Kaydet
a- | +A

Pazar günlerinde hiç sevmediğim bir durağanlık vardır. Renksiz bir sessizlik, insanı dinlendirmekten aciz bir tembellik. Canım ne dışarı çıkmak ister ne de evde oturmak. Bıraksalar oturup boş boş duvara bile bakabilirim bütün gün. Zaten bırakmayan da yok herkes aşağı yukarı benim gibi hissediyor evin içinde. Ertesi günün ismi Pazartesi ve beraberinde birçok angarya getirecek. Yine de razıyım buna. Yeter ki bu yapmacık ve zorlama tatil modu olmasın. Evet, belki de Pazar''ın sorunu bu. Zorlama oluşu. İnsanın içine sinmeyen aklına yatmayan bir şeyler var bu günde.

Son birkaç gündür üst üste alınan tatsız haberlerin de etkisi olabilir mi acaba kendimi tuhaf hissedişimde?

Önce Levent Kırca Oya Başar çiftinin beklenmeyen boşanma rüzgarı esti. Ben onları bildim bileli resmi nikahlı ya da değil, bir aradadırlar. Çok samimi olduğumu söyleyemem ama sıkça görüştüğüm bir dönem olmuştu. Evlilikleri sanat camiasında da bazı düzgün ilişkilerin bulunabileceğinin kanıtıydı adeta. Oya Başar biraz daha otoriter görünümlü, toparlayıcı yapısıyla yuvayı dişi kuşun yaptığını hatırlatırdı bana. Tabii bu bir yanlış anlama da olabilir. Kimbilir kaç kez böyle görünen çiftlerin aslında evin içinde tam tersi rollerde olduğunu gözümle gördüm. Hani dışı seni yakar, içi beni durumu... Elbette karı koca arasında ne yaşandığını kimsenin bilmesine imkan yok. Zaten bilinmesi gerekmez de. Bunlar ailenin mahremiyetidir. Bu ülkede uzun süredir unutulmaya yüz tutmuş bir kavram yani. Şimdi söz konusu boşanma hakkında çarşaf çarşaf yazılar yayınlanıp taze yara daha da acıtılacak. Arada çocuklar hırpalanacak. İnşallah mahkemeden sonra ılımlı açıklamalar yapan karı koca en kısa zamanda bu karmaşayı sona erdirir ve yeniden bir araya gelir. Bir diğer sıkıntılı haber Suriye''den geldi. Otuz yıllık uzman lider Hafız Esad kalbine yenik düşüp hayata veda etmiş. Bu, Ortadoğu''da bir dönemin sonu demek. Bölgede bazı liderler klasikleşmiştir biliyorsunuz. Yaser Arafat, Saddam Hüseyin gibi isimler hepimizin kulağında yer etmiştir. Hafız Esad da bu isimlerden bir tanesidir ve Türkiye ile Suriye''nin zaman zaman gerginleşen hassas ilişkileri göz önünde bulundurulursa bu vefatın bizi yakından ilgilendireceği anlaşılır.

Esad''ın oğlu ve veliahdı Beşşar, İngiltere''de eğitim görmüş bir göz doktoru ve halk tarafından çok seviliyor. Onun başa geçebilmesi için çoktan anayasa değişikliği yapılmış bile Suriye''de. Diğer ülkelerin de sıcak baktığı bu değişiklik bakalım nasıl bir tablonun oluşmasına sebep olacak. Ve bir üzücü haber de Türkiye Gazetesi cephesinden. Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın''ın babası vefat etmiş.

Böyle durumlarda ne yapacağımı şaşırırım. Sabah gazeteyi açıp ölüm ilanlarını gördüğümde zaten cenaze kalkmak üzereydi. Şimdi telefon etsem, söylenecek hiçbir sözün acıyı dindirmeyeceğini biliyorum. Bir insanın kaç yaşında olursa olsun babasını kaybetmesi sarsıcı bir hadisedir. Aile büyükleri sanki hep yaşayacak ve çocuklarını kollayacakmış gibi gelir. Onların öleceğini düşünmez, belki de düşünmek istemez evlatlar. Ama bir gün gelip de ayrılık kaçınılmaz olduğunda derin bir şoka ve yalnız kalma telaşına neden olur. Ölüm Allah''ın emri ve yaşayan her varlık bunu tatmak zorunda. Ama bunu bilse de kişi ilk zamanlar teselli bulmakta güçlük çeker. Ne diyelim, Allah geride kalanlara sabır ihsan etsin. Sayın Kenan Akın''a ve bütün ailesine içten taziyelerimi sunuyorum. Dedim ya böyle tuhaf bir Pazar günü psikolojisi içindeyim. Hava hem sıcak hem rüzgarlı. Ben sıkılırken aynı anda bir çok insanın ciddi acılar çektiğini bilmek utandırıcı. Galiba en iyisi hafta başını beklemek.

Sözün Özü Sözün tamamı aptallara söylenir.

L E V H A Hayat satranç oyununa benzer. Çok kez şah dersin ama bir kere mat edersin.