Kaydet
a- | +A

Yaz gelince havaların ısınmasıyla birlikte yazlık eğlence yerleri de bir bir açılmaya başladı. Özellikle büyük şehirlerdeki gözde mekanlar tatil dışındaki zamanları dans ederek geçirmek için ideal.

Benim bu tip bir eğlence anlayışıyla pek alakam yok. Ama müzikteki yenilikleri takip etmeyi seviyorum. Koşuşturma içinde geçen günlerimizde müzik de olmasa nasıl rahatlardık bilmiyorum.

Türkiye''de başarılı başarısız, popüler ya da değil, pek çok şarkıcı var. Zevklerle renkler tartışılmayacağı için bu çok göreceli konuda iddialaşmak anlamsız. Ben sadece sevdiklerimden söz edeceğim bu yüzden.

Sevdiğim ve sanatçı olarak gönül rahatlığı ile kabul ettiğim bir isim Sertab Erener. O inanılmaz sesini eğitimiyle terbiye etmiş olan Sertab, her defasında birbirinden seçkin çalışmalar sunuyor topluma. Son albümünde okuduğu makber için pek çok tartışma çıkmış olmasına rağmen benim kulağıma çok hoş geldi. Belki bunca yıldır hep aynı sounad alışılmış olduğu için yadırgandı. Ama bir şeyi yadırgamak, onu yerden yere vurmak için yeterli sebep değil elbette.

Bir diğer isimse, ilk albümüyle bize kendisini tanıtan ve kabul ettiren Ayşen Gerçekten değişik bir gırtlak yapısı ve ses tekniğine sahip genç sanatçı. İlk albümünde Regina''nın "Day by day" isimli şarkısını Türkçe yorumlamıştı ve çok başarılı olmuştu. Sanırım bundan yola çıkarak bu seferki albümünün tamamını bu anlayışla hazırlamış. Bana kalırsa biraz abartmış ama yine de dinlemeye değecek bir çalışma. İçinde özellikle dikkatleri üzerinde toplayan şarkı, Marih Carey''nin bütün dünyaya sevdirmiş olduğu "My all" isimli şarkının Türkçe yorumu. Burada Ayşen, şarkının asıl sahibine biraz fazla benzemeye çalışmış ve kendi tarzının dışına çıkmış gibi geldi bana. Benim en beğendiğim şarkı ise Kim Vazgeçti şeklinde tercüme edilmiş olan "Don''t let this moment end". Sonuçta albüm bu yaz sıcağında alınabilecek ve dinlenebilecek bir kıvamda.

Tabii ki sevdiğim başka sanatçılar da var. İlk aklıma gelenler, Yıldız Tilbe ve Ebru Gündeş. Bu listeyi uzatmak mümkün. Ama dünya çağındaki müzik sektörü öylesine dev adımlarla ilerliyor ki bizlerin burada oturup Ciguli dinlemesiyle yakalanacak gibi değil.

Kulağı iyi müziğe biraz aşina olanlar, Türkiye''de topluma müzik diye sunulan kakafonileri asla dinlemiyorlar. Dolayısı ile onların da tüketebileceği kaliteli yapımların üretilmesi şart. Belki böylece azcık da olsa eşitlik sağlanmış olur.