Kaydet
a- | +A

Geçenlerde Türkiye''nin en ünlü psikiyatristlerinden birisinin bir yazısını okudum. İnternet hayatımıza bu denli girdiğinden beri hasta profilinin değişmeye başladığından söz ediyordu. Özellikle evli çiftler arasında internete bağlı pek çok problem çıktığını, bunlardan bir kısmının boşanmaya kadar vardığını belirtiyordu. Hakikaten bu açıdan bakıldığında internet bir tehlike. Düşünün, bir sabah kocanızın çalışma odasına giriyorsunuz. Niyetiniz o gün için yaptığınız planlardan kocanıza söz etmek. Bir de bakıyorsunuz ki eşiniz birdenbire rahatsız oluyor ve aceleyle klavyede bir şeyler yapıyor. Yaklaşıyorsunuz ve ne yaptığını görmek istiyorsunuz. Fakat ekranda sadece masa üstü görüntüsü var. Bu pek inandırıcı değil çünkü hiç kimse saatlerce oturup masa üstüne boş boş bakmaz. Sonra gözünüz ekranın altına doğru kayıyor. Orada aşağıya alınmış bir site olduğunu fark ediyorsunuz. Kocanızın panik dolu itirazlarına aldırmayarak görüntüyü büyütüyorsunuz. Karşınıza çıkan sitenin adı İngilizce. "Opposite Sex"! Kendinizi aldatılmış, kandırılmış hissediyorsunuz. Çünkü sanal da olsa size ait olduğunu düşündüğünüz erkeğin başka kadınlarla ilgilendiğini keşfetmiş haldesiniz. Siz mutfakta bulaşık yıkarken ya da yemek hazırlarken eşiniz odasında çıplak kadın görüntüleriyle meşgul. Herhalde hiç kimse bunun kızılmayacak bir olay olduğunu iddia edemez. Bir de chat felaketi var. İnsanlar sanal ortamda takma isimler kullanarak dolaşıyorlar. Kişisel bilgilerin neredeyse tamamını yanlış veriyorlar. Erkek diye konuştuğunuz birisi kadın çıkabiliyor. Ya da tam tersi. Chat yoluyla kız arkadaş arayan erkeklerin çok olduğunu biliyoruz. Evli oldukları halde kendilerini bekar olarak tanıtan bu tipler işi daha da ileri götürüp tanıştığı kişilerle buluşabiliyor da. Psikiyatrist dostumuz, kendisine bu gibi şikayetlerle baş vuranların sayısının gün geçtikçe arttığını söylüyor. Özellikle ev kadınları bu internet tuzağından çok şikayetçilermiş. Sürekli şüphe içinde yaşamak zorunda kaldıklarından bahsedip çaresizlik duygusundan dem vuruyorlarmış.

Sanal suç kapsamında değerlendirmek zorunda olduğumuz bu olaylar aslında çok boyutlu. Eyleme geçilmiş olunmadığı için karşınızdaki kişiyi çok net itham edemiyorsunuz. Sonuçta adam evde, odasında. Ama bu gerçek sizi tatmin etmiyor. Aklınıza ilk gelen, eşinizin başka insanlara karşı beslediği ilgi ya da en azından merak oluyor. Sizin dışınızdaki kadınlara karşı hâlâ ilgisi varsa o zaman sizinle ne işi olduğunu çözemiyorsunuz. Sırf bu yüzden hacker olan sayısız ev kadını varmış. Bu da işin trajikomik tarafı... Her zamanki gibi nimetin külfetiyle karşılaşıyoruz. İnternetin hayatımıza kazandırdığı sayısız kolaylığın yanısıra böyle de bir yan etkisi var işte. Bu, bana göre, kişilerin kafalarında çözmek zorunda oldukları bir problem. Tamamıyla yerleşik ahlak anlayışının oturmuş olup olmadığına bağlı. Daha açık söylemek gerekirse, odasına kapanıp sex sitelerinde dolaşan bir adamı ben kendi ahlak anlayışıma göre edepsiz olarak nitelendiririm. Tabii bunlar izafi değerlendirmeler. Kişiden kişiye değişir. Bir başkası, bunun suç olmadığını savunabilir. Keşke insanoğlu her şeyin kötü yanına karşı bu kadar istekli olmasa. Keşke elimizdekileri iyi değerlendirebilmekte bu denli zorlanmasak. Üç beş dakikalık keyif için bütün huzurunu kaçıran, eşinin kendisini aldatılmış hissetmesine neden olan erkeklere ise ne denebilir ben bilmiyorum.

Sözün Özü Son pişmanlık fayda etmez.

L E V H A Her şey daima başlangıcında iyidir.