Köşk nihayet 10. Cumhurbaşkanına kavuştu. Ahmet Necdet Sezer, 3. turda beklenen oyu toplayarak cumhurbaşkanı seçildi. İlkeleri olan, şahsiyetli, saygıdeğer bir hukuk adamı Ahmet Necdet Sezer. Şimdilik birçoğumuzun bildiği de bundan ibaret. Anladığımız kadarıyla gösterişten uzak, sade bir hayatı var; eşinin ve çocuklarının görüntüleri de aynı türden bir iz bırakıyor. Ama asıl kanaatimizi elbette zaman tayin edecek.
Biz öyle fazla lükse, konfora alışık bir millet değiliz. Köşkte aşırı makyaj, saray işi gerdanlıklar, broşlar, iri taşlar, kalem ucu topuklu ayakkabılar, askılı dekolte giysiler, binbir gece masallarını andıran davetler gördük mü aslında tecessüsümüz o noktada olsa da yadırgarız. Canımız sıkılır, bunları günün konusu ederiz. Ucu bucağı bellisiz, tantanalı masaların uzayıp gittiği düğünlere katılıp şampanya patlatan, yaraşanı budur zihniyetiyle uzaktan yakından akraba olunmadık şarkıcı düğünlerinin çiftlerine pırlanta takı armağan eden devletlileri de tuhaf karşılamışızdır. Yine de iyi niyetimizle sevmişizdir onları; babacan tonton, ana gibi sıcak bulmuşuzdur. Çankaya''dan çok renkli insanlar gelip geçmiştir. Bazıları gelen gideni aratmadı dedirdecek biçimde aynı yolun yolcusu olmakta direnmiştir. İnsan yapısının iki hali vardır bilirsiniz; kimileri cerbezeli, renkli, etkili kişilerdir. Bunların özel hayatları, çoluğu çocuğu, davranışları sözleri olay olur. Kimileri de siyah beyaz tonlarda, ciddi, vakur, ayrıntılara girmeyen, merasim adamı tipindedir. Ben renkli insanı tercih ederim; renkleri dozunda tutmak şartıyla. Atatürk renkli bir kişiliğe sahiptir fakat inandıklarından, kendi kurallarından taviz vermeyen bir kişiliktir bu. Özal globalleşen dünyaya yaraşmış bir liderdi. Yeniliklere açıktı, köhneyi, eskimişi yıktı, teknolojiye açıldı ama Türkiye''de bazı değerler de onun zamanında yıprandı. Demirel''in renkliliği aktif kişiliğinden esprilerinden, halk adamı ve çağdaşlık karması görüntüsünden, çoğu zaman azarlar gibi konuşmasından, muhatabını çuvallatmayı sevmesinden, tecrübeli bir parti emekçisi olmasından kaynaklanır. Elbette cumhurbaşkanı olan kişi hiçbir zaman memur görüntüsünde dairesine gidip gelen biri olmamalı. O her zaman güçlü bir ses tonuyla konuşacak, koşarcasına yürüyecek, kalabalıkları çekip kavrayacak, kendisine sesleneni duyacak, hastalığını, sızısını belli etmeyecek, gülümsemeyi bilecek, arada sırada azarlayacak, arada sırada sevecek, yoruldum demeyecek... Biliyorsunuz Demirel kaç kez düştü ve düşecek olduydu, yardımlarla ayağa kalktığında hemen daima ne kadar güçlü olduğunu anlatmak için gülümsedi. Velhasıl cumhurbaşkanlığı zorun da zoru bir iş... Yalnızca bilgi sahibi olmak ilim adamı olmak, hukuku iyi bilmek yetmez. Ülke yönetiminde gülmenin, ciddiyetin hoşgörünün ve sertliğin dozunu iyi ayarlamak gerekir. İyi biliyoruz ki halkın unutamadığı devlet adamları, onun ruhunu kavramış olanlardır. Dileğim yeni Cumhurbaşkanımızın tarihe Türkiye''yi ileriye götürme yolunda önemli kapıları açmış bir devlet adamı olarak geçmesidir.

