Kaydet
a- | +A

Sinsi bir baş ağrısı, gözlerimin arkasında bir yerlerde yerleşmiş, ne fazla acı veriyor ne de çekip gidiyor. İlaç alacak kadar ciddi bir şey değil ama rahatsızlık verecek kadar ciddi. Yok muamelesi yapsam olmuyor, var saysam elimden bir şey gelmiyor. O orada durmuş benim vücudumun içinde, bana ait hayata müdahale ediyor. Bense koskocaman boyumla bu sinsi ağrının sıkılıp gitmesi için dua etmekten başka çare bulamıyorum. Suratım asık, çevremdekilerin benden her zaman duymaya alıştıkları şakaları yapmaktan uzak, kendimi bu ağrının ellerine teslim etmiş vaziyetteyim. Aslında kendimden de şüphe etmiyor değilim. Acaba bu neşesizliğin tek sebebi baş ağrısı mı yoksa genelde bir şeye mi takıldım farkında olmadan. Farkında olmadan çünkü bilerek sıkıldığım ya da oturup düşündüğümde "İşte sorunum bu" diyebildiğim herhangi bir şey yok. Galiba ben de herkes gibi ülkemizin üst üste maruz kaldığı felaketlerden nasibimi aldım. Bilinç altımız karıştı çoğumuzun. Hayatımızın amacını sorup duruyoruz birbirimize. Atlattığımız depremler belki de psikologların haber verdiğinden daha fazla etki yaptı bizlerde. Birdenbire günlük yaşantımız alt üst oldu. İnsanların yüzlerinde panik ifadesi görmeye alıştık. Ufak tefek yer sarsıntılarına aldırmaz olduk. Herhalde ölümle birlikte yaşamayı öğrendik. Sonrasında burnumuzun ucundaki 2000 yılı meselesi patlak verdi. Tıpkı ilkokula gittiğim yıllardaki gibi elektriklerimiz, sularımız kesilmeye başladı. Günden güne birşeyler düzeleceğine bozulmaya yüz tuttu. İşyerlerimize koyduğumuz bilgisayarlar elektriksiz çalışmadığı için gazetenin yazılarını bile zaman zaman eskisi gibi kağıt kalemle yazar olduk. Üstelik fakslamak da ayrı bir mesele haline geldi. Uzun yıllardır hayatımızı kolaylaştırmasına alıştığımız her türlü lüksümüz bize nazlanır oldu. Hiç hoş değil. Hakikaten ne kadar canımı sıkmamaya karar verirsem vereyim, olmuyor. Camdan dışarıya baktığımda, hep kalabalık olan caddelerin, banka şubelerinin, mağazaların bomboş olduğunu görüyorum. Ticaretle uğraşan arkadaşlarımdan kime sorsam, yüzlerinde nahoş bir ifade ile "idare ediyoruz işte" diyorlar. Bankalar çılgıncasına araç kredisi dağıtmaya çalışıyor. Banka reklamı işitip izlemekten fenalık geldi. Merak ediyorum acaba bu şartlarda bile keyfi yerinde olan kimseler var mı diye. Geçenlerde ülke ekonomisinde çok önemli bir köşe taşı olan Kapalıçarşı''ya yolum düştü. Bu yaşa kadar orayı hiç böyle görmemiştim. Sokaklarında doğru düzgün kimse yok. Kalabalık sanki sihirli değnekle dokunulmuşcasına ortadan kaybolmuş. Çarşı esnafı bıkkın ve tedirgin, dükkanlarında oturuyor. Malını satmaya gelen vatandaşların çoğu elleri boş dönüyor. Çünkü satış olmadığı için esnaf bunları almıyor. Kısacası para dönmüyor. İnsanlar "yarını nasıl geçireceğiz" tipi bir korkuya kapılmış sadece gıdaya para ayırıyor. Neden bu denli ekonomiye takıldığımı merak ediyor olabilirsiniz. Belki farkında değilsiniz ama çoluk çocuğumuzun geleceği söz konusu. Bu arada yardımcım beni uyarıyor. Birazdan elektrikler kesilecekmiş, bir an önce yazıyı fakslamamız gerekiyormuş. 2000 yılının Türkiye''sinde hepinize mutluluklar diliyor, bir an önce yazıyı fakslıyorum.

SÖZÜN ÖZÜ Gece kararıp kalmaz.

LEVHA Kişi sevdiği ile beraberdir.