Fatma Karabıyık Barbarosoğlu''nun bir hikayesini okudum. Anneler gününün eşiğinde içim burularak düşüne durdum. Sevgi cimrisi olmanın pişmanlıkları günümüz gerçeğiyle karışıp o sayfalar üzre düşmüş. "Sevilmek İçin Randevu Alan Çocuk" demiş adına. "Gün Akşamsızdır" (İz Yayıncılık 0212 520 72 10) adlı kitabının ikinci hikayesi...
Barbarosoğlu''nun hikayesinde günümüz çocuğundan esirgenen, vermeğe yeterince zaman bulunamamış sevgilerdir dile getirilen. Yazar, işe güce boğulmuş, sevgiye vakit ayıramayan bir anneyi, çocuk dünyasının pürüzsüz niteliklerini yoklayarak o içten söyleyişle anlatmış. Günün gerçeği... Anneler gününde annelerimizi anarken çocuklarını böyle randevuyla sevenlere bu hikayeyi armağan edelim.
Hüseyin Su hikaye için doğanlardan... Birkaç hikaye kitabı geldi. Bunlardan "Ana Üşümesi" (Hece Yayınları 0312 419 69 13) şu günlerimize daha bir yaraştığından ilgimi çekti. Kitabın ilk hikayesi Ana Üşümesi. Cefakâr bir Anadolu anasıdır kahraman. Kocası ölünce beş yetimle kalıveren, beş çocuğuna sevgiyi yorgan yastık eden, kış geceleri boyunca onları sevgisiyle sarıp sarmalayan bir ana... Açlığın, ekmek kokusunun, acı gerçeğin hikayesini yazmış Hüseyin Su, Barbarosoğlu''nun hikayesindeki yakınılan sevgi esirgemelerine karşılık bu hikayedeki cömert sevgiyi yan yana getirip düşündüm. Biri şehir annesiydi, biri köy annesi...
Yıllar önceydi; taşlara kayalara resim yapan bir genç tanıdım. Adı Osman Aytekin... Nevşehirliydi. Uğurlu geleyim diye çocuğuna Sevinç adını takmış. Hemen daha ilk karşılaşmamda bana anasını yitirdiğinden söz etmişti ve içinin doluluğu anasından yanaydı. Bunca ana sevgisi bu genç yürekte hiç soğumamıştı; öylece ilk acısıyla duruyordu.
Sonra kendini yine resimlere verdi, yazılara verdi, okumağa verdi. Gönlünce kana kana yaptı bu işi ve sonunda "Nefesimiz Gül Bahçesi" kitabı önümüze geldi. (Seba Yayınları 0384 381 21 30) Deneme, inceleme tarzında yazılarını bir araya toplamış.
Osman Aytekin''in, yine kendi imzasını taşıyan, gül bahçesi desenli kapağıyla bu kitap sıfırdan başlayan bir gencin taşı yumruğuyla kırması gibi olmazları aşmasının bir göstergesi. Bakın ne diyor:
"Bakarsınız sevgiyi hissedivermiş. Mutlu mu mutlu insanlar...
Hayat o vakit başka olur. Işığın pencereden süzülmesi gibi. Gönüllere akıverir.
Pınar gibi coşar, gül gibi kokar. Demet demet... Lale nergis, ıtır, kekik... Menekşe, karanfil... Bir çiçek bahçesi gibi... Olur mu acep?
Olmaz demeyin! Hayata güler yüzle bakıldığında. Gerçekler kabullenildiğinde... Neden olmasın? İnsanlar hâlâ kardeşlik duygularını zaman geliyor hissetmiyorlar mı? Haz veren sohbetler az da olsa olmuyor mu? Oluyordur oluyordur."
İşte böyle umut yüklü Aytekin. Sevgiden yana...

