Malum dün sabah okullar yeni öğretim yılına başladılar. Diğer şehirleri bilmiyorum ama İstanbul trafiği görülecek bir durumdaydı. Okulların açılması trafiği adeta alt üst etti. İnsanların tatlı telaşları ise tarafsız gözle bakıldığında hoş bir duygu uyandırıyordu. "Evladım okusun, adam olsun" diye düşünen ve bu uğurda kendi ihtiyaçlarından vazgeçip varını yoğunu çocuğunun eğitimine harcayan aileler heyecan içinde koşturuyordu. Çocuklar kendileri için yapılan fedakarlıkların boyutundan habersiz, tatilin bitmesinin burukluğu ve yeni bir dönemin başlamasının tedirginliği arasında bocalıyordu. Şoförler ise olacakları önceden tahmin ettikleri için fazla gergin değildi. Ama ne olursa olsun uzun süren tıkanıklıklar herkesi bezdirdi. Bizim için dün sabah bir ilkti. Kızım ilk defa ana okuluna adım attı. Daha önce ki yıllarda gitmek istemediği için fazla zorlamamıştık. Fakat bu yıl artık evde oturma çağını iyice aştığını görerek kendisini ikna etmeyi başardık. Küçücük boyuyla okul çantasını sırtlayıp yollara düşmesi beni çok eğlendirdi. Okul öncesi eğitim benim gözümde bütün okul hayatı boyunca yaşayacağı en önemli süreç. Bu yıllarda edindiği alışkanlıklar ömrü boyunca ona eşlik edecek. Tabii bu düşüncelerim sadece kendi çocuğum için değil. Onun yaşıtı konumundaki bütün çocukları kapsıyor. Bizlerin evde verdiğimiz terbiye ve eğitim bir yere kadar. Sonuçta asıl başarılı olacak olanlar bu işin uzmanları yani pedagoglar.
Çocuk milletinin iç dünyası biz büyüklerden oldukça farklı. Daha renkli daha riskli daha derin. Onlar dünyaya alışma sürecindeler henüz. Ve aileleri dışındaki herkesi yabancı olarak algılıyorlar. Diğer çocuklarla uyum sağlamak ve paylaşımcı olmak, öğrenmeyi öğrenmek hep okulda eğitmenler tarafından verilecek bilgiler. Doğru biçimde yönlendirilirlerse akademik anlamda başarılı olmaları olasılığı artıyor. Uzun yıllar okumanın ve diploma edinmenin ilk şartını zeka olarak görmüyorum. Tam tersine fazla zeki çocuklar çabuk öğrendikleri için diğerlerinden daha çabuk sıkılıyorlar ve ilgileri dağılıyor. Bu da başarısız olma ihtimalini arttırıyor. Buna karşılık dersi iyi dinleme, düzenli çalışma ve disiplin gibi özellikler kazandırılabilirse çocuğun okul hayatındaki grafiği yükseliyor. Tabii şimdilik bunlar, yaşça daha büyük çocukların ailelerin problemleri. Benimki henüz küçük. O yüzden oyun ağırlıklı bir programa tabi tutulacak.
Dün sabah o yuvanın bahçesini görmeliydiniz. Ailelerinin ellerini sıkı sıkı tutmuş ufaklıklar birer birer bahçeye adım atarken hepsinin yüzünde aynı haşarı ifade vardı. Kendilerini bekleyen yılın daha ziyade eğlence ağırlıklı olacağını bildikleri için canları sıkılmamıştı. Ama sabah erken kalkma faslı bir müddet hepsini zorlayacak sanırım. Kumun üzerinde plastik oyuncaklarla oynarken hepsi nasıl da savunmasız ve masumdu. Büyüklere göre çok daha rahat diyalog kurup arkadaş olabilmek gibi bir yetenekleri var. Galiba aileler çocuklara göre daha buruktu. Küçük bebek olma günlerinin geride kalmaya başlamasının ilk sinyaliydi bu ne de olsa. Zaten hayat böyle. Bir gün önce siz ailenin en küçük ferdi iken bir de bakıyorsunuz ki elinizde size ait olan çocuğunuzla okuldan içeriye giriyorsunuz. Artık öğrenci değil velisiniz. Hiç belli etmeseniz de kendinizi tuhaf hissediyorsunuz. Bitti mi yani sizin şımarıklık yapabileceğiniz dönem? Evet, sanırım bitti! Devran döndü, zaman geçti. Artık annemin benden çektiklerini daha iyi anlama faslına başlıyoruz. Bütün çocuklara karşı hepimizin sorumluluğu var. Umarım daha bilinçli ve daha eğitimli nesilleri yetiştirmek nasip olur.
SÖZÜN ÖZÜ Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
LEVHA Yazar, dost seçer gibi seçilmelidir.

