Maddi anlamda ciddi dengesizliklerin yaşandığı ülkemizde lüks tüketim gün geçtikçe artıyor. Yeşilköy''de bulunan CNR Fuar Merkezi, biliyorsunuz bugünlerde otomobil fuarına sahne oluyor. Birbirinden albenili ve güzel otomobillerin sergilendiği fuara gitmemek için kendimi zorluyorum. Televizyonlara ve yazılı basına aşağı yukarı her gün malzeme olan bu fuar, eğer paranız yoksa sizi sinir etmeye yeter de artar bile. Dünyanın en seçkin markalarının katıldığı organizasyon göz okşuyor. İşin tuhafı daha açıldığı gün yüz elli bin dolarlık iki adet spor otomobilin alıcı bulmuş olması. Bir yandan ne kadar güç günler yaşadığımızı anlatıyoruz, diğer yanda tablo bu şekilde. Keşke genel anlamda hayat düzeyimiz bu denli yüksek olsa. Yani imkanı olanlar istedikleri her şeyi alıp tüketebilirlerken farklı ekonomik boyutların sınıfları da en azından açlık çekmeseler.
Fakat her türlü moral bozucu etkenin varlığına rağmen hayal kurmak parayla değil tabii. O yüzden biz de bu hakkımızı kullanabiliriz. Son yıllarda yerli otomobillerin satış fiyatları çok yükseldi. Neredeyse aynı sınıfın Avrupa otolarıyla aynı fiyatlara ulaştılar. Bu durumda insanlar ister istemez bir kaç kuruş daha vereyim de iyisini alayım mantığını yürütüyorlar tabii. Gerçekten bu fikre ben de katılıyorum. Bir tarafta dünyanın en güçlü ve güvenilir firmalarının ürettiği araç varken gidip çok az bir ekonomi yapmak için daha azına razı olmanın anlamı yok. Bu bakış açısı Türkiye''li otomobil üreticilerini düşündürmeli. Hali hazırda ürettikleri otomobillerin ya fiyatlarını düşürmeliler ya da teknolojisini yükseltmeliler. Son fuarın bana göre yıldızı Volvo. Çok kısa bir zaman öncesine kadar ben de bir Volvo müşterisiydim. Kullandığım araçtan hep keyif aldığımı söylemeliyim. Tek problem servisinin azlığı ve yedek parçalarının pahalılığıydı. Farklı bir markada Volvo''ya göre yarı yarıya fatura ödeyebilecekken aksine boyun eğmeniz gerekiyor. Açıkçası bu beni rahatsız ediyordu. Fakat arabanın yüksek güvenliği, hızı ve konforu için hiçbir olumsuz söz söyleyemem. Bu yıl Volvo, S 60 modelini çıkarttı piyasaya. Fuarın yıldızı yakıştırmam da o yüzden zaten. S 60 son derecede gelişmiş bir araç. S 40''tan daha hızlı ve daha teferruatlı. S 80''den ise daha hesaplı. Bu durumda araba alacak olsam herhalde tek tercihim olurdu. Tabii yine servis meselesine söylene söylene alırdım.
Zevklerle renkler tartışılmazmış. Hayatım boyunca kırmızı, üstü açık spor arabalara karşı ilgi duymadım. Tam tersine bu tip otomobiller bana gösteriş yapmak için alınıyor gibi geldi hep. Halbuki insanın arabası dışarıdan bakıldığında ille de zenginlik kokmamalı. Sade olmalı. Konforunu, içinde bulunanlar fark etmeli. Ama sokaklarda başka insanları adeta ezecek bir etki uyandırmamalı.
Bu özelliklere sahip bir çok seçkin marka da mevcut. Zaten artık ülkemizde olmayan yok. İşte ilk gün satılan fahiş fiyatlı arabalar bu kategoriye giriyor. Alanlar güle güle kullansınlar.
Yerli araçlar arasında Ford, özellikle Focus modeli ile göz dolduruyor. Yine Renault ve Tofaş da hoş modellerini sunuyorlar. Ama araba denince akla gelen ilk iki marka BMW ve Mercedes''ler el yakıyor. Gördüğünüz gibi bu benim fuara gitmemiş halim. Bir de gitsem ne olacak acaba? Otomobil ve sürüş keyfi bazı insanlara çok şey ifade eder. Onlar için araba, ev kadar önemlidir. Sanırım ben bu tip insanlardanım. Ama başta da belirttiğim gibi bunlar maddi güce dayalı zevkler. Aslında olmadıklarında da dünya dönüyor. İnsanın hiçbir yeri eksilmiyor. Onun için bu imkanlara sahip olamadığımızda moralimizi bozmaya değmez. Biz de oturur sohbetini yaparız olur biter. Ne demişler, zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış.
Sözün Özü Kontrolsüz güç, güç değildir.
Levha Bir daha aralamak zorunda kalacağın kapıyı hızla çarpıp çıkma.

