1999''un son birkaç günü... İkibin yılı soluğunu tutmuş bizi bekliyor... Neler yaşayacağız, bilmiyoruz; umutlarımız var, kaygılarımız, beklentilerimiz..
Yeni bir kitap hazırlığı, yeni bir yaşama sevinci benim için. Hatta sebebi diyebilirim. Aşağı yukarı iki yıldır uğraştığım romanın son sayfalarını yazıyorum. Adını merak edenler vardı; buradan açıklayabilirim; "Deli Zamanlar..."
Sanırım yeni yılın girişiyle o da tamamlanmış olacak... "Deli Zamanlar"ın içerisinde gecelerim var; çünkü daha çok geceleri yazdım.. Geceleri şuur altı daha bir açığa çıkıyor. Ben yazarken kahramanlarım da aynı odayı benimle paylaştılar sanki... Kendilerini anlattılar, güldüler, ağladılar. Onları sevdim, uzun süre onlardan kopamayacağım besbelli. Zaten çoğu tanıdığım, bildiğim insanlardı.
Şimdi ben de yeni bir sınava giriyorum onunla. Okuyucularım daha farklı bir noktada görecekler beni... Zaman zaman hayli şaşıracaklar.
Roman sınavı dedim. Birisi yıllar önce ilk kitabımı yazdığımda bana "Ne kadar cesursunuz! Kitap yazmak bunca yazar varken cesaret ister" demişti. Elbette Sait Faik varken ve daha başka güçlü yazarlar, hikaye yazmak cesaret işiydi. Ama ben o bütün "büyük" kabul edilenlerin aynı yoldan geçerek bir yerlere geldiklerine inanıyorum. Hepsi bir kendinden güçlünün varlığına rağmen o yolu tuttular ve sonra da kendileri "büyük" oldular. Bu, Tarık Buğra için de böyle olmuştur, Kemal Tahir için de...
Evet o soruyu yıllar önce soran felsefe öğretmenine şunu söylemiştik. "Kendime güveniyorum..."
Gerçekten ne yaptıysa o güven duygusuyla yaptım. Hoplaya zıplaya karşıma çıkan şansım, ayağıma gelen fırsatlarım, ardına kadar açılan kapılarım olmadı. Bazısı, fırsatları değerlendirerek şansının yardımıyla istediği noktaya ulaşır. Sonra da "Ben neymişim meğer?" diyerek kabarır durur. Daha önce eteğinde dolaştığı insanları bile görmezden gelerek, onun birkaç iltifatlı sözünü dahi beğenmeyip kendisini yanlış yerlere kor. Ben ne kimsenin eteğinde dolaştım, ne de gururladım. Güven duygusu ayrı şey. Güven başlangıç demek, güven bir işi tamamlamak demek.
Bu defa insanı daha fazla deşiyorum. Herkesin hayatında bir en iyisi vardır; acaba bu roman o mu? diye sormadan edemiyorum.
Ama ben en iyiyle yetinecek biri değilim. Benim için sürekli kendimi aşabilmem önemli. Belki bir bakıma Yunus''un gönlü gibi bir dolarım, bir boşalırım.
Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şadi kılur, bir dem gelir giryan olur.
Bir dem sanasın kış gibi, şol zemheri olmuş gibi
Bir dem beşaretten doğar, hoş bağ ile bostan olur.
Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerheyleyemez
Bir dem dilinden dürr (inci) döker dertlilere derman olur.
Evet, iki yılın emeği tamamlanmak üzre. Son noktayı koyduğumda biraz hüzünleneceğim.. Alıştığım kişilerden ayrıldığım için. Ama ardından daha başka insanlar gelecek. Bununla avunuyorum.

