Kaydet
a- | +A

Şair, Türkolog, fikir adamı Bekir Sıtkı Çobanzade, Kırım''ın yetiştirdiği büyük bir değer. Kırım yakın tarihinin altın sayfalarında geçen Gaspıralı İsmail Bey, Cafer Seyidahmet Kırımer, Ahmet Özenbaşlı, Müstecip Ülküsel gibi abide isimlerden... Aslen Kırımlı olan araştırmacı İsmail Otar''ın gerçekten büyük emek ürünü kitabı, Bekir Sıtkı Çobanzade''ye ayrılmış. (Kırımlı Türk Şair ve Bilgini Bekir Sıtkı Çobanzade Lebib Yalkın Yayımları-0212 279 67 50) Kırım büyüklerinden Cafer Seyidahmet Kırımer''e ithaf edilen kitapta bu çok yönlü seçkin Kırım aydınının, hayatı, şiirleri, hikayeleri, makaleleri, mektupları, el yazıları, kendisi ile ilgili diğer belgeler bulunuyor. Türk diline ve edebiyatına araştırmaları ve eserleriyle büyük katkıları olan Çabanzade''nin böyle bir kitapla daha bir gün ışığına çıkarılması aziz şehidin de ruhunu şad edecektir. Azerbaycan''ın ünlü Şehriyar''ı neyse Kırım''ınki de Bekir Sıtkı Çobanzade''dir.

"Bir izin beriniz! Yurtuma kaytayım, derdimni aytayım! Batıdan keliryim, kanatım açıb Savugan yürekge ateşler saçıb Ne mirza soyumda, aytuvlu bir bay, Babam bir çoban, anam Zaydabay Bir izin beriniz, bakırıp kiriyim Kırım''da Kaşgar''da ökürüp cüriyim."

Budapeşte''de 1919''da yazılmış şiirin bu bölümünde Çobanzade, özgürlüğe tutkun duygularını, yurduna dönmek istediğini, sülâlesinde soylu ve zengin insanların bulunmadığını, babasının bir çoban olduğunu, Kırım''da Kaşgar''da bıçkırıp yürümeyi arzu ettiğini haykırmış. Ben o dönemleri ve bunca vatan sevgisi bir insanın hayatını nasıl baştan ayağı kaplıyor, diye hep merak ederim... Bekit Sıtkı Çobanzade ilmi çalışmalarını yüreğinin türküsüyle birleştirmiş.. Ta ki Ruslar''ın onu ağır baskılar altına aldıktan sonra ortadan kaldırmalarına kadar. Bekir Sıtkı Çobanzade''nin İstanbul Türkçesiyle de yazdığı hikayeler gerek dil zenginliği, gerek konularının sıcaklığı ve yaşanmışlığı açısından güçlü örneklerdir. Bunların bizde de yaygınlaşmasını, edebiyat tarihlerine girmesini arzu ederim. Sadece birkaç paragrafını buraya alabildiğim "Hayırlı Yolculuklar" hikayesinden satırlar: "İşte kurt babay ile börü aileleri böyle iki komşuydu. Babaları, Çongar''ın bir vakıf köyünde, kara elbiseli, al kuşaklı, yağlı kürklü birer çiftçi idiler. Beraber eker, beraber biçer, harman bastırır, düğün yapar, oynar, güler idiler. Şüphesiz mezarları da yan yana olacaktı. Çongar''ın o bereketli zamanlarında tali''li babalarımızın nasıl bir hayat sürdüğünü artık Sivastopol Harbinde doğan yaşlılar da bilmiyor. Çongar''ın onlar zamanında işlek, tozlu yolları, bugün işaretsiz, izsiz kaldı. Onların "at değirmeni" çukurlarında bugün, Kazak çocukları çelik çomak oynuyorlar. Harap evlerinde (müştemilatta) alaca botalar üstünde çekirgeler, kertenkeleler, serçeler, ivik kuşları kendi dillerinde türkü söylüyor, emirler veriyor, düğün yapıyorlar. O vakit ki kızların, sırmalı kaftanları, işlemeli hamayılları, al duvakları kimsenin toplantısına, türküsüne, rüyasına karışmıyor, aklına gelmiyor."