Kaydet
a- | +A

Canlı yayına pek çıkmıyor, bu işi nasıl yaptıklarına da şaşıyordum. Çünkü canlı yayına katılmak, hele hele böylesi bir yayını yönetmek ayrı bir rahatlık istiyor. Ama hız çağındayız ve anlık yaşıyoruz ya, bu da çağın icaplarından.

Geçenlerde Samanyolu Televizyonu''nun "Perihan Savaş Bizimle" programının konuğuydum. Başlamadan önceki dakikalarda bu işin altından kalkıp kalkamayacağımı düşünüyordum. Biraz gergindim doğrusu... Ama ilk iki üç cümleden sonra herşey yerli yerine oturdu. Aslında her işin kavranması alışmaya bağlı. Canlı yayında konuşmak da sürekli yapılan bir iş haline geldi mi kolaylaşıyor. Hatta bant yayınından daha da kolay hale geliyor. Çünkü onun kadar hazırlık kademelerinden fazla geçmiyor. Doğallık söz konusu.

Şunu da söylemeliyim, STV kültür değerlerimizi sahiplenen düzeyli programlarıyla o değerde insanlar, kitleler tarafından beğenilen bir TV kanalı. Geçenlerde TV kanallarından eğlence merkezi haline gelen bir tanesine telefon açıp kültür sanat bölümünü istemiştim. İyi ki hakaret sayıp yüzüme kapatmadılar telefonu. Muhatab olduklarım pek şaşkındılar; adeta küçük dillerini yutmuş gibiydiler; "Bi dakika efendim!" deyip başka birini bağlıyor, o da cevap hakkını bir başkasına devrediyordu. Velhasıl şu kültür sanat denen, ne idüğü belirsiz, zararlı haşereyi kimse bulamıyordu azizlerim. Sonunda birisi çıkıp "Bizim televizyonumuzda kültür sanat şubesi yoktur ama arzu ederseniz sizi magazin işlerine bakan arkadaşlarımıza bağlayabiliriz" dedi.

Hazin ki ne hazin... Neyse ki STV gibi kanallar var da yüzümüzü ağartıyor. İçimizi dolduruyor, düştüğümüz boşluktan sıyırıyor bizleri.

Perihan Savaş tiyatrodan sinemaya geçmiş, birçok sinema filminde oynamış, bazı talihsizliklerle acılarla karşılaşmış bir sanatçı, bir anne... Şimdi yeniden tiyatroya dönmüş, Cevat Fehmi Başkut''un ünlü "Buzlar Çözülmeden" adlı eserinden Haldun Dormen ve Kemal Uzun tarafından müzikale uygulanan "Bir Kış Öyküsü"nde oynuyor. (Yayla Sanat Merkezi-Maltepe) Sabah programa çıkmadan hazırlıklarımızı yaparken bir yandan da Perihan Savaş''ın hazırlanışını izledim. Profesyonelce davranışları, işindeki gayreti, cehdi hemen farkediliyordu. Hayatla didişiyordu kelimenin tam anlamıyla. Yaşamak için, başarmak için müthiş bir cesareti ve güveni olduğunu gördüm. Bu açıdan benim son romanım "Deli Zamanlar''daki Aypare''ye benzettim.

Programa katılışım benim bu romanım dolayısıyla idi. Gerçekleştirenlere buradan tekrar teşekkür ediyorum. Perihan Savaş''ın sorularından biri de kitabın ilk sayfasında yer alan F. Nietzsche''nin şu sözüydü: "İçindeki kahramandan yüz çevirme!" Cinnet noktalarında karamsarlıklara düştüğü halde Nietzsche bunu söyleyebilmiş.

Evet herkesin içinde bir kahraman yaşar değil mi? Süsler püsler, giydirir kuşandırır onu. Onsuz olamayız; o olmasını istediğimiz kişidir. O bizim kanatlarımız, o bizim yaşama gücümüzdür. Bütün bunalımlar, ters dönüşler, yuvarlanışlar onu kaybettiğimiz zaman başlar. Cesaretle güvenle iç içedir. O programda da buna benzer şeyler söyledim.