Düşünmek ve gülmek... Galiba insanlarımızın en çok bu ikisine ihtiyacı var.. Çoğu zaman satıhta öyle pek fazla düşünmeden yaşıyor insanlarımız. Mizah ise düşünce ürünüdür. Toplumun ustalıkla eleştirilmesidir.
Çağımız böylesi incelikler çağı olmalıdır diye düşünüyorum ama, insanlar giderek sathileşiyor. Mizah bilgi birikimidir. İyi bir mizah yazarı çarpıklıkları görebilen gözlere sahiptir.
Şu sıralar elime geçen bir mizah dergisi var. Yayın hayatına yeni giren bir dergi:
Adı Amele... Gerçekten düşünce ve el emeği birleşmiş bu dergide. Görebildiğim kadarıyla derginin diğer mizah dergilerinden bir farkı var; o da müstehcenliğe kaymaması... Amele, Ferruh Işık, Mehmet Söztutan, Latif Köksal, Mehmet Sırrı Arvas, Mustafa Kocabaş, Murat Alpay ve değerli yazar çizer kadrosuyla gerçekleşiyor.
Derginin Genel Yayın Müdürü Mehmet Sırrı Arvas "Biz her şeyin bir ölçüsü olduğuna inanıyoruz. Mizahın da bir ölçüsü kalitesi olmalı. Biz küfür etmeyi, iğrençliği, muzırlığı mizah olarak görmeyenlerdeniz" diyerek mizaha farklı bir bakış getiriyor.
Epeydir mizah dergilerine göz atmamıştım. Sevdim bu "Amele"yi... İyi niyetlerle, kadro birliği komiği yakalayıp sunuyor. Cesur ve içten... Kutluyorum... Derginin bir köşesinde "Amele"nin ne işe yaradığını Ömer Söztutan mizah yoluyla şöyle anlatılıyor:
"Kesekâğıdı yapıyorsunuz...Tomarlanmış paraları sarıyorsunuz... Yeni yıkanmış arabaların paspaslarının üstüne seriyorsunuz.
Üzerinde fasulye ayıklıyorsunuz...Soba mangal tutuşturuyorsunuz..Uçurtma ve kağıttan kayık yapıyorsunuz...
Sehpa örtüsü yerine kullanıyorsunuz..Cam siliyorsunuz...Maçta minder yapıyorsunuz...
Taşınırken elinizi cam kesmesin diye kullanıyorsunuz..Kitap kaplıyorsunuz..Kenarına not alıyorsunuz.
Çekmecenin içine raflara seriyorsunuz..Su akıtan saksınızın altına koyuyorsunuz..İyi demlensin diye pilav tenceresine örtüyorsunuz.
Yağmurda güneşte şapka yapıyorsunuz. Emiciliğinden istifade ederek dökülen suyu siliyorsunuz. Yaz gelince soba borusunun deliğine tıkıyorsunuz.
Eliniz yanmasın diye sıcak kabı tutarken bez yerine kullanıyorsunuz. Masa zarar görmesin diye sıcak tencerenin altına seriyorsunuz. Soğuk giren çevçevelerin kenarını tıkıyorsunuz.
Bunaltıcı ortamlarda yelpaze olarak kullanıyorsunuz. Mangal yakarken körük yapıyorsunuz. Nadiren de arşiv yapıyorsunuz...
Evet ne yazık ki gazete ve dergilerin akıbetleri bu maddelerde belirtildiği gibi oluyor; ama şu da unutulmasın ki gerçek bir emeğin ürününden insan hafızasında çok şey kalır.

