Bu insanların yaşadıkları topraklarla alıp veremedikleri nedir, anlayamadım gitti. Türkiye gibi bir çok ülkeye göre fazlasıyla özgür ve insanları rahat bir ülkede hâlâ neyin çekişmesini yapıyorlar? Bahsettiğim, Olimpiyat Oyunlarında önce kendisini, buna bağlı olarak hepimizi rezil eden güreşçi Harun Doğan efendi!
Vücuduna battığı için Türkiye''nin ay yıldızlı armasını mayosuna takmadığını iddia eden Doğan efendi, bana kalırsa herkesi aptal yerine koyabileceğini sanıyor. Böyle bir iddiada bulunabilen bir insanın kendisini ne zannettiğini çok merak ediyorum! Hiç gerek yok ya, yine de çürütelim fikrini. Bir kere taşınan armaların sporcuları rahatsız etmesi ihtimali binde bir oranında bile olsa Olimpiyat Komitesi bu işle ilgili köklü bir çözüm getirir. Biliyorsunuz, dünyada herhangi bir spor dalında bir yenilik yapmaya kalkıştığınızda, öncelikle Olimpiyat Oyunlarının ruhuna uygunluğu tartışılır. Yine bu bağlamda, herhangi bir yeni spor dalı fikrini ortaya atarsanız, bunun bir spor dalı olarak kabul edilip edilmeyeceği yine Olimpiyat Komitesine bağlıdır. Olimpiyat Oyunlarında kabul görmeyen dallar uluslararası karşılaşmalarda takdir bulmaz. Olimpiyat Oyunları, dünyanın en eski spor geleneğidir ve saygındır. Barışı, kardeşliği simgeler. Amblemindeki o halkalar şık dursun diye konmamıştır. Dünya üzerindeki kıtaları birbirine bağlı olarak simgelesin diye kullanılır. Orada dünyanın en önemli ve en ünlü sporcuları mücadele eder. Olimpiyatlara seyirci olarak gitmek bile onurdur. Değil ki sporcu olarak gidip ismini oralar yazdırmak! Ve kim olursanız olun, orada kendinizi temsil edemezsiniz. Bütün sporcular ülkelerini temsilen yarışırlar. Bu ciddi bir kariyerdir. Amerika da dahil olmak üzere en güçlü ülkeler Olimpiyat şampiyonu olacak sporcular yetiştirmek için seferber olurlar. Hal böyleyken, üzerinde koskoca Türkiye''nin sorumluluğunu ve yetmiş milyon insanın ümitlerini taşımana rağmen git şımarıklık yap, aklın sıra fikirlerinin savunuculuğunu üstlen! Bir kere sen sporcusun. İşin, kazanmaya çalışmak. Eğer söylemek istediklerin varsa politikacı olmanın yollarını arar, mümkünse meclise girer, orada ne istiyorsan söylersin.
Ayrıca fikrin neymiş, o da belli değil! Törenlerde Anıtkabir''e gitmemek, Oyunlarda arma taşımamak ve güreşmek için mindere çıkmamak neyin göstergesi? Bu mu ülkeni sevmek, bu mu vatandaşlık onuru?
Ya da sen bu ülkeyi sevmiyorsun. Olabilir, o zaman bir zahmet pılını pırtını toplayıp seveceğin bir başka ülkeye gider yerleşirsin. Kimse seni tutamaz. Zaten kimse seni tutmaz da. Bizi sevmeyeni biz hiç sevmeyiz. Ama bütün bunların yeri, dünyanın izlemekte olduğu Olimpiyatlar değil. Bu düpedüz vatanına bilerek zarar vermektir.
Bu skandalın dünyanın her yerindeki ülkelerin haber bültenlerinde yer aldığından kuşkunuz olmasın. Bir sporcunun bu şekilde davranması duyulmuş, görülmüş olmadığından haber değeri taşıyor.
Yazıklar olsun! Bu adamı yetiştireceğiz diye emek sarf eden herkese üzülüyorum. Elbette önceden tahmin edemezlerdi. Bir insanın bu kadar gözünün döneceğini bilemezlerdi. Minnet edeceği yerde ihanet eden bir insan olacağına rüyalarında görseler inanmazlardı.
Hakemler, üç kez adını anons ederken adeta mindere çıkması için yalvaran Federasyon Başkanı sayın Ahmet Ayık kim bilir nasıl hissetti kendini? O ki eski bir şampiyon, vatanına hizmet eden bir kişi. Bir de Spor Bakanımız için üzülüyorum. Olimpiyat Oyunlarının ilk gününden itibaren sporcularımızın yanında olup moral veren, bu işin önemini bilen bir siyasetçi olarak bu davranışı hak etmedi! Bunu hiçbirimiz hak etmedik!
Sözün Özü Hakikat çıplak gezmeyi sever.
Levha Çalışmak hayat, düşünmek ışıktır.

