Kaydet
a- | +A

Bilmezdim sarının böylesine iç açıcı, kırmızının böylesine alımlı olduğunu...diye başlamak istiyorum. Doğa''nın bütün çiğdemleri, bütün gelincikleri, bahar yaz arası demde ayağa kalkmış. Maviler, pembeler, morlar bile yalnızca sarı kırmızı görünüyor gözüme... Gözlerimiz farkında mısınız, sadece bu iki rengi algılıyor, bu iki rengi görüyor.

Sarı kırmızı bir çağ başlıyor bundan böyle. Çocukların gözü gönlü bu renklerde. Göremesek arıyoruz. Sarının, kırmızının meftunu olduk.

Hatta diyebilirim ki çiçekler bundan böyle sarıya, kırmızıya ağırlık verecek. Sarı bütün sıcaklığıyla sarıp sarmalayacak gönülleri; kırmızı bütün ihtişamıyla kuşatacak yürekleri.

Düşüne koyuldum o gece. Yenmesini öğrenmiş bir Türk futbolu vardı karşımızda. Bütün diğer geçilmezlere aşılmazlara da o niyetle, o açıdan bakılmalıydı artık. Yenmeğe yüreklenmek, yenmeğe kanatlanmak...

Korkulan fakat kimsenin ağzına almaya cesaret edemediği şey penaltıların kaçırılma ihtimaliydi. Fakat sonradan gazetelerde karşımıza çıkacak olan kupaya doğru kanatlanmış futbolcularımızın benzeri, hayalî bir resim de şuurumuzun altında duruyordu. Bu resmi söylemeye de göz değer, söz değer diye cesaretimiz yoktu.

Aslında Galatasaray uzatmalı maçı sonuna değin yara bere alarak, eksilerek fakat güçlü bir takım karşısında başarıyla götürmüştü. Beklenen, topun Arsenal kalesine süzüleceği o büyük andı. Yaraşanı buydu. Oldu ve yaraştı. Sevgiler, sevinçler, gözyaşları, şükür eğilmeleri hepsi birbirine karıştı.

Gençliğin başarısıdır bu. Aklın başarısı, çalışmanın ve inanmanın başarısı... Galatasaray bu başarıyı yere göğe yazdı. İşte Atatürk gençliği buydu böyle olmalıydı.

Fatih ve Fatih''in arslanları... Türkiye''nin en anlamlı tarihine 19 Mayıs''a karışan ve onunla kucaklaşan bu zafer hepimizin yüzünü güldürdü. Hep kötü günler için toplanır, hep acıyı konuşurduk. Şimdi sevinci, övüncü konuşuyoruz. Atatürk''ün Samsun''a çıkışıyla Galatasaray''ın Avrupa''ya çıkışı birbirini buldu. Bu sadece Galatasaray''ı değil, yek vücut olmuş, Sakaryalaşmış bir milletin medyasıyla, halkıyla başarısıdır.

Bu futbol adamları kadar o seyirci de unutulmasın! Kollektif heyecanı ayakta tutarak dalgalar halinde attıkları sloganlar, söyledikleri besteler ve özellikle son umutların yürekten taşması demek olan "Dağ Başını Duman Almış" marşı unutulmasın. O demekti ki "Artık yapacağınızı yapın!"

Onlar bu çağrıyı, bu daveti aldılar ve cevapladılar. Cevapların en güzeliyle.. Şimdi bütün dünya bu başarıyı alkışlıyor. Bütün dünya, Türkler''i yeni baştan tanımağa, kavramağa çalışıyor.

Sarının kırmızıya sevdalandığı bir bahar mevsimi... Yazı hayatımda futbolla ilgili ilk yazım bu oldu. Kim ne derse desin bu çocuklar politikanın yapamadığını yaptılar ve cumhuriyet tarihimizin en önemli savaşlarından birini verdiler. Ustasından öğrencisine kadar. Onları unutmayın.