Tövbe, günaha pişman olup Allahü teâlâdan af dilemek, günahtan vazgeçmek ve bir daha yapmamaya karar vermektir.
Tövbe edebilmek, Allahü teâlânın büyük nimetlerindendir. Kul, hata ve kusurdan uzak değildir. Bunun için günah işleyince pişman olmalı, Allahü teâlâdan af dilemeli ve aynı günaha dönmemeye karar vermelidir.
Kur’ân-ı kerimde meâlen, “Ey müminler, Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz” buyuruldu. [Nûr sûresi, 31] Günahtan hemen sonra tövbe etmek farzdır. Tövbeyi geciktirmek de büyük günahtır. Hadis-i şerifte, “Tövbe eden, günah işlememiş gibi olur” [İbn-i Mâce] buyurulmuştur.
Tövbenin üç şartı vardır: İşlediği günaha pişman olup üzülmek, günahtan hemen vazgeçmek ve bir daha yapmamaya karar vermek. Bu üç şart olmadan yalnız dille tövbe etmek kâfi değildir. Günahkâr kul tövbe edince, Cenâb-ı Hak hem günahlarını affeder hem de kulunun tövbe etmesine razı olur.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektûbât kitabında buyuruyor ki:
“Kıymetli ömrümüz, günah işlemekle, kusur, kabahat yapmakla, yanılmakla, faydasız, lüzumsuz konuşmakla geçip gidiyor. Bunun için; tövbeden, Allahü teâlâya boyun bükmekten söyleşmemiz, verâ ve takvâdan konuşmamız hoş olur. En’âm sûresi, 120. âyet-i kerimesinde mealen; ‘Açık olsun, gizli olsun, günahlardan sakınınız!’ buyurulmuştur.”
Günahta kul hakkı bulunmayıp yalnız Allahü teâlâ ile kul arasında ise tövbe; pişman olmak, istiğfar okumak, Allahü teâlâdan utanıp O’ndan af dilemekle olur. Farzlardan biri özürsüz terk edilmişse, o farzı da yerine getirmek gerekir. Kılınmayan namazları kazâ etmek, tutulmayan oruçları tutmak, verilmeyen zekâtları vermek de tövbenin şartıdır.
Günahta kul hakkı da varsa, kul hakkını hemen ödemek, helâlleşmek, hak sahibine iyilik ve dua etmek gerekir. Hak sahibi vefat etmişse vârislerine ödemeli; bilinmiyorsa fakirlere verip sevabını hak sahibine niyet etmelidir.
Günahların bazısı, bazısına göre küçük görünse de Allahü teâlânın emirlerini yapmamak olduğu için hepsi de büyüktür. Çünkü Allahü teâlânın gazabı günahlar içinde saklıdır.
Mümin, küçük günahları da büyük görür. Her günah işleyişte kalbi sızlar. Bir küçük günahı yapmamak, bütün cihanın nafile ibadetlerinden daha sevaptır. Çünkü nafile ibadet yapmak farz değildir; günahlardan kaçınmak ise farzdır. [Rıyad-un-nâsıhîn] Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur.
Tekrar günah işlerim korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır. Çünkü, hadis-i şerifte (Sonra yaparım diyenler helak oldu) [Berika] buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. [İ.Gazali]
Netice olarak kul, günah işlediğinde hemen tövbe etmelidir. Samimiyetle yapılan tövbe, insanı günahlardan temizler, kalbini huzura kavuşturur ve ebedî saadete vesile olur.

