Kaydet
a- | +A

Atatürk''ü ve devrini anlayabilmek için her Türk vatandaşı onun Nutuk eserini okumalıdır. Nutuk, Kurtuluş Savaşının Atatürk''ün kaleminden onun bizzat yaşamışlığı ile anlatılışıdır. Buradan Atatürk''ün şahsiyetini, düşüncelerini, ilkelerini oluşturan şartları da çıkarabiliyoruz.

Bende değişik tarihlerde basılmış, kimisi sadeleştirilmiş kimisi orijinal muhtelif Nutuk''lar var. Bir tanesi herhalde ilk baskısı olsa gerek eski yazı...Bir diğerinin parlak sayfaları hafiften sararmış...1946 yılına ait. Diğerleri sonraki yılların sadeleştirilmiş baskıları... Nutuk''u sadeleştirmeleri yeni kuşakların anlaması bakımından yararlı ve yerinde. Ancak aslı da bu yeni biçimler yaygınlaştıkça unutulup gitmekte.

Atatürk''ün 62. ölüm yıldönümü dolayısıyla onun dil ve üslûbuna yeniden göz attım. Kimi zaman ağdalı terkipler kullanmış, kimi zaman da dupduru bir ifade... Mesela "Hareketimi pek mahdut birkaç zattan maada bütün Ankara''dan gizledim. Benim gaybubet edeceğimi bilenler, burada imişim gibi davranacaklardı. Hatta benim Çankaya''da çay ziyafeti verdiğimi de gazetelerde ilân edeceklerdi" şeklinde...açık, kısa anlatımları da var.

Kütüphanemi karıştırırken bir kenarda unutulmuş gibi duran önemli bir kitaba daha rastladım. Atatürk''ün doğumunun 100. yılında Kültür Bakanlığı tarafından o zamanki Dışişleri Bakanı İlter Türkmen''in önsözüyle basılmış, "Atatürk''ün Milli Dış Politikası"adlı Milli Mücadele dönemine ait 100 belgeyi kapsayan eser... Bu kitabı hazırlama görevini Dışişleri Bakanlığı Arşiv Dairesi Başkanlığı üstlenmiş. Belgelerin seçimi, yeni yazı ile yazılması veya tercüme edilmesi görevi emekli Büyükelçi Fehmi Nuza, emekli Alb. Edip Özkale ve emekli Yrb. Mustafa Rıza Şenler''den oluşan bir çalışma grubuna verilmiş...

Kitapta Atatürk''ün gönderdiği veya kendisine gelen ilginç mektuplar, telgraflar bulunuyor. Bunlardan biri Atatürk''ün muasırlaşma yanlısı olmakla beraber yabancılaşmaya, asimile edilmeye ne denli karşı olduğunun göstergesi... Anadolu''da itamhaneler (yetimhane) ve numune çiftlikleri vs. kurmak isteyen Amerika Şark-ı Karib Heyeti''nin yaptığı müracaata karşılık Atatürk''ün cevabıdır. Taviz vermez bir üslûpla kaleme alınmış bu muhtıradan can alıcı birkaç cümleyi buraya almak istiyorum:

"Hiçbir hükümet kendi tebasından olan onbinlerce etfali (çocuğu) kendi memleketi dahilinde bir ecnebi heyeti tarafından her türlü teftişten âzade olarak büyütülüp onlara istenildiği gibi telkinatta bulunulmasına müsaade etmez. Buna müsaade etmek çocukları yaşayacakları muhite düşman veya hiç olmazsa yabancı olarak yetiştirmek ve binaenaleyh onunla çarpışmaya mahkum eylemektir" diyor ve madde madde bu konudaki hassasiyetini dile getiriyor. Daha sonra böyle bir yardımı ancak bazı şartlarla kabul edebileceklerini söylüyor. Mesela bu şartlardan biri Amerikalılar''ın kuracakları tesislerde barınacak çocukların eğitiminin hükümet tarafından tayin olunacak memurlarca yapılmasıdır.

İşte görüyorsunuz. Acaba Atatürk ülkemizdeki yabancılaşmanın ve yabancılaştırma faaliyetlerinin bugünkü manzarasını görseydi ne düşünürdü ve ne yapardı?