8 Eylül 1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı yasada sigortalılık süresi 18 (dahil) yıldan fazla olan kadın sigortalılar ile sigortalılık süresi 23 (dahil) yıldan fazla olan erkek sigortalıların eski yasanın hükümlerine göre yaşlılık aylığına hak kazanacakları ve yeni yasanın getirmiş olduğu kurallara tabi olmayacakları belirtilmişti. Ancak Sosyal Sigortalar Kurumu, 50 yaşını ikmal eden ve 18 yıl ve daha fazla sigortalılık süresi , 3600 gün prim ödemesi olan kadın sigortalılar ile 55 yaşını ikmal eden ve 23 yıl ve daha fazla sigortalılık süresi, 3600 gün prim ödemesi olan erkek sigortalıların yaş haddinden emeklilik talebini reddediyordu. Bu durumda olan yani 3600 gün ile yaş haddinden emekli olmak isteyen kadınların 52 ve erkek sigortalıların 56 yaşını tamamlamaları gerektiği ifade ediliyordu. Uygulamadaki bu yanlışlık nihayet fark edildi ve 12-104 sayılı Ek genelge yayınlanarak bu durumda olanların aylık taleplerinin değerlendirilmesi kararlaştırıldı. Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü''nün anılan genelgesini ilgililerin dikkatine sunmak üzere aşağıda yayınlıyoruz:
12-104 sayılı Ek genelge "4447 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 81. Madde ile, 08.09.1999 tarihinde sigortalılık süresi 18 (dahil) yıldan daha fazla olan kadın ve 23 (dahil) yıldan daha fazla olan erkek sigortalıların 506 sayılı Kanunun 60. Maddesinin 4447 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki (A) fıkrasındaki hükümlerinden yararlanabilmeleri öngörüldüğünden; 08.09.1999 tarihi itibariyle yukarıda belirtilen sigortalılık süresi şartını yerine getirenler; bu tarihten sonra kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığına hak kazanabileceklerdir."
Özür ve düzeltme: 01 Temmuz 2000 tarihli yazımızda Selahattin Arslan adlı okurumuzun sorusuna verdiğim cevapta yanlışlıkla ''54 yaşınızda 6000 gün prim ödeyerek emekli olabileceğini'' yazmışım. Doğrusu, ''53 yaş 5600 gün'' olacaktı. Bu hata için okuyucumuzdan özür diliyorum.
Sorular Cevaplar
Muharrem KÖSE-Devrek: Askerden Haziran 1982 tarihinde terhis olmuşsunuz. Derneğe nasıl Nisan 1982 tarihinde üye oldunuz? Bu kısım anlaşılmıyor. Bağ-Kur yasasına göre sigortalı olmak için mutlaka vergi mükellefi olmak gerekmiyor. Usulüne uygun olarak dernek veya meslek örgütlerine kayıt olup aidat ödeyenler yasa kapsamına alınmıştır. Dernek üyeliğiniz yasal ise prim ödemeleriniz de yasal olacaktır. Askerlik ile çakışan dönem için askerlik borçlanması yapamazsınız. Aynı dönem için iki kez hizmet kazanmak mümkün değildir. Durumunuzu bir avukat ile görüşmenizi tavsiye ederim.
Mümin KANBEROĞLU-Pendik: Doğum tarihinizi yazmadığınız için emeklilik durumunuz ile ilgili kesin tarih veremiyoruz. 25 yıllık sigortalılık sürenizin tamamlanacağı Mayıs 2002 tarihinde 45 yaşınızı dolduruyorsanız bu tarihte emekli olabilirsiniz.
Ümit YILMAZ-Çamlıca: 01.04.1981 tarihinden önce SSK''dan tescil edilip sigortalı çalışmaya başlayanların 18 yaş öncesi sigorta hizmetleri gün ve yıl olarak emeklilik hesabında değerlendirilmektedir. Bu tarihten sonra 18 yaşından önce sigortalı çalışmaya başlayanların hizmetleri gün sayısı olarak emeklilikte hesaba katılmakta ancak yıl olarak değerlendirilmemektedir.
Mevlüt ÇOLAK-Kırıkhan: 4447 sayılı yasa ile Bağ-Kur basamak yükseltme sisteminde yapılan değişikliğin sebep olduğu hak kaybını sizin de belirttiğiniz gibi köşemizde yazdık. Bizim bu yazımızı Çalışma Bakanlığı Basın Müşavirliği ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğü takip edip okumuş olması gerekiyor. Ancak Bakanlıktan olumlu veya olumsuz bir tepki almadık. Sizin gibi yüzlerce kişi telefon, faks ve mektup ile uğradıkları haksızlığı dile getirdi. Benim size ve sizin durumunuzda olanlara tavsiyem tepkilerinizi Çalışma Bakanı''na ve diğer siyasilere doğrudan iletiniz.
Remziye KURT-Beyoğlu: Hemşirelik dönemi için adınıza yapılan kesenekleri toptan ödeme olarak geri almışsınız. Şimdi bu primleri faizi ile beraber ödeyerek (hizmet ihyası) hizmet kazanabilirsiniz. Faizi ile beraber ödeme sizi korkutmasın. Tahmininizden düşük bir rakam ödeyeceksiniz. Emekli Sandığı''na müracaat etmelisiniz.
Asgari ücret artışı ne getirdi? 1 Temmuz 2000''den geçerli olmak üzere, yeni asgari ücret yürürlüğe girdi. Yılbaşında belirlenen bu artış ile, işçilerin eline geçen para altı milyon lira dolayında arttı. Asgari ücretle çalışanlar için net 6 milyonluk bir artışın hiçbir anlam ifade etmediği bir gerçek. Bu artış gerçekleşen enflasyona göre değil, beklenen enflasyona göre yapılmıştır. Hatta beklenen enflasyon yılın ikinci yarısı için yüzde 10 iken asgari ücret artışı yılın ikinci yarısı için yüzde 8 olmuştur. Dolayısıyla çalışanlar için hiçbir anlam ifade etmemektedir. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Mehmet Yıldırım, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, özel sektörün yılın ikinci yarısı için yüzde 10''un üzerinde artış yaptığını bunun çok doğal olduğunu açıkladı. Gerekçe olarak da gerçekleşen enflasyona göre ücret artışı yapılması gerektiğini, hatta bunun bir ücret artışı değil enflasyona göre bir ücret düzeltmesi olduğunu üzerine basarak söyledi. Bu görüşe katılmamak mümkün değil. Ücretli kesimin üzerine bu kadar gidilmesi zaten bozuk olan gelir dağılımını iyice bozacaktır. İşin sosyal boyutunu bir yana bırakıp teknik yönüne gelirsek; Asgari ücretin aylık brüt tutarı 109 milyon 800 bin liradan 118 milyon 800 bin liraya yükseldi. Sigorta prim ödenmesine esas tutulan kazancın alt sınırı 150 milyon lira. İşverenler, 150 milyon lira taban ücret üzerinden, sigorta primi ve işsizlik sigortası işveren payı yatıracak. Ayrıca sigorta primine esas olan yeni taban ücret ile asgari ücret arasındaki farkın, işçi sigorta primi hissesini de işveren üstlenecektir. Başka bir anlatımla işçiden 118 milyon 800 bin lira üzerinden sigorta primi, işsizlik sigortası primi ve gelir vergisi kesintisi yapılacak, bu tutar ile 150 milyon lira arasındaki farkın işçi sigorta primini ise, işveren üstlenerek ödeyecek ve sigorta primi ile işsizlik sigortası primi ödemeleri gider olarak gösterilebilecek.

