Kimi insanlar bilirim; büyük meseleleri yoktur, dümdüz, inişsiz yokuşsuz bir hayat yaşarlar. Kimileri de çalkantılar içinde yuvarlanır, efsane boyutlarında bir ömür sürerler... Bunlar bir davayı omuzlamış olanlardır. Ölümlerden kıl payı dönerler, itilir kakılır, sonra omuzlara alınırlar. Kişilikleri hiç şaşmaz, hep doğru bildikleri yoldadırlar. Dr. Baymirza Hayit, bu ikincilerdendir. Onunkisi bir alperen hayatıdır. Türkistan tarihine baş koymuş, ilim ve aşkı bir arada kaynaştırmış bir kalem mücahidi... Bir o kadar da insan... Kat kat tevazu, iyi niyet bulursunuz onda.
Çeşitli toplantılarda, Türkoloji kongrelerinde, sempozyumlarda tanıdım kendisini... Türkistan güneşi almış, yanık esmer yüzünde içindeki taşkınlıktan ışık alan hareketli göz bebekleri öylece aklımda... Bir karınca sabrıyla Türkistan tarihini taa başından itibaren Sovyet engellerine, daha sonra da esir düştüğü Polonya cephesinde Alman eziyetlerine rağmen harf harf kalbine yazan adam.
Diyebilirim ki Türkistan''ın bugünkü bağımsızlığının kıvılcımlarını o Çolpanlarla yakmış, o yolda öldürülen Türkistan şehitlerinin hatıralarını taşıyarak bugünlere varmıştır... Yaralanmış, esir düşmüş, aç kalmış, ölümlerin eşiklerinden dönüvermiş, İkinci Dünya Savaşı''nı bütünüyle yaşamış, inanılmaz olaylarla pişmiş bir bilge kişi... Belki bir Dede Korkut...
Turan Kültür Vakfı 17 Ocak 1998''de "Dr. Baymirza Hayit''e Saygı" adlı bir toplantı düzenlemişti. Yaşayan büyüklere vefa örneği... Şimdi de aynı Vakıf, Hoca Ahmet Yesevi Vakfı ve daha bazı kuruluşların desteği ile bir kitap yayımlamış. Kitabı hazırlayanlar, Rasim Ekşi ve Erol Cihangir... "Dr. Baymirza Hayit Armağanı" isimli bu kitapta Baymirza Hayit''in o renkli efsanevi hayatı, onu tanıyan değerli kalemlerin yazıları, Türkistan milli mücadelesi ile ilgili makaleler yer alıyor.
Dr. Baymirza Hayit''in hayatını okurken iki olay beni çok etkiledi, hatta sarstı. Birincisi, ağabeyi Nurmirza Hayit''in şehadetidir. Nurmirza Hayit, Ruslara karşı Müslüman mücahitlerin saflarına katılarak savaşan yiğitlerdendir. 1922 yılının kurban bayramında babaları bayram namazından döndüğünde anneyi yarı baygın vaziyette bulur. Bir de bakar ki yanıbaşında Nurmirza Beyin kanlı kesik başı... Hadise şöyle olmuştur: Evdekiler bayram namazına gittiklerinde evin kapısına birisi gelir. Elinde bir paket vardır. Bayram hediyesi getirdiğini söyleyen adam bir beze sarılı olan şeyi tabak içinde uzatır. Kadıncağız hediyeyi kimin gönderdiğini sorar. Adam "Açtığınızda öğrenirsiniz" deyip gider. Ana, bezi çözdüğünde oğlunun başıyla karşı karşıya kalır.
Bu olayı değerli romancı Mehmet Niyazi''nin "Bayram Hediyesi" adıyla kaleme aldığını duyuralım.
Hayit, savaş sırasında Almanya''da Milli Türkistan Birlik Komitesi''nde çalıştığı sıralarda 110 sahifelik "Türkistan''ın Kısa Tarihi" adıyla bir risale yayımlamıştır. Ne var ki bu eserden geriye kalan tek nüsha, Türkistanlı asker Settarali Bahazade''de bulunuyormuş. Bahazade savaşta yaralanır ve iki ayağı da kesilerek yerine protez takılır. Almanlar yenilip Sovyet Ordusu Polonya''ya girince Settarali bu risaleyi takma bacağının içine saklar. Uzun uğraşlardan sonra bunu Baymirza''ya ulaştırır. Kan ve mürekkep... Türkistan Tarihi böyle yazılmıştır.
Bu köşeden "Kaleminize bereket" diyerek Dr. Hayit''e saygılarımı iletiyorum.

