Ahmet Vefik Alp büyük usta "ordinarius" unvanını aldı. Uluslararası Mimarlık Akademisi veriyor bu payeyi. Dünya ülkeleri temsilcilerinden seçilme Yüksek Bilim Konseyi, Bulgaristan''da bin kişinin huzurunda bir Türk mimarını ve bilim adamını "büyük usta" unvanıyla değerlendiriyor. Neden? Çağdaş mimarlığa katkıları sebebiyle...
Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp''in sahip olduğu bu unvanın bilim ve sanatta kazanılacak en yüksek paye olduğunu elimdeki bilgilerden aktarayım. Kutluyorum. Övünülecek bir değerimiz var.
Mektuplar geliyor, kimi şiir, kimi hikaye, kimi şikâyetname. Kimi yaşama coşkusu dolu, kimi dertli, kaygılı. Cevaplamaya çalışıyorum ve sizlerle bir başka iklimde buluşmuş oluyorum.
Son günlerde gelen mektuplar arasında bana Alpaslan Tekin''inki ilgi çekici geldi. Çocukluğunun İzmir''ini anlatmış Alpaslan Tekin. Keşke bunları bir mektupta özetlemese, hikayelere dökseydi, diye düşündüm.
Hikaye için de ayrı bir kalem ustalığı gerek. Başarabilir mi bilemiyorum. O bir doğuş ve yatkınlık meselesi, bir eğitim işi ayrıca. Yaza yaza bileylenecek kalemi. Yalnız Alpaslan Tekin''in anlattığı faytonlar, arkalarına takılıp düğünlere gitmeler, beş kuruşluk külâhlı dondurmalar, macunlar, dağlardan kesilerek merkeplere yüklenen ve sokak sokak satılan buzlar, karla pekmezin karılmasıyla yapılan kar helvaları, teknolojinin, nüfus patlamasının unutturduğu bütün o şeyler hatırlanmalı diye düşünüyorum.
Şubat ayından beri evrak çantamın gözlerinden birinde unutulup tutuklu kalan mektup Malatya''dan Süreyya Soyman''a ait. Üç şiir kitabı yayımlanmış; "Paydos" ve "Gönülden Damlalar" gibi...
Soyman, edebiyata ilgisizlikten yakınıyor. Sosyal gönüllü olarak çalışan Süreyya Hanım karamsarlığa kapılmasın. Üç kişi takdir etsin ama gerçekten takdir etsin bu yeter.
Bir de Almanya mektubumuz var. "Sizin yaşınızı bilmiyorum. Bilsem bile ne çıkar, öyle güzel yazıyorsunuz ki..." diyen Gülhanım Öz devam ediyor Almanyadan ve diyor ki; "Sana bazen yazılarını okuduğum zaman içimden hemen yazmak ya da seninle sohbet etmek geliyor. İnşallah sen benim yaşadığım müddetçe hep yazarsın."
Gülhanım Öz''ün güzel dilekleri ve duyguları için teşekkürler ediyorum. Gülhanım (İsmin güzelliğine bakın!) yeni kitabımın ne zaman çıkacağını soruyor. Aynı soruyu soran okuyucularıma toptan cevap vereyim. Sanırım ağustos sonu veya eylülde... Deli Zamanlar adlı romanımla birlikte Vaktini Bekleyen Tohum adını verdiğim yazılarım ve bir de adını henüz belirlemediğim, son yazdığım hikayeler.. (Ötüken Yayınları-0212 251 03 50)
Muzaffer Beyazbulut Manisa''dan sesleniyor: Güzel bir Yunus beyti yollamış oralardan, benimle birlikte edebiyatı, sözün güzelini seven herkese armağan. Çünkü şöyle diyor. "Sayın vazifeli, bu emaneti sevdiklerinize okumanızı arzu ve istirham ediyorum."
Yunus bu halk içinde eksiklidir Hak bilir
Divane olmuş çağırır dervişlik bühtan bana
Eksiklerimizin azalması dileğiyle...

