Kaydet
a- | +A

Çoktandır Beyoğlu''na uğramamıştım. Oysa ki bir zamanlar yaşadığım, sevdiğim semtti Beyoğlu. Beşiktaş''ta oturduğumuz sıralarda bile Beyoğlu''na Taksim''e çıkmadan edemezdik. Sonra da "Beyoğlu''na gittik. Yeni Melek Sinemasındaydık. Yeni Melek Sokağında hamburger yedik" diye pek mutlu olurduk.

Hamburgerin ilk adını duyurduğu zamanlar. Izgarada hafiften kızartılan yuvarlak ekmekler... Sonradan o lezzette hamburger yemedim doğrusu.

Beyoğlu''na Taksim''e çıkmak o zamanlar önemsenecek olaylardı. Taksim Parkı''nda ve meydandaki abidenin önünde resim çektirmemiş çok az insan vardı herhalde. Anneler çocuklarını "puset"leriyle Taksim''e götürür, arslan heykelinin orda resim çektirirlerdi.

Bir de renkli suları seyretmeye giderdik. Set set akan sulara vuran renkli ışıklar televizyonsuz hayatımızın avuntusuydu. Sonra erişilmez oyuncaklarla dolu Japon Mağazası, her çocuğun hayalhanesinde cazibeli vitriniyle dururdu.

Ben ayrıldığım sıralarda Beyoğlu da değişime uğramıştı, Rumlar çekilip gitmişler, büyük göç dalgalarıyla Anadolu''dan gelenler bu serin; elden gözden düşmüş sokaklara sığınıvermişlerdi. Tamir tutmaz Levanten evlerden Anadolu''nun sesi geliyordu artık.

Beyoğlu hikayelerime her haliyle yansımıştır, eskimiş rengi, yüksek çatılarda gezen güvercinleri, loş ara sokakları, birbirine seslenen insanları, duvar diplerine çökmüş lavanta çiçeği satıcıları, sinema kalabalıkları; ince yağmurlarıyla... Ve daha neleri neleriyle...

Beyoğlu''ndan ayrılırken bir yazar arkadaşım, "Bundan sonra ne yazacaksın merak ediyorum" demişti. "Çünkü senin için buralar müthiş bir malzemeydi."

Benim ondan sonra yazdıklarımı okurlarım bilirler, ne ki arkadaşımın sözlerinde haklı bir taraf da vardı. Ben ne doğduğum ve okullarında okuduğum insanları sevmeyi öğrendiğim Beşiktaş''tan, ne de hep yağmurlarla hatırladığım Beyoğlu''ndan kopabildim...

Geçende yolum düştü Beyoğlu''na... Yeni çehresini gördüm, şaşırdım. Eski seçkinliğine kavuşmuş bir kalabalık kaldırımlardan taşıyordu. Arada tanıdık tabelâlar gülümsüyor, tramvayın ''dan dan''ları sanki bir oyunu tekrarlıyor, caddenin iki yakasına dikilmiş ağaçlar Beyoğlu''nun o silinmez kurşuni rengine eklenen yeşilin yaraşmışlığı ile sıralanıyorlardı.

Beyoğlu bıraktığımda böyle değildi; bir arabesk curcuna içindeydi. Balıkpazarı''nın, sinemaların eski seçkinliği, eski tadı kalmamıştı. Renkli suları yoktu, oraya ad ve san veren mağazaları bir bir kapanmaktaydı. Yetmişli yıllar buraya acılı baharatlı bir tad katmış, rengini, çehresini değiştirmişti. Yeni halini görünce, Beyoğlu güzelleşiyor, tarihi çizgilerine kavuşuyor diye düşündüm.. Ama yine de bu iş hiç kolay değildi.

Beyoğlu Belediyesi ve Beyoğlu''nu Güzelleştirme Derneği semtin tarihteki yerini alması, eski çehresine, yeni güzelliklerle birlikte kavuşması için ne gibi çalışmalarda bulunuyorlar fazla bilgim yok. Geçenlerde bir haberde; eski evlerin korunması tamir ve boyası için Beyoğlu''nu Güzelleştirme Derneği''nin bazı çalışmaları olduğunu okumuştum. Ama etraflıca bilmiyorum. Niyet iyiyse başarı da ardından gelir.