Kaydet
a- | +A

Bir yazımda belki hatırlarsınız, yıllar önce elime geçmiş eski bir şiir antolojisinden söz etmiştim. Necdet Evliyagil ve Ümit Yaşar Oğuzcan hazırlamışlar. Şimdi ikisi de hayatta değiller... Kitap epeyce kalın, ensiz boysuz bir şey. Ünlü ünsüz birçok şairi kapsıyor. Cumhuriyet dönemi şairleri... Kimileri çoktan göçüp gitmiş; kimileri sağ. Bazılarını hiç tanımıyorum; belki kitapları bile yoktur, olmamıştır. Ne var ki hepsini yan yana koydunuz mu bir dünya oluşuyor, bir dönem aydınlığa çıkıyor. Yazık ki şiirlerin çoğu o sayfalarda kalmış, nisyana karışmış... Kimbilir neler düşledi onları yazanlar; büyük bir şair olmayı, kitaplar yayımlamayı, ders olarak okutulmayı... Aslında o adını duymadıklarımızın şiirleri hiç de fena değil ama bu biraz da şans işi... Ağaca aşı yapmak gibi. Tutmazsa tutmuyor. Ben bu kitabı hep yakınımda bulundururum. Tanınmış bir şairin şiirlerinden birini bulmak istediğimde boş dönmem. Ayrıca o nisyana karışmışları okumaktan da hoşlanırım. İşte bunlardan bir tanesi "Harp Poemi" adını taşıyor... Şu poem sözcüğünü kullanmasa iyi edermiş ama ne çare? Demek o dönemde de bugünkü kadar olmasa bile yabancı sözcüklere ilgi duyuluyormuş. Zafer H. Taran yazmış yıllar önce. Öyle zafer türküleri söylemeyen, savaşın acımasız yanlarını sergileyen bir şiir... Onlar bağ bozumuna gider gibi Ellerinde sıcaklığı karılarının Dudaklarında vatan türküleri Ve dağınık saçlarında rüzgar Çekip gittiler katar katar... Bu üç bölümlük şiirde beni o sayfaya çeken son bölüm oldu. Şiir olmanın da ötesinde bir şey vardı orda. Kimbilir hangi savaştı şairin sözünü ettiği; daha Kıbrıs yoktu, Güneydoğu, Bosna-Hersek savaşları yoktu o tarihte... Anlatıyordu bir adam harbe dair Yüzüne yamanmış barut yanığı Sağ kolu bir cephede Ve bir cephede ayağı Onlar Dağınık saçlarında rüzgar Çekip gittiler katar katar

Biz böyle yaşadık adaşım Senden ne haber... Çoğu zaman savaş kahramanlarını ululamakla yetiniriz. Oysa burada savaşı yaşamış birileriyle, belki bir sonraki kuşak karşı karşıya getiriliyor ve cephelerde vücutlarının birer hatta ikişer parçasını bırakmış gazilerin bundan sonraki yarım yaşayışları söz konusu ediliyor. Bir savaş gerçekleşiyor ama neler pahasına... Geçmiş zamanlardan kalma bu mısralar bence hiç eskimemiş...