın kutsal amacı değil mi? O halde, lütfen aynaya bakın, kendinizde varlıkların en şereflisi olan ''insan''ı görün. Ona "merhaba" deyin, gülümseyin. Yüreğinizdeki kireçleri inanç ve umutla çözün. İşinizi en iyi biçimde yapmağa, insanlara en güzel şekilde muamele etmeğe bakın...

