Kaydet
a- | +A

Tarihin en eski metropolleri arasında yer alan İstanbul, 2 bin 600 yıllık bir geçmişe sahip... Çok şey yazıldı.. Çok şey söylendi. İstanbul için şiirler yazıldı şarkılar bestelendi. Romanlar, incelemeler, ansiklopediler hazırlandı. Ve Türkiye Cumhuriyeti''nin gözdesi olduğunu hep gösterdi. Her kesim tarafından kendisine ayrı bir paye verildi, ayrı bir anlam yüklendi. İstanbul, Türkiye''nin modernizasyonunda da önemli görevler üstlendi. Ve belki de Türkiye''den daha çok tanınıyor dünyada. Çünkü artık devletlerden ziyade şehirlerin önemi daha öne çıkmış durumda. Şehirlerdeki kültür birikimleri, tarih ve geçmişten geleceğe akış daha belirgin ve somut. Onun için şehirlerin önemi daha da arttı yüzyılın son çeyreğinde...

Şimdi ise yeni yüzyılın ve binyılın arefesindeyiz. Ve İstanbul''u dolaştık bu binyılın eşiğinde. Son günlerdeki moda deyimle "Avrupa Birliği''ne gireceğimiz şu günlerde" durum nedir diye değil. Asıl olan yeni bin yıla girerken "İstanbul''a bunlar yakışmıyor" diyerek tarihe şahit bırakmak için. Bir not düşelim istedik tarihe. Avrupa bizi beğenmez diye değil, İstanbulumuz''a yakışmıyor diye gezdik. Sorumlular kim mi? Önce İstanbullular olarak hepimiz. Ve mülki idarecilerimiz, yerel yöneticilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız... Çarpık yapılaşma, betonlaşma, yeşilden yoksunluk, tarihin tahrip edilmesi, altyapı eksikliği, şehrin kimliğinin yok edilmesi ve silüetinin tahribi .... İstanbul''a karşı işlenebilecek bütün suçlar taammüden, yani planlayarak ve isteyerek işleniyor... Yetkililer ise İstanbul''a ne kadar hizmet ettiklerini demeçlendirip duracaklar. Ama milyonlarca İstanbullu da bu demeçlerin aksine hergün İstanbul''da yaşamanın eziyetini çekecek. İşte çelişki...

Çöp ve çukur Başka bir konumuz ise çöp... Bir türlü çöp bidonları konusunda anlaşamadık. Taşan, dağılan çöpler ve yanıbaşında küçücük çöp bidonları. Ya hiç olmayanlar. O zaman da bazen tarihi bi çeşme çöplük haline geliyor, bazen de çocukların oyun alanları. 5. kattan atılan çöp poşetleri ve yüz kiloyu aşan hanımların merdiven korkusu. İşte İstanbul''dan son manzaralar. İstanbul yedi tepenin üzerine kurulmuş, ama biz onun üzerinde şimdi 70 bin çukur açmışız. Ve kapatmayı unutmuşuz. Ve çukura düşerek ölen vatandaşlarımızın cenazelerine çelenk göndersek yeridir. "Unutmuşuz, özür dileriz" diye not da yazdırabiliriz, çelenklerin üzerine. İşte İstanbul''daki sokak ve caddelerin prototipi budur.

Trafik İstanbul''da yaşamanın bedelini en ağır ödettiren konu ulaşım. Zengini ve yoksulu bir konuda aynı sıkıntının ve cenderenin altına soktu. Bu konuda da büyük başkanlarımız çok büyük projeler ürettiler ve birçok tarih de verdiler. Yılan hikayesine dönen ve bittiğinde bile şehri kuşatmaktan çok uzak ancak birkaç güzergahta işleyecek olan metronun ne olduğu ve ne zaman biteceği bile belli değil. Depremlerle ve zemin etüdleriyle yaşadığımız şu günlerde, altımızın ne kadar çürük olduğunu öğrendik. Ama metroyu kazarken sanki granit kayaların üzerindeymişiz gibi santim santim gidiyoruz.

Ve kilitlenilen şu birkaç güzergah dışında üretilen başka proje de yok. Tabii bu arada hemen açıklamalar yapıp, "falan yolun orta refüjünü hafif, hızlı, orta tramvay yapacağız ama merkezi idare izin vermiyor" demenin de artık anlamlı olduğunu sanmıyoruz. Ve İstanbul''da yaşamanın bedeli bu ulaşımla çok ağır bedelli geliyor bize...

Haliç İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylarının projelerinin başında yer alır Haliç ve çevresi. Neler yapılmayacaktır ki Haliç için. Bu "altın boynuz", bu "dünyanın incisi" için ne yapılsa azdır. Herkesin projesi de çözümü de cebindedir. Ve birçok bilim adamı ile ortaklaşa yapılmıştır bu projeler. Ama harcanan trilyonlardan sonra Haliç yine aynıdır. Ancak insaf sayın başkanlar daha kaç dönem geçecek ki bu radikal tedbirin gerisi getirile. Daha ne kadar beklenecek, kaç nesil gececek ki Haliç yaşanabilir hale gelecek? Ya Haliç''te denize girecek ve balık tutacak proje üreten başkanlara ne demeli. Buyrun sayın başkanlar ve adaylar en azından Haliç kenarında yaşayın...

''Bahçeşehir modeldir'' Emlak Pazarlama, Proje Yönetimi ve Servis A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı H. Sabri Erdem, Bahçeşehir projesindeki temiz çevre, en son teknolojik gelişmelerin kullanıldığı yapım yöntemi ve bunların sonucunda ortaya çıkan kaliteli ve eksiksiz alt yapı ile kusursuz görünümün gelecekteki projelere de öncülük etmesi bakımından Bahçeşehir''in bir model olduğunu söyledi. "En iyi kurumsal uygulamalar ve projeler" ve "Dünyanın en iyi yerleşim birimlerinden" ödülünü alan Bahçeşehir''deki uygulamayı değerlendiren Sabri Erdem şunları söyledi:"Hükümetin aldığı ekonomik tedbirler sonrası son iki yıldır emlak sektöründe yaşanan durgunluk son bulacak. 2000 yılından itibaren yatırımda emlak en önde gelecektir. Faizlerin düşmeye başlaması, döviz kurunun sınırlanması, 20 yıl vadeli konut kredilerinin açılması borsa ve emlak sektörünü kamçılayacaktır. Bahçeşehir tamamlandığında 15 bin 400 konut ve 55 bin nüfuslu modern bir uydukent olacaktır."