Kaydet
a- | +A

Aklımla çok sık övünmem. Hatta kendimi birçok insana göre daha az akıllı bulurum. Zeka ve aklın iki farklı özellik olduğunu düşünmemden kaynaklanır bu durum. Kırk yılda bir övünüşüm ise başkalarına tuhaf görünecek olaylarla gündeme gelir. Köşemi sadakatle okuyanlar televizyon seyretmediğimi bilirler. Aşağı yukarı birbuçuk senedir hiç oturup herhangi bir program bile izlemedim. Çarşamba gecesi beni ne dürttü bilmiyorum. Durup dururken kendimi ekranın önünde buldum. Birkaç günlüğüne kaçıp uzaklaştığım İstanbul''un kargaşasını aradım belki de. Önce yabancı kanalların içinde gezindim. Ama öyle bildiğiniz kablolu televizyon faslı değil. Hafta sonu evimizde bulunan uydu sistemiyle aklınıza gelmeyecek ülkeleri takip etme imkanına sahibiz. Bunların içinde özellikle Arap ülkelerinin televizyonlarını tercih ediyorum. İzledikçe tıpkı Türkiye gibi Arap ülkelerinin de olduğundan farklı bilindiğini görüyorum. Kuwait, Lübnan, Sudan gibi ülkelerde de aynı buradaki gibi programlar izleniyor. Haber stüdyolarından kliplerine kadar inanılmaz bir benzerlik içindeyiz. Bu, ziyadesiyle traji komik bir durum. Biz çok ilerlediğimizi ve Avrupa standardını yakaladığımızı zannederken burnumuzun dibindeki Arap ülkeleri bizimle aynı potada eriyor. Ya bütün dünya hızlı bir gelişim içinde ya da biraz kendimizi kandırıyoruz. Tabii bazı çok tutucu ülkeleri bunun dışında tutuyorum. Özellikle Arap kadınları bizim kadınlarımıza çok benziyor. Boy ve kilo durumu bir yana giyim ve makyaj anlayışları da bizi aratmıyor. Neyse... Asıl yazacağım konu bu değil. İlgimi çeken benzerliği birkaç satırda paylaşmak istedim sizlerle o kadar. Yabancı kanallarda sıkılınca bizim kanalları da göreyim dedim. Keşke demeseydim. Cıvık cıvık bir sürü program ve klipte sabrım taşınca haberlerde karar kıldım. Türkiye''nin ilk özel televizyonunda Gece Hattı''nda karar kıldım. Başını kaçırmışım. O yüzden tam olarak kaçıncı dakikasında izlemeye başladığımı bilmiyorum. Bu, haber sıralaması açısından önemli oysa. İzlediğim ilk haber, on altı yaşında bir kız çocuğuna sahip bir babanın öyküsü. Yani adam yıllar önce evlenmiş ve bir kız çocuğu olmuş. Ne zaman karısından ayrıldığını bilmiyorum. Ama aradan yıllar geçmiş ve kız şimdi onaltı yaşında. Ve babası tekrar evlenme hazırlıkları içinde. Buraya kadar normal. Normal olmayan şu ki babası bir erkekle evleniyor. Bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir bakış açısı anlamak mümkün değil. Bir cins hastalık olarak yorumladığım farklı cinsel tercihler meselesi ayrı bir konu. Ama işi bu noktaya vardırmak, tamamen kadın haline dönüşmek ve bir de üstüne üstlük evlenmeye kalkışıp basını da bu pisliğe alet etmek affedilir gibi değil. "Damat bey" halinden memnun. Sırıtıp duruyor. Nişanlısına siyah spor bir otomobil hediye etmiş. Düğünde gelinlik giymesi için ısrar ediyor. "Gelin hanım" ise mahçup! Gelinlik giyip giymemekte tereddütlü. Muhabir kız soruyor; "kızınız size yine baba mı diyor?" Sorudan bunalan gelin hanım cevap veriyor, "Kızım çok modern bir çocuk. Rahatsız olmuyor, bana da artık anne diyecek." Bunu uzun uzun yayınlayan ve adeta hoş bir şeymiş gibi anlatan habercileri tebrik ederim! Şaşkınlıktan donakalmışım. Hareket edip kumanda aletini alıncaya kadar bizim namusumuzla uğraşanları düşündüm. Düzeltilmesi gereken bu kadar çok yanlışlığın arasında beni bulanlara gülümsedim. Derken başka bir haber başladı. Medyatik ve sosyetik meyhanelerden birisinde eğlenmeye giden iki belediye başkanıyla ilgili. Onlar yiyip oynarken ortaya Yunanistanlı bir lise öğrencisi kız çıkıyor. Başlıyor göbek atmaya. Ama ne atmak. Bir anda bütün kameralar kıza dönüyor. Meyhanenin asıl dansözü mutsuz. Onun adı Anastasya imiş. Ünlüymüş. Ben ilk defa duydum, cehaletimi mazur görün. Kız öğrenci oynuyor da oynuyor. Bu haber diğerinden de uzun veriliyor. Televizyonu kapattım ve izlemeyi reddeden aklımla övündüm. Bu kadar yoz, bu kadar pis görüntülerden kendimi ve ailemi korumak benim en tabii hakkım ve görevim aynı zamanda. İster istemez şu kelimeler döküldü dudaklarımdan: "Yazıklar olsun!" O gece kandildi üstüne üstlük.

Sözün Özü Son gülen iyi güler

LEVHA Ainesi iştir kişinin lâfa bakılmaz