Dünya, ahiretin tarlasıdır. Bu kıymetli zamanları faydasız şeylerle değil, Allahü teâlânın râzı olduğu, beğendiği şeyleri yapmakla geçirmelidir...
Dünya hayatının kıymetini bilmeli. Onu ahireti kazanmak için değerlendirmelidir... Büyük İslam âlimi İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
“Kazanç zamanı geçip gidiyor. Her geçen an, ömrümüzü azaltmakta, ecel zamanını yaklaştırmaktadır. Bugün aklımızı başımıza toplamazsak, yarın âh etmekten ve pişmanlıktan başka elimize bir şey geçmez. Bu birkaç günlük sağlık zamanında, dinimize uygun yaşamaya çalışmalıyız! Ancak böylece kurtulmamız umulur. Dünya hayatı, iş yapacak zamandır. Keyif yapacak, eğlenecek zaman ileride, ahirette gelecektir. Orada, dünyada yapılan işlerin karşılığı ele geçecektir. İş zamanını eğlence ile geçirmek, çiftçinin tohum ekmemesi ve mahsul almaması gibidir...
Ölmek felaket değil, öldükten sonra başa gelecekleri düşünmemek, hazırlanmamak felakettir. Bu zamanınız fırsattır. Fırsat da, büyük nimettir. Sıhhat ile ve üzüntüsüz geçen vakitler, bulunmaz ganimettir.”
İmam-ı Rabbanî hazretlerinin oğlu Muhammed Ma’sum Farukî hazretleri de şöyle buyurdu:
“Yazıklar olsun, ömür geçti!.. Dünyanın vefasız, yalancı olduğu şimdi anlaşıldı. Hayatı, hayâl oldu. Fitneleri, dertleri bitmedi. Ahbap, arkadaşlar, öldüler, gittiler. Bu hâlleri görüp de gafletten uyanmıyor, ibret almıyoruz. Pişman olmuyoruz. Tövbe etmiyoruz. Gaflet devam ediyor, günahlarımız artıyor. Allahü teâlâ, Tevbe sûresinin 126. âyetinde meâlen, (Görmüyorlar mı ki, her sene, bir iki kere, dertlere, belâlara yakalanıyorlar. Yine tövbe etmiyor, pişman olmuyorlar) buyurdu. Bu nasıl imandır? Nasıl Müslümanlıktır? Ne kitaptan ne sünnetten nasihat alınıyor! Ne de başa gelen dertlerden, hâdiselerden ibret alınıyor... Uzun seneler, beraber yaşadıkları, birlikte gezip dolaştıkları, yiyip içtikleri, yatıp kalktıkları ahbaplarını, arkadaşlarını düşünsünler. Sevdiklerinin, birlikte eğlendiklerinin, yardımcılarının ne olduklarını görmüyorlar mı? Hiçbirinden bir şey kaldı mı? Onlardan haber verenler var mı? Ömürlerinin harmanını rüzgâr götürdü... Birkaç günlük ömrümüzü gaflet ile geçirmemeye gayret edelim. Tavşan uykusu ile yaşamayalım! Kalplerimizi geçici, yaldızlı, sahte lezzetlere kaptırmayalım! Allahü teâlânın emrettiği ibadetleri, razı olduğu iyi işleri yapalım! Nefis ve şeytanın ve kötü kimselerin yalanlarına, fitnelerine inanmayalım! Kabir ve kıyamet azaplarını düşünerek, kendimizi şimdiden koruyalım!”
Büyük velî Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri de buyurdu ki: (Dünyanın bir saati, Kıyâmetin bin senesinden daha iyidir. Zira bu bir saatte, sâlih, makbûl bir amel işlenebilir ve o bin senede bir şey yapılamaz. Çünkü kazanç yeri dünyadır.)
Ömrünü boş geçirme, nefsine kuvvet verme,
Uyan! Gaflet eyleme, yalvar güzel Allah'a.
Günâhın çok olsa da O'ndan ümidi kesme,
Affı, keremi boldur, yalvar güzel Allah'a.

