Kaydet
a- | +A

Benim Fenerbahçeli olduğumu pek çok kişi bilir. Ama eski eşimin mesleği sebebiyle uzun yıllar futbol camiasının içinde buluna buluna diğer takımların da içini dışını öğrenme fırsatı bulmuştum. Açık söylemek gerekirse gerek camia olma ruhu, gerek köklü bir okulun uzantısı oluşunun doğru orantılı sonucu sebebiyle Galatasaray''a sempati beslemeye de başladım. Bunda elbette kişileri şahsen tanımanın etkisi büyük. Mesela Fatih Terim benim her zaman çok saygı duyduğum bir insandır. Türk insanının da başarılı teknik direktörlük yapabileceğinin kanıtını oluşturması bir yana çizdiği şefkatli aile babası tablosu da ayrıca dikkat çekici. Senelerce Florya, Yeşilköy gibi semtlerde yaşaya yaşaya adım başı bir futbolcuya rastlamaları da eklersek, Fenerbahçeli''den çok Galatasaraylı tanıdığım olduğunu fark edebiliriz. İşte bu duygular ve tanışıklıklar sebebiyle çarşamba akşamı Levent''teki Galatasaraylılar evine gittim yakın bir arkadaşımla birlikte. Ortam son derece hoştu. Herkes katıksız Cimbomlu ve maçın sonucundan umutluydu. Neşe içinde yemekler yeniyor, şakalar yapılıyor ve Şampiyonlar Ligi''yle ilgili tahminlerde bulunuluyordu. Ben de işin içine milli duyguların da karışmasıyla ümitliydim açıkçası. Kalede Taffarel''in olmayışının sıkıntıya sebep olacağı açıktı ama Galatasaray''ın patronu Fatih Terim''in motive etmekteki başarıları düşünülürse "Mehmet''e de zor gelmiş olabilir" diye geçiriyordum aklımdan. Neyse, maç başladı. Doğan Yıldız anlatırken yanında oturan ve anlamlı anlamsız lafa karışan Tanju Çolak daha ilk dakikalardan itibaren keyif kaçırdı. Kötü Türkçesi, zayıf sesi ve taraflı yorumlarıyla Tanju, zaten pek olumlu olmayan hislerimi iyice olumsuza çevirdi.

Sevgili Doğan''a söylenecek söz yok. O bu ülkede bu işin kitabını yazmış, kaliteli ve başarılı bir maç anlatıcısı. Doğrusu zevkle dinledik anlatımını. Dakikalar ilerledikçe Levent''teki Galatasaraylılar evi sessizleşti. Yüzler asılmaya, ümitler solmaya başladı. İlk gol yendikten sonra yine de pozitif beklentiler sürdü. Ama gol üstüne gol yendikten sonra ve skor beş sıfıra vardıktan sonra hayal kurmak bile anlamsızlaştı. Maç bitmeden lokalin yarısı boşaldı. Maç bittikten sonra Şampiyonlar Ligi''yle ilgili her şey bitmişti zaten. Şimdi beni üzen konu şu. Bunca senedir çok zor maçlardan başarıyla çıkmasını bilmiş Fatih Terim ve aslanları bir tek maç yüzünden tu-kaka edilir. Geçmişe çekilen sünger, tatlı anıları siler ve hedef tahtasının onikisine Fatih''in resmi konur. Hayat böyle işte. Her şey kağıttan yapılmış evler gibi yıkılıveriyor. Chelsea geldi, kazandı ve gitti. Söylenecek başka söz yok.

SÖZÜN ÖZÜ Kimse atlattığınız fırtınaları sormaz. Herkes gemiyi geri getirip getirmediğinize bakar.

LEVHA Bir sanattır yaşamak.