Kaydet
a- | +A

Kimin kimden ilim alacağı belli olur mu? Bazen süfli bir piri fani bütün hayat felsefenizi değiştirecek bir söz eder de sarsılır, kendinize gelir, bir yol seçersiniz. Kimi zaman yaşça sizden hayli küçük birinin öğüdünü dinlersiniz, dinlemek mecburiyetinde kalırsınız. Esas olan birbirimizi dinlememiz, anlamamızdır. Gerçeklerden korkmayalım, birbirimize açılalım, gerçek kimdeyse onu kabullenelim.

Şu kavgalı tartışmalara, birbirimizi yaralamalara bakın! Horoz döğüşünü andırıyor. Yanlışımızı kabullenemiyoruz, saplantılarımızdan vazgeçemiyoruz; hazır bilgiler bize yetiyor, yenilerine açılamıyoruz.

Diyaloglarımız kör dövüşten ibaret. Hani ilkokul kitaplarında iki keçi hikayesi vardır. "İki keçi dar bir geçitte buluşmuşlar." diye başlar hikaye. Sonra çekişe çekişe uçurumdan yuvarlanmalarını anlatır. O misal.

Bir işim istediğim sonuca ulaşmadığı için üzgün dolanıyordum: Oğlum sordu.

"O kadar uğraştım, işim olmadı" dedim.

Oğlum ne dedi biliyor musunuz?"

"Sabret anne. Sabret, ha olmaz mı?"

Doğrusu sık sık karşımıza çıksa da o an aklıma gelmeyen, ardı harikalarla dolu sabır kavramının oğlumun ağzından dökülüşü beni kendime getirmişti. Sabır... Her işin anahtarı o değil mi? O olmadan hangi geçidi aşabilir, hangi dağa tırmanabiliriz ki? O an bana "Yol göstericiniz, öğretmeniniz kim?" diye sorsalar elbette "Oğlum..." diyecektim.

İslam âlimlerinden Bâyezidi Bistâmi Hazretlerine sormuşlar:

"Mürşidiniz kimdir?" O da,

"Bir kadındır" diye cevap vermiş. Soranlar şaşırmışlar.

"Bu nasıl oldu?

Bâyezid hikmetin sırrını anlatmış: Birgün yolda vecd halinde giderken karşısına bir kadın çıkmış. Kadın güçlükle bir un çuvalı taşıyormuş. Bâyezidi Bistâmi''ye,

"Şunu taşır mısın?" diye sormuş. Bayezid "Hay hay!" demiş. Lakin çuval hayli ağırmış, Bayezidi Bistami bunu taşımaya güç yetirememiş. Çaresiz orada bir kafeste bulunan aslana işaret etmiş... Aslan çıkıp gelmiş, Bâyezid çuvalı onun sırtına yüklemiş. Böylece kadının evine doğru yollanmışlar. Ama Bâyezid bir yandan da,

"Sırrım faş oldu, açıkça keramet gösterdim" diye utanıp üzülmekteymiş. Bu yüzden bir ara kadına sormuş:

"Evdekilere ne diyeceksin?

Cevap, Bâyezid''in ummadığı biçimdedir.

"Ne mi? Şunu diyeceğim. O zalim Bâyezid''i gördüm diyeceğim. Bâyezid çok şaşırmış.

- Niye?

Kadının bilgeliğine, irfanına bakın...

"Allahü teâlâ bu hayvanı yük taşısın diye mi yarattı? Bu zulüm değil midir? Sana keramet sahibi desinler diye mi böyle yapıyorsun?"

Bâyezidi Bistâmi o gün çok ağlayıp, tövbe etmiş.

İşte görüyorsunuz; bazen sıradan bir kadın, koca İslam velisine yol gösterebiliyor.