Kaydet
a- | +A

Evlere bir sürü eşya doldurduk. Medeniyet ve çağ bunu istedi... Eski evler ne ferahtı, fazla eşya olmadığından bir toz barınağı haline de gelmezdi. Birkaç sedir, şilteler, soba, mangal, dolap vesaire... Evi bir defa süpür, şilteleri silkele; tamam, oda işi bitti. Belki bu ferahlık, ruh sağlığımızın da bir yansımasıydı. Eski Türk mimarisi ve döşemeciliği sadelikte ısrarlıydı.

Rahmetli Malik Aksel Hoca anlatmıştı, Ankara''da Atatürk''ün isteğiyle bir Türk evi sergisi açılır. Bu sergide eski Türk evi ile Batıya dönük modern ev yanyana temsil edilir. Atatürk, sergiyi gezmeye gelir. Eski Türk evine bakar; cumbaları, sedirleri, şilteleri, dantelli örtüleriyle bizim ev geleneğimizin seçkin bir örneği.. Bir de koltuklu, masalı, iskemlli modern eve bakar. Sonunda,

"Bizim eski Türk evi daha güzelmiş!" der.

Ama biz yine Batının da hayran kaldığı eski Türk evleri geleneğine son verdik. Sedirleri, alçacık hasır iskemleleri, mangalları tavan aralarına attık yahut eskicilere verdik. Üstünde dimdik oturduğumuz koltukları, kanepeleri aldık yerlerine. Amerikalılar gibi ayaklarımızı sehpalara uzatamadık ama, koltuğa eğreti de otursak, alıştık. Artık bizim de koltuklarımız masa ve iskemlelerimiz vardı.

İsmail Hakkı Baltacıoğlu "Sedir ideal bir oturma yeridir." demiş. "Arkasından, sağından solundan Kırşehir ve Mucur yastıklarıyla beslendiği zaman en rahat koltuk ve kanepe olan sedir vücudun bütün yorgunluğunu birden alır. Korkmayın, sıkılmayın, ayıplarlar demeyin. Yün şilteleri sedirin üstüne koyun, üstüne pamuk bir şilte koyup bu yumuşak divanın üzerine oturun, arkanızı ve yanlarınızı pamuk yastıklarla besleyin. Rahat edin, rahat yaşayın, dinlenin! Eğer tozlanırsa silker, kirlenirse yıkarsınız. Kendi malınızı, kendi zevkinizi benimseyin."

Eski Bursa evlerinde ben sedirlerin ot yastıklı, saman şilteli olanlarını da görmüştüm. Herhalde onlar daha sağlıklıydı. Otunu değiştirir, yenisini korsunuz; pamuğunu attırma derdi yok.

Sedirden niye vazgeçtik? Avrupalılar gibi oturmaya başladıktan sonra... Canım onun yerine şimdi çekyatlar var? Doğru ama çekyat, ot yastıklı, saman şilteli sedire benzer mi?

Eşyanın değişmesine yine bir diyeceğim yok; asıl arkasındaki düşünceye kızıyorum. Şu değişim merakımızın aşırılığına kendimize ait daha neleri neleri bir tarafa atmadık ki? Sade sediri mi?

Tunus''ta bir ev gezmesine gitmiştik. Tunuslular evlerini nasıl döşüyorlar, merak etmiştim. Ev sahibi odaları açtı. Aman Allahım! Bizim uçları enli dantelli, patiska örtüleriyle sedirler karşıma çıkmaz mı? Duvarda ev sahibinin dedesinin resmi... Tıpkı Türk gülümsemesi, hatları da öyle..." Dedeniz Türk müydü?" diye sordum. "Belki" dedi. Bir zamanlar Osmanlı Devletine bağlı olan Tunus''ta Anadolu''dan gitme pek çok Türk olduğunu okumuştum. Çehreler beyaz, saçlar kumral... Sorsanız "Dedelerimiz Maraş''tan gelmiş." "Antep''ten gelmişiz" diyorlar. Fakat bu evin, bizde kayıplara karıştığı halde Tunus''ta karşıma çıkması medeniyetimizin nereleri kucakladığını, nerelere uzandığını bana anlattı ve o zaman içim buruldu.