Dağlar her mevsim başka görünür gözüme. Kışın tenha ve solgundur ama biraz da hırçındır görüntüsü. Yine de insana gelecek baharları, kavuşmaları düşündürür. Bir kar dostluğuyla sarmaş dolaştır. Kar bezenişi altında sabrı, tahammülü, gayreti anlatır aslında.
İlkbaharda delicedir dağlar baştan aşağı, sularla haşir neşir. İlkbaharda Karadeniz''e özellikle Rize''ye gidin, yeşilin kutlu senfonisini duyarak yaylalara çıkın. O yaylaları bir daha unutmamak üzere yüreğinize yazın. İçinize çekin dağların kokusunu. Yeşilini gözlerinize yazın!
Kar sularının taa yücelerden doruklardan atlaya atlaya çocukça inişini görün. Bir su coşkusudur bu. Su bayramı desek daha doğru... Sular sevgiliye doğru coşkuyla ve hasretle koşar. Kavuşur mu kavuşmaz mı bilemeyiz... Kimi zaman insanoğlunun çabası da böyle değil midir? Koşuyorsunuz umutla, beklentilerle fakat sonuç? Kimi yerde vazgeçip durur, sanki umutsuzluğa kapılarak bir tereddüt halinde kalır. Hatta yeniden kara buza döner. Bir kristalleşme manzarasıyla karşı karşıya gelirsiniz. Güneşin yedi rengi bu cam parıltısının üstündedir. Tebessümünüz şaşkınlığa karışır.
Bilmem neden yaz ve yaz sonu dağları bana ömrüm gibi yakın durur. Birşeyler anlatır bana, bulup çıkaramam. Bütün herşey, bana ait yaşanmışlıklar sanki bir dağın ardında bekler. Ulaşmak isterim, kıyısına gelirim ulaşamam. Sanki böyle bir dağ eteğinde doğmuşumdur, onun gibi. İstanbul tepelerinde uçurtma uçurduğum zamanları hatırlarım. Bomboş kırların serinliği içime dolar. Bütün dağ şarkıları gelir kulağıma. Ferhat''ın iniltisi...
Dedim ya başkadır yaz dağları... Hele üzerinde doğan ve batan güneş ortalığı kızıla boyadı mı yeşilin, mavinin, laciverdin morun bir başka haleti olur. Dağları bu haliyle canıma gönlüme yakın bulurum. Ben dağlara baktıkça soluğum açılır, içim genişler. Güç verir bana, başımı yaslayasım gelir. Sırtı dağlara tepelere dayalı evleri onun için severim.
Sonbahar dağları bir şiirdir. En duru maviyi, en yüksek laciverdi, en gür beyazı sonbahar dağlarının üstünde bulursunuz. Mevsimler en güzel resmi sonbaharda yapar dağlar üstüne... Ay en yüce parıltısıyla sonbaharda doğar. Dağların bulutlarla yarenliğini bilirsiniz. Güzün bu dostluk iyice pekişir.
Nereye gitsem orda bir dağ manzarası bulmuşumdur kendime. Hele şimdi yaz sonu dağlar bir ayrılık türküsü okuyor karşımda. Garipliğin gurbetin şarkısı. Gün batımı bile farklı. Rengini süzerek yitip gidiyor güneş; geride kalan tortuya hayran kalıyorsunuz. O tortu geç vakitlerde bile gökte hissediliyor. İlkbaharın böyle keskin, böyle alımlı bir kırmızısı var mıdır, bilemiyorum.
Evet nereye gitsem isterim ki bana günün ışığını, gölgelerini resmeden bir tepe bir dağ bulunsun. Olmadı. Düşünür hayal ederim. Biraz gayret ettim mi uzaklardan esen serinliğini duyabilirim... İnsanın ulaşacak, ferahlayacak bir dağı olmalı diye düşünürüm. Yeter ki duyabilecek yüreği olsun...

